Defense Priorities kıdemli üyesi Jennifer Kavanagh'ın ABD'nin Asya'daki askeri duruşunu radikal biçimde değiştirme önerisi, Washington'da Çin'e yönelik tartışmaların ne denli kutuplaştığını gözler önüne serdi. Kavanagh, ABD'nin bölgedeki güçlerinin büyük kısmını geri çekmesi ve müttefiklerine daha fazla sorumluluk devretmesi gerektiğini savunuyor. Bu öneri, Çin'in yükselişine karşı sert tedbirler alınmasını isteyenlerle, askeri angajmanın sınırlandırılmasını savunanlar arasındaki derin ayrımı ortaya koydu.
Kavanagh'ın Önerisi ve Yanksıları
Kavanagh, ABD'nin Asya-Pasifik bölgesindeki askeri varlığını azaltarak, bölgesel müttefiklerin savunma yükünü üstlenmesi gerektiğini belirtiyor. Ona göre, ABD'nin mevcut duruşu hem maliyetli hem de Çin ile gereksiz bir çatışma riski taşıyor. Bu görüş, özellikle son yıllarda Çin'e karşı daha agresif bir politika izlenmesi çağrılarıyla ters düşüyor. Washington'daki hakim görüş, Çin'in askeri ve ekonomik genişlemesine karşı caydırıcılığın güçlendirilmesi yönünde. Kavanagh'ın önerisi, bu ana akımı sorgulayan azınlıkta kalan bir yaklaşım olarak dikkat çekiyor.
ABD'de Çin politikası, son yıllarda iki partinin de desteğiyle daha da sertleşmiş durumda. Tayvan'a yönelik silah satışları, Güney Çin Denizi'ndeki serbest seyrüsefer operasyonları ve teknoloji alanındaki yaptırımlar, bu sertleşmenin somut örnekleri. Kavanagh gibi isimler, bu politikaların ABD'yi istenmeyen bir savaşa sürükleyebileceğini savunuyor. Ancak bu görüş, savunma çevrelerinde ve Kongre'de geniş yankı bulmuyor. Aksine, Çin'in tehdit olarak algılanması, ABD'nin bölgedeki ittifak ağını güçlendirmesine yol açıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kavanagh'ın önerisi, yalnızca ABD içindeki bir tartışma değil; aynı zamanda bölgesel müttefikler için de önemli sonuçlar doğuruyor. Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Filipinler gibi ülkeler, ABD'nin güvenlik şemsiyesine güveniyor. ABD'nin askeri varlığını azaltması, bu ülkeleri kendi savunma kapasitelerini artırmaya zorlayabilir. Ancak bu, Çin'in bölgedeki etkisini artırmasına da yol açabilir. Özellikle Tayvan konusunda, ABD'nin tutumu belirleyici. Kavanagh, Tayvan'ın savunmasını ABD'nin üstlenmemesi gerektiğini savunurken, Çin'in Tayvan'a yönelik baskısı her geçen gün artıyor.
Çin, ABD'deki bu tür tartışmaları yakından izliyor. Çin Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını 'istikrarsızlık kaynağı' olarak nitelendiriyor. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, geçtiğimiz yıl yaptığı açıklamada, 'Asya'nın Asyalılar tarafından yönetilmesi' gerektiğini söylemişti. Bu söylem, ABD'nin bölgeden çekilmesi yönündeki beklentiyi yansıtıyor. Ancak ABD'nin çekilmesi, Çin'in daha agresif bir politika izlemesine cesaret verebilir.
Öte yandan, ABD'deki tartışmalar, ülkenin küresel liderlik rolüne dair daha geniş bir sorgulamanın parçası. Irak ve Afganistan savaşlarının yarattığı yorgunluk, ABD kamuoyunda askeri müdahalelere karşı bir isteksizlik oluşturdu. Ancak Çin'in yükselişi, bu isteksizliğe rağmen ABD'nin bölgede kalması gerektiği argümanını güçlendiriyor. Kavanagh'ın önerisi, bu ikilemi yansıtıyor: ABD, Çin ile rekabet ederken aynı zamanda askeri angajmanını azaltabilir mi?
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki Çin tartışması, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel güç dengeleri açısından önem taşıyor. Türkiye, NATO üyesi olarak ABD'nin güvenlik politikalarından etkileniyor. ABD'nin Asya'da odaklanması, Avrupa'daki askeri varlığını azaltabilir ve bu da Türkiye'nin güvenlik hesaplarını etkiler. Ayrıca Türkiye, Çin ile ekonomik ilişkilerini geliştiriyor; Kuşak ve Yol Girişimi'nde yer alıyor. ABD-Çin rekabetinin derinleşmesi, Türkiye'nin denge politikasını zorlaştırabilir. Türkiye, bir yandan Batı ittifakı içinde kalırken diğer yandan Çin ile işbirliğini sürdürmek durumunda. Bu dinamikler, Türk dış politikası için dikkatle izlenmesi gereken bir denklem oluşturuyor.