ABD Temsilciler Meclisi Çin Özel Komitesi'nde geçtiğimiz hafta düzenlenen bir oturumda, State Armor şirketinin CEO'su Michael Lucci, Çin Komünist Partisi'nin ABD'deki etkisine karşı daha sert önlemler alınmasını talep etti. Lucci, 'Amerikan anavatanı tehdit altında. Eyaletler bu mücadelenin ön cephesinde yer alıyor ve Çin Komünist Partisi'nin etkisi her geçen gün artıyor' ifadelerini kullandı. Ancak bu çağrının arkasında, karanlık para akışıyla finanse edilen bir lobi faaliyeti yatıyor.
Karanlık para ve Çin karşıtı söylem
State Armor, Çin'in teknoloji ve savunma alanındaki yükselişine karşı ABD'de güvenlik çözümleri sunan bir firma. Şirketin CEO'su Lucci, komite önünde yaptığı konuşmada, Çin'in eyalet düzeyindeki etkisini 'sinsi bir sızma' olarak nitelendirdi. Ancak araştırmacı gazeteciler, Lucci'nin geçmişte Çin karşıtı söylemleriyle bilinen bazı muhafazakar vakıflardan fon aldığını ortaya çıkardı. Bu vakıflar, bağışçılarının kimliklerini gizleyerek 'karanlık para' akışına aracılık ediyor.
Uzmanlar, bu tür Çin karşıtı söylemlerin aslında ticari çıkarları gizlediğini belirtiyor. State Armor, ABD'de Çin teknolojisine alternatif ürünler satarak büyümeyi hedefliyor. Şirket, Çin'in 5G ve yapay zeka alanındaki ilerlemesini 'ulusal güvenlik tehdidi' olarak tanımlayarak, kendi ürünlerine pazar yaratmaya çalışıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu durum, ABD-Çin rekabetinin sadece devletler düzeyinde değil, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları üzerinden de yürütüldüğünü gösteriyor. Çin karşıtı lobi faaliyetleri, ABD'deki eyalet yönetimlerini ve yerel işletmeleri hedef alıyor. Özellikle Çin'e hassas teknoloji transferini önlemek için yasalar çıkarılmasına odaklanılıyor. Bu durum, küresel tedarik zincirlerinde kutuplaşmayı derinleştiriyor ve yeni ticaret engelleri yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki Çin karşıtı karanlı para operasyonları, Türkiye'nin dengesini koruma stratejisini etkileyebilir. Türkiye, hem ABD hem de Çin ile ilişkilerini dengelemeye çalışırken, bu tür lobi faaliyetleri Ankara'nın manevra alanını daraltabilir. ABD'deki Çin karşıtı söylemlerin tırmanması, Türkiye'nin Çin'den teknoloji transferi ve yatırım çekme çabalarına zarar verebilir. Ayrıca, Türkiye'nin NATO müttefiki olarak ABD'nin Çin'e yönelik baskılarına uyum sağlaması beklenebilir. Ancak bu durum, Türkiye'nin bağımsız dış politika hedefleriyle çelişebilir. Türkiye, bu jeopolitik rekabette kendi çıkarlarını korumak için çok boyutlu bir diplomasi yürütmek zorunda kalacaktır.