ABD ve Çin, karşılıklı olarak her biri 30 milyar dolarlık ithalatı kapsayan tarife indirimi listeleri üzerinde anlaşmaya vardı. Washington ile Pekin arasında aylardır süren yoğun müzakereletin ardından duyurulan çerçeve, malların yaklaşık %90'ı için en çok kayrılan ülke (MFN) tarifelerini belirlerken, yeni kurulan Ticaret Konseyi (Board of Trade) yönergelerini de kapsıyor. Anlaşma, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında geçtiğimiz hafta gerçekleşen telefon görüşmesinin ardından gelen ilk somut adım olarak değerlendiriliyor.
Ticaret Savaşının Arka Planı
ABD ile Çin arasındaki ticaret gerilimi, 2018'de Trump yönetiminin Çin'den ithal edilen çelik ve alüminyuma ek gümrük vergileri getirmesiyle başladı. Takip eden yıllarda iki ülke karşılıklı olarak milyarlarca dolarlık ürüne tarife uyguladı. Çin, ABD'nin tarım ürünlerine, otomobillere ve teknoloji ürünlerine yönelik ek vergilerine misilleme olarak kendi tarifelerini devreye soktu. Süreç, küresel tedarik zincirlerinde ciddi kırılmalara yol açtı ve dünya ticaret hacmini olumsuz etkiledi.
Müzakereler boyunca taraflar zaman zaman birbirlerine yaklaşsa da kapsamlı bir anlaşma sağlanamamıştı. Ancak son dönemde hem ABD hem de Çin ekonomilerinin büyüme hızındaki yavaşlama, her iki tarafı da uzlaşıya itti. Özellikle Çin'in ihracatında yaşanan düşüş ve ABD'de enflasyon baskısının artması, tarife indirimi konusunu acil bir gündem maddesi haline getirdi.
Anlaşmanın Kapsamı ve Detayları
Varlıan mutabakata göre, ABD ve Çin karşılıklı olarak 30'ar milyar dolarlık ithalat kaleminde tarife indirimine gidecek. Bu kapsamda, söz konusu malların yaklaşık %90'ı için en çok kayrılan ülke statüsünde gümrük vergisi uygulanacak. En çok kayrılan ülke ilkesi, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) çerçevesinde bir ülkeye tanınan en düşük tarife oranının diğer tüm üyelere de uygulanmasını öngörüyor.
Anlaşmanın en dikkat çekici unsurlarından biri, iki ülke arasında kalıcı bir istişare mekanizması işlevi görecek olan Ticaret Konseyi'nin kurulması. Konsey, ileride ortaya çıkabilecek ticari anlaşmazlıklarda arabuluculuk yapacak ve yeni tarife düzenlemeleri konusunda ortak çerçeve belirleyecek. Böylece taraflar, anlaşmazlıkları yeniden tırmanmadan çözme imkânına kavuşacak.
Uzmanlar, anlaşmanın yalnızca 30'ar milyar dolarlık bir dilimi kapsadığını, dolayısıyla mevcut tarifelerin tamamını ortadan kaldırmadığını vurguluyor. Yine de bu adım, ticaret savaşının sona ermesi yolunda önemli bir kilometre taşı olarak görülüyor. Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte, özellikle tarım ürünleri, yarı iletkenler, otomotiv parçaları ve tüketici elektroniği sektörlerinde hissedilir bir rahatlama bekleniyor.
Küresel Piyasalara ve Bölgeye Etkileri
Anlaşma haberi, küresel piyasalarda olumlu bir havaya yol açtı. Asya borsaları günü yükselişle kapatırken, ABD vadeli işlemleri de primli seyretti. Altın ve tahvil gibi güvenli liman varlıklarına olan talebin azalması, yatırımcıların risk iştahının arttığını gösteriyor. Petrol fiyatları da küresel ticaretteki canlanma beklentisiyle yükseldi.
Uzmanlar, anlaşmanın yalnızca iki ülke arasındaki ticari ilişkileri değil, küresel tedarik zincirlerini de olumlu etkileyeceğini belirtiyor. Özellikle Güneydoğu Asya ülkeleri, ABD-Çin geriliminden en çok etkilenen bölgeler arasında yer alıyordu. Tarife indirimleri, bu ülkelerin ara malı ihracatını da canlandırabilir. Avrupa Birliği ise anlaşmayı temkinli bir iyimserlikle karşıladı; Brüksel, ticaret savaşının küresel ekonomiye verdiği zararın farkında olduklarını ve benzer adımların çok taraflı ticaret sistemine katkı sağlayacağını açıkladı.
Öte yandan, anlaşmanın kalıcı olup olmayacağı konusunda soru işaretleri bulunuyor. ABD'de yaklaşan seçimler ve Çin'in teknoloji alanındaki hamleleri, iki ülke arasındaki rekabetin süreceğini gösteriyor. Ticaret Konseyi'nin ne kadar etkili işleyeceği ise önümüzdeki aylarda netlik kazanacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin ticaret anlaşması, Türkiye ekonomisi için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Küresel ticaretteki canlanma, Türkiye'nin ihracat pazarlarında talebi artırabilir ve tedarik zincirlerindeki kırılmaların hafiflemesiyle ara malı maliyetlerini düşürebilir. Ancak anlaşmanın Türkiye'nin ABD ile olan ticaret açığına doğrudan etkisi sınırlı olacak. Öte yandan, Çin'in tarife indirimleri sonrası ABD pazarına daha fazla yönelmesi, Türk ürünlerinin rekabet gücünü zorlayabilir. Türkiye'nin, değişen küresel ticaret dengelerine uyum sağlamak için ihracat çeşitlendirmesine ve katma değerli üretime ağırlık vermesi gerekiyor.