ABD hisse senedi piyasalarındaki son dönem rallisini körükleyen kaldıraç kullanımı, yatırımcılar ve düzenleyiciler için giderek daha büyük bir endişe kaynağı haline geliyor. Wall Street'te artan borçlanma ile finanse edilen alımlar, piyasa dengesini tehdit ediyor. 2023 ve 2024 yıllarında teknoloji ve yapay zeka odaklı hisselerde yaşanan hızlı yükselişte kaldıraçlı işlemlerin önemli rol oynadığı belirtiliyor. Ancak bu ivmenin tersine dönmesi halinde, yüksek kaldıraç kullanan yatırımcıların marj çağrılarıyla karşılaşarak satışları hızlandırabileceği ve daha geniş bir piyasa düzeltmesine yol açabileceği ifade ediliyor.
Gelişmenin Arka Planı: Kaldıraç Seviyeleri Rekor Kırıyor
Finans piyasalarında kaldıraç, yatırımcıların daha yüksek getiri elde etmek amacıyla borç para kullanarak işlem yapmasını ifade ediyor. ABD'de marj borcu (margin debt) son aylarda rekor seviyelere yaklaştı. New York Menkul Kıymetler Borsası (NYSE) verilerine göre, marj borcu Şubat 2025 itibarıyla 870 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bu miktar, 2021'deki pandemi dönemi zirvesi olan 935 milyar doların sadece biraz altında.
Yatırımcıların hedge fonlar ve bireysel yatırımcılar aracılığıyla kullandığı türev ürünler de kaldıracı artıran diğer unsurlar arasında yer alıyor. Özellikle opsiyon piyasalarındaki işlem hacmi, 2020 öncesine göre iki kattan fazla arttı. Sıfır günlü opsiyonlar (0DTE) olarak adlandırılan ve aynı gün içinde sona eren spekülatif opsiyonların hacmi günde yaklaşık 1 trilyon dolara ulaştı. Bu durum, piyasanın kısa vadeli dalgalanmalara karşı kırılganlığını artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Faiz Artışları ve Düzenleme Çabaları
ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz oranlarını yüksek tutması, kaldıraçlı pozisyonların maliyetini artırmış olsa da, yatırımcıların risk iştahını henüz kırmış değil. Ancak piyasa uzmanları, herhangi bir dış şokta kaldıraçlı pozisyonların hızla çözülmesinin domino etkisi yaratabileceği uyarısında bulunuyor. Örneğin; jeopolitik gerilimler, beklenmedik bir enflasyon verisi veya Fed'in şahin bir açıklaması, ani satışları tetikleyebilir.
Düzenleyici kurumlar konuya ilişkin çalışmalarını sürdürüyor. SEC (ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu), özellikle hedge fonların kullandığı kaldıraca ilişkin daha sıkı raporlama yükümlülükleri getirmeyi değerlendiriyor. Avrupa'da da benzer endişeler mevcut; Avrupa Merkez Bankası (ECB) finansal istikrar raporlarında kaldıraçlı yatırım fonlarının risklerine sürekli vurgu yapıyor. Küresel ölçekte, kaldıraçlı işlemlerin yarattığı kırılganlık, 2008 küresel finans krizini anımsatan bir ihtiyatla izleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye açısından ABD borsalarındaki kaldıraç riski, küresel sermaye akımları üzerinden etkili olabilir. ABD piyasalarında yaşanacak ani bir düzeltme, risk iştahını azaltarak yatırımcıların gelişmekte olan piyasalardan çıkışına yol açabilir. Bu durum, Türkiye gibi kırılgan ekonomilerde döviz kurlarında baskı ve faizlerde yükseliş yaratabilir. Ayrıca, Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerin bir kısmının ABD piyasalarına kote olması veya ABD'li yatırımcıların Türk varlıklarına olan ilgisi, bu riski doğrudan Türkiye'ye taşıyabilir. Dolayısıyla, Türkiye'nin makroekonomik kırılganlıkları göz önüne alındığında, bu gelişme yakından izlenmelidir.