ABD'nin Irak ve Suriye'den asker çekme kararı, bölgede IŞİD tehdidinin sona erdiği anlamına gelmiyor. Uzmanlar, ABD güçlerinin sağladığı istihbarat, hava desteği ve eğitim gibi kritik katkıların yerini doldurmanın kolay olmadığını belirtiyor. Irak, Suriye ve bölgesel ortakların, IŞİD'in yeniden güç kazanmasını engellemek için işbirliğini artırması gerekiyor.
ABD'nin Rolü ve Çekilme Sonrası Boşluk
ABD öncülüğündeki koalisyon, 2014'ten bu yana IŞİD'e karşı mücadelede merkezi bir rol oynadı. Irak ve Suriye'deki askeri operasyonlar, istihbarat paylaşımı ve yerel güçlerin eğitimi sayesinde IŞİD'in sözde halifeliği sona erdirildi. Ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın Aralık 2018'de açıkladığı çekilme kararı, bölgede güvenlik boşluğu endişelerini beraberinde getirdi. Asker sayısı henüz netleşmese de, çekilmenin aşamalı olacağı ve bazı güçlerin kalacağı ifade ediliyor. Yine de ABD'nin hava gücü ve istihbarat desteği olmadan, yerel güçlerin IŞİD ile etkin mücadelesi zorlaşabilir.
Irak ordusu ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG), ABD desteğiyle IŞİD'e karşı önemli kazanımlar elde etti. Fakat bu güçlerin kapasitesi hâlâ sınırlı. Özellikle Suriye'deki çatışma ortamı, IŞİD hücrelerinin yeniden örgütlenmesine zemin hazırlıyor. Irak'ta ise hükümet, IŞİD sonrası istikrarı sağlamakta zorlanıyor. Bölgedeki boşluk, İran ve Rusya gibi aktörlerin nüfuzunu artırmasına yol açabilir.
Bölgesel İşbirliği Zorunluluğu
IŞİD tehdidi, tek bir ülkenin çabasıyla ortadan kaldırılabilecek bir sorun değil. Irak, Suriye, Türkiye, Ürdün ve Körfez ülkeleri gibi bölgesel aktörlerin ortak hareket etmesi gerekiyor. Ancak bu ülkeler arasındaki güven eksikliği ve farklı öncelikler, işbirliğini zorlaştırıyor. Suriye'deki iç savaş ve Irak'taki siyasi istikrarsızlık, ortak bir strateji geliştirilmesini engelliyor. ABD'nin çekilmesi, bölge ülkelerini kendi güvenliklerini sağlama konusunda daha fazla sorumluluk almaya itiyor. Ancak bu süreçte IŞİD'in yeniden canlanma riski, uluslararası toplumun da dikkatini çekiyor.
Uzmanlar, IŞİD'in ideolojik etkisini sürdürdüğünü ve yeraltı hücrelerinin aktif olduğunu vurguluyor. Çekilme sonrası oluşabilecek istikrarsızlık, radikal grupların yeniden güç toplamasına yol açabilir. Bu nedenle, bölgesel ve uluslararası aktörlerin istihbarat paylaşımı, sınır güvenliği ve terörle mücadele konusunda işbirliğini derinleştirmesi kritik önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin çekilmesi, Türkiye'nin sınır güvenliği ve Suriye politikası açısından doğrudan etkiler yaratabilir. Türkiye, IŞİD ile mücadelede aktif rol alırken, SDG'nin (PKK'nın Suriye uzantısı olarak gördüğü YPG) güçlenmesinden endişe duyuyor. Çekilme sonrası Suriye'de oluşacak boşluk, Türkiye'nin güvenlik kaygılarını artırabilir. Ayrıca IŞİD'in yeniden canlanması, Türkiye'ye yönelik terör tehdidini de beraberinde getirebilir. Türkiye, bölgesel istikrar için Irak ve Suriye ile işbirliğini sürdürürken, ABD ile ilişkilerinde yeni dengeler kurmak zorunda kalabilir.