Wall Street, yükselen Hazine tahvili getirileri ve petrol fiyatlarındaki artışın risk iştahını törpülemesiyle haftanın ikinci işlem gününü düşüşle tamamladı. S&P 500 endeksi yüzde 0,4, Nasdaq Bileşik Endeksi yüzde 0,5 ve Dow Jones Sanayi Endeksi yüzde 0,3 değer kaybetti. Teknoloji hisseleri, özellikle faiz oranlarındaki yükselişe duyarlı olanlar, satış baskısı altında kalırken; enerji sektörü, petrol fiyatlarındaki kazanımların desteğiyle dirençli göründü.
Gelişmenin Arka Planı: Tahvil Faizleri Neden Yükseliyor?
10 yıllık Hazine tahvilinin getirisi, Salı günü bir önceki kapanışa göre yaklaşık 5 baz puan artarak yüzde 4,32 seviyesine ulaştı. Bu hareket, yatırımcıların ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimlerine ilişkin beklentilerini yeniden fiyatlamasından kaynaklandı. Geçtiğimiz hafta açıklanan güçlü işgücü verileri ve enflasyonun hedefin üzerinde seyretmeye devam edeceğine dair endişeler, Fed'in bu yıl yalnızca iki faiz indirimi yapabileceği beklentisini güçlendirdi.
Chicago Ticaret Borsası'nın FedWatch aracına göre, yatırımcıların büyük çoğunluğu Fed'in ilk faiz indirimini Eylül ayında yapmasını bekliyor. Ancak bazı stratejistler, özellikle Başkan Donald Trump'ın gümrük vergileri ve göçmenlik politikalarının enflasyonist etkileri göz önüne alındığında, Fed'in daha uzun süre temkinli kalabileceği görüşünü dile getiriyor.
Öte yandan, petrol fiyatları da küresel arz endişeleriyle yükseldi. Brent tipi ham petrolün varil fiyatı yüzde 1,2 artarak 82 doları aşarken, Batı Teksas Intermediate (WTI) tipi petrol de benzer şekilde yüzde 1 artışla 78 doların üzerinde işlem gördü. Bunun temel nedenleri arasında, OPEC+ ülkelerinin üretim kesintilerini uzatma kararı ve jeopolitik risklerin (özellikle Kızıldeniz'deki Husi saldırıları) taşımacılık maliyetlerini artırması gösteriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Asya Piyasaları ve Fed Etkisi
ABD'deki bu gelişmeler, küresel piyasalara da yansıyor. Asya-Pasifik bölgesinde gösterge endekslerden Japonya'nın Nikkei 225 endeksi çarşamba günü erken işlemlerde yüzde 0,8 değer kaybetti. Çin'in Şanghay Bileşik Endeksi ise yatay seyretti. ABD tahvil getirilerindeki yükseliş, Asya merkez bankaları üzerinde de bir baskı oluşturuyor; çünkü faiz oranları arasındaki fark, para birimlerinin değerini etkiliyor ve sermaye hareketlerinde dalgalanmalara neden olabiliyor.
Analistler, yatırımcıların bu hafta açıklanacak olan enflasyon verisi ve Fed Başkanı'nın kongrede yapacağı konuşmalardan yeni sinyaller beklediğini belirtiyor. Öte yandan, küresel borsalardaki düşüş, risk iştahının azaldığına işaret ederken, altın fiyatları ons başına 2.350 dolar seviyesinde dengelendi. VIX endeksi (korku göstergesi) ise yüzde 3 artışla 16 seviyesinin üzerine çıktı.
Bu tabloda, ABD ekonomisinin durumuna ilişkin 'yumuşak iniş' senaryosu güçlü kalmaya devam ediyor. Ancak piyasa aktörleri, yüksek getirilerin şirket kârları üzerindeki baskısını ve tüketici harcamalarındaki yavaşlamayı yakından izliyor. Örneğin, ulaştırma sektöründe faaliyet gösteren bazı büyük şirketlerin hisseleri, artan yakıt maliyetlerinin etkisiyle satış baskısı altında kaldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD borsalarındaki bu düşüş ve tahvil faizlerindeki yükseliş, gelişmekte olan ülkelerin dış finansman koşullarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye gibi yüksek dış borç ihtiyacı olan ve cari açık veren ekonomiler için küresel risk iştahındaki azalma, portföy yatırımlarında kaçış riskini beraberinde getirebilir. Petroldeki artış ise Türkiye'nin enerji ithalatını direkt etkiliyor; cari açık üzerindeki baskı artabilir. Ancak, Türkiye'nin son dönemde uyguladığı sıkı para politikası ve rezerv yönetimi, bu tür dış şoklara karşı direnç kazanmasına yardımcı oluyor. Önümüzdeki dönemde Fed'in atacağı adımlar, Türkiye'nin faiz indirimi takvimi ve döviz kuru üzerinde belirleyici olmaya devam edecek.