ABD Donanması, beş gemiden oluşan Theodore Roosevelt Uçak Gemisi Saldırı Grubu (CSG) ile üç gemilik Makin Island Amfibi Hazır Grubu'nu (ARG) Batı Kıyısı'ndan art arda konuşlandırdı. 30 Eylül 2026 tarihli bu çift konuşlandırma, ABD'nin aynı anda iki farklı bölgede güç projeksiyonu yapma kapasitesini göstermesi açısından dikkat çekiyor. Theodore Roosevelt CSG'ye bir uçak gemisi, en az iki füze kruvazörü, bir destroyer ve bir denizaltı eşlik ediyor. Makin Island ARG ise amfibi hücum gemisi, bir çıkarma platformu ve bir dok gemi grubundan oluşuyor. Her iki grup da San Diego merkezli olarak Pasifik Okyanusu'na açıldı.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Donanması'nın uçak gemisi konuşlandırma döngüsü, küresel güvenlik ortamındaki dalgalanmalara göre şekilleniyor. Theodore Roosevelt, son bakımını 2025 sonunda tamamlamış ve deniz testlerini müteakip göreve hazır hale gelmişti. Makin Island ise 2026 yazında tatbikat görevlerinden dönmüştü. İki grubun peş peşe ayrılması, ABD'nin Hint-Pasifik ve Orta Doğu'daki varlığını aynı anda güçlendirmeyi hedefliyor. Uçak gemisi grubu genellikle yüksek yoğunluklu çatışma ortamlarında hava üstünlüğü sağlamak için kullanılırken, amfibi hazır grubu deniz piyadelerini taşıyarak kriz bölgelerine hızlı müdahale yeteneği sunuyor. Bu tür çift konuşlandırmalar, ABD'nin aynı anda iki büyük bölgesel krize yanıt verebileceğini göstermeyi amaçlıyor.
Son yıllarda ABD Donanması, bakım gecikmeleri ve mürettebat yorgunluğu nedeniyle uçak gemisi bulundurma oranlarında zorluklar yaşadı. Ancak 2026 itibarıyla hem Atlantik hem Pasifik'te gemilerin hazırlık seviyesi artırılmış durumda. Theodore Roosevelt'in konuşlandırılması, özellikle Güney Çin Denizi ve Tayvan Boğazı'ndaki gerilimlerin arttığı bir dönemde caydırıcılık mesajı olarak yorumlanıyor. Makin Island ARG ise Orta Doğu'ya yönlendirilerek İran ve Yemen'deki Husilerle ilgili operasyonlara destek sağlayabilir.
ABD Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, konuşlandırmaların rutin rotasyon planı dahilinde olduğunu açıkladı. Ancak askeri analistler, iki grubun aynı anda yola çıkmasının nadir bir durum olduğunu ve bunun küresel güvenlik ortamındaki belirsizliklerle bağlantılı olduğunu belirtiyor. Özellikle Çin'in artan deniz faaliyetleri ve Rusya'nın pasifikteki tatbikatları, ABD'nin bu tür çift konuşlandırmalarla dengeli bir görünüm sergileme çabası olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Theodore Roosevelt CSG'nin muhtemel rotası, Batı Pasifik üzerinden Güney Çin Denizi'ne uzanıyor. Bu bölge, Çin'in dokuz çizgi iddiası ve Tayvan çevresindeki askeri aktiviteler nedeniyle sıcak bir nokta. ABD, uluslararası hukuka uygun seyrüsefer özgürlüğü devriyeleri düzenleyerek müttefiklerine güvence veriyor. Makin Island ARG ise büyük olasılıkla Orta Doğu'ya yönelecek ve Kızıldeniz'deki ticari gemi koruma görevlerine katılacak. Bu görev, İran destekli Husilerin saldırılarına karşı uluslararası koalisyonun bir parçası.
ABD'nin aynı anda iki büyük deniz grubunu konuşlandırması, askeri harcamalar ve caydırıcılık açısından önemli bir sinyal. Navy'nin 2026 mali yılı bütçesi, uçak gemisi sayısını korumaya ve bakım süreçlerini iyileştirmeye odaklanmıştı. Bu çift konuşlandırma, bütçe kesintilerine rağmen operasyonel hazırlığın sürdürülebileceğini gösteriyor. Ayrıca, Kuzey Kore'nin balistik füze denemeleri ve Çin'in Tayvan çevresindeki tatbikatları, ABD'nin bölgedeki varlığını güçlendirmesini gerektiriyor.
NATO müttefikleri de bu gelişmeyi yakından izliyor. Özellikle Akdeniz ve Karadeniz'de Rusya'ya karşı denge unsuru olarak ABD gemilerinin varlığı kritik. Ancak bu kez konuşlandırma Batı Kıyısı'ndan yapıldığı için doğrudan Avrupa'ya yönelik bir mesaj içermiyor. Yine de ABD'nin küresel ölçekte deniz gücünü aynı anda iki farklı yönde kullanabilmesi, müttefikler için güven verici.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin çift uçak gemisi konuşlandırması, doğrudan Türkiye'yi hedeflemese de küresel deniz güvenliği dengesini etkiliyor. Türkiye, Doğu Akdeniz ve Karadeniz'de kendi deniz yetki alanlarını korumak için dengeli bir politika izliyor. ABD'nin Pasifik ve Orta Doğu'daki yoğunluğu, NATO içindeki kaynak dağılımını etkileyebilir. Özellikle Orta Doğu'ya yönelen amfibi grubu, Türkiye'nin bölgesel güvenlik çıkarları açısından izlenmeli. Ayrıca, Türkiye'nin yerli uçak gemisi projesi (TCG Anadolu) için bu tür konuşlandırmalar, deniz gücü projeksiyonunun önemini gösteriyor. ABD'nin caydırıcılığı, Türkiye'nin savunma sanayii ve stratejik ortaklıkları açısından dolaylı da olsa referans oluşturuyor.