ABD'nin Çinli biyoteknoloji firmalarına yönelik incelemeleri yoğunlaşırken, Çin'in yapay zeka (YZ) destekli ilaç tasarım şirketleri küresel sahneye hızla çıkıyor. Sınır ötesi anlaşmalardaki patlama, bu firmaların uluslararası ilaç devleriyle yaptığı lisans anlaşmalarının değerini rekor seviyelere taşıdı. Sektör verilerine göre, 2024'ün ilk yarısında Çinli biyoteknoloji şirketlerinin küresel ilaç firmalarıyla imzaladığı dış lisans anlaşmalarının toplam değeri 20 milyar doları aştı. Bu rakam, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 40 artış gösterdi. Özellikle YZ tabanlı ilaç keşif platformlarına sahip şirketler, anlaşmaların ön saflarında yer alıyor. ABD'nin ulusal güvenlik endişeleriyle Çinli biyoteknoloji firmalarını daha yakından izlemesine rağmen, bu iş birliği dalgası durulmak bilmiyor.
Gelişmenin arka planı: YZ ve ilaç tasarımında Çin'in yükselişi
Çin, yapay zeka ve biyoteknoloji alanındaki yatırımlarını son on yılda katlayarak artırdı. Ülkede faaliyet gösteren 200'den fazla YZ odaklı ilaç keşif şirketi, küresel ilaç endüstrisinin dikkatini çekiyor. Bu firmalar, geleneksel ilaç geliştirme sürecini yıllardan aylara indiren yazılımlar geliştiriyor. Örneğin, Çinli Insilico Medicine, geçtiğimiz yıl ABD'li bir ilaç deviyle 1,5 milyar dolar değerinde bir lisans anlaşması imzaladı. Şirketin YZ platformu, akciğer fibrozu tedavisi için bir molekülü sadece 12 ayda keşfetti. Benzer şekilde, XtalPi ve DeepOrigin gibi firmalar da uluslararası ortaklıklarla adlarından söz ettiriyor.
Bu anlaşmaların temelinde, Çin'in yüksek vasıflı yazılım mühendisleri ve biyologları bir araya getiren ekosistemi yatıyor. Ayrıca, Çin hükümetinin YZ ve biyoteknoloji alanına sağladığı teşvikler de büyük rol oynuyor. Şanghay ve Shenzhen gibi şehirlerde kurulan teknoloji parkları, bu alanda faaliyet gösteren start-up'lara vergi indirimleri ve laboratuvar altyapısı sunuyor. Washington ise bu durumu yakından takip ediyor. ABD Ticaret Bakanlığı, 2023 yılında bazı Çinli biyoteknoloji firmalarını "ticari kısıtlama" listesine eklemişti. Ancak sektör temsilcileri, bu kısıtlamaların iş birliğini tamamen durdurmadığını, aksine şirketleri daha yaratıcı ortaklık modellerine yönelttiğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Jeopolitik gerilimler ve pazar dinamikleri
ABD ile Çin arasındaki teknoloji savaşı, biyoteknoloji alanında da kendini gösteriyor. Washington, özellikle genetik verilerin kötüye kullanılması ve askeri uygulamalara yönelik endişelerle Çinli firmaları mercek altına alıyor. Buna karşılık, Pekin yönetimi yerli firmaları korumak için alternatif finansman kaynakları yaratıyor. Çin Devlet Kalkınma Bankası, biyoteknoloji start-up'larına düşük faizli krediler sağlarken, Şanghay Borsası da bu şirketlerin halka arzını kolaylaştırıyor. Bu durum, Çinli YZ ilaç firmalarının küresel rekabette ayakta kalmasını sağlıyor.
Küresel ilaç devleri ise bu jeopolitik gerilimlere rağmen Çinli ortaklarla çalışmaya devam ediyor. Bunun başlıca nedeni, YZ tabanlı ilaç keşfinin geleneksel yöntemlere göre yüzde 70 daha hızlı ve yüzde 50 daha düşük maliyetli olması. Pfizer, Novartis ve Roche gibi firmalar, Çinli şirketlerin geliştirdiği algoritmaları kullanarak yeni ilaç adaylarını daha hızlı test ediyor. Ancak uzmanlar, ABD'nin olası yeni yaptırımlarının bu iş birliğini sekteye uğratabileceği konusunda uyarıyor. Özellikle ABD Ulusal Güvenlik Ajansı'nın (NSA) Çinli firmaların yazılımlarına casusluk yazılımı yerleştirdiği iddiaları, sektördeki güven bunalımını artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in YZ destekli ilaç tasarımındaki yükselişi, Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Türkiye, ilaçta dışa bağımlılığını azaltmak ve yerli üretimi artırmak için benzer YZ platformlarına yatırım yapabilir. Ancak Çinli firmalarla olası bir iş birliği, ABD ile ilişkilerde gerilime yol açabilir. Türkiye'nin NATO üyesi olması ve ABD ile stratejik ortaklığı, Çin'den teknoloji transferini sınırlayabilir. Diğer yandan, Türk ilaç şirketleri, maliyet avantajı nedeniyle Çinli YZ firmalarıyla ortaklık kurabilir. Bu durumda, Türkiye'nin kendi veri güvenliği yasalarını devreye sokması ve hassas sağlık verilerinin korunmasını sağlaması kritik önem taşıyor. Sonuç olarak, küresel ilaç endüstrisindeki bu dönüşüm, Türkiye'nin uzun vadeli sağlık politikalarını şekillendirecek önemli bir faktör.