Financial Times'ın haberine göre ABD yönetimi, NATO'nun doğu kanadındaki müttefiklerine nükleer silah taşıyabilen savaş uçaklarını konuşlandırma izni vermeyi değerlendiriyor. Bu adım, Washington'un Avrupa'daki askeri taahhütlerinin güvenilirliğine yönelik artan endişelerin ortasında atılıyor. Şu anda ABD'nin nükleer paylaşım düzenlemeleri kapsamında Belçika, Almanya, İtalya, Hollanda ve Türkiye'de nükleer silahlar bulunuyor. Söz konusu plan, bu ülkelerin yanı sıra özellikle Polonya ve Baltık ülkeleri gibi doğu kanadı ülkelerini de kapsayacak şekilde genişletilmesini öngörüyor.
Atlantik ötesi güvenlik garantileri sorgulanıyor
Financial Times'ın konuya yakın kaynaklara dayandırdığı habere göre, ABD’nin nükleer paylaşım düzenlemelerini genişletme fikri, özellikle Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığı ve ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltabilecek bir başkanlık değişikliği ihtimali nedeniyle gündeme geldi. Eski Başkan Donald Trump'ın NATO müttefiklerine yönelik eleştirileri ve ABD’nin savunma harcamalarına katkı payını sorgulayan söylemleri, Avrupalı liderlerde Washington’un uzun vadeli taahhütlerine duyulan güveni sarsmıştı.
Plan kapsamında, nükleer silah taşıma kapasitesine sahip F-35 Lightning II savaş uçaklarının doğu kanadı ülkelerinde konuşlandırılması değerlendiriliyor. Ancak bu ülkelerin nükleer silahların bakımı ve depolanması için gerekli alt yapıya sahip olup olmadığı da ayrı bir tartışma konusu. Polonya Savunma Bakanı Mariusz Błaszczak daha önce ülkesinin NATO'nun nükleer paylaşım programına katılmaya hazır olduğunu dile getirmişti.
ABD'nin bu hamlesi, aynı zamanda Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması (NPT) kapsamında tartışmalara yol açabilir. Zira antlaşma, nükleer silahların yayılmasını engellemeyi amaçlıyor ve ABD'nin müttefiklerine nükleer silah sağlaması, uluslararası toplumda eleştirilere neden olabilir. Rusya ise bu tür adımları kendi güvenliğine yönelik bir tehdit olarak görüyor ve karşı önlemler alabileceğini sinyalini veriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Rusya ile yeni bir gerilim mi?
ABD'nin nükleer paylaşımı genişletme planı, NATO-Rusya ilişkilerinde yeni bir krize yol açma potansiyeli taşıyor. Rusya yönetimi, daha önce de NATO'nun doğuya doğru genişlemesini kendisine yönelik bir tehdit olarak nitelendirmişti. Nükleer silahların Polonya gibi Rusya sınırına yakın ülkelerde konuşlandırılması, Moskova’nın tepkisini çekecek ve muhtemelen karşılıklı askeri yığılmayı artıracaktır.
Öte yandan, Avrupa Birliği içinde de nükleer paylaşım konusunda görüş ayrılıkları bulunuyor. Almanya ve Fransa gibi ülkeler, nükleer silahların yayılmasının risklerine dikkat çekerken, doğu Avrupa ülkeleri Rusya tehdidine karşı daha somut güvenlik garantileri talep ediyor. ABD'nin bu adımı, NATO içindeki dayanışmayı güçlendirebileceği gibi, ittifak içinde yeni bölünmelere de yol açabilir. Ayrıca, nükleer silahların Avrupa'da yeniden konuşlandırılması, Soğuk Savaş döneminden dönüş olarak yorumlanabilir ve kıtadaki güvenlik dengelerini köklü şekilde değiştirebilir.
Uzmanlar, bu planın hayata geçirilmesi halinde, Rusya'nın Belarus veya Kaliningrad bölgesine benzer şekilde nükleer silah konuşlandırabileceğini, böylece Avrupa'da yeni bir nükleer silahlanma yarışının fitilinin ateşlenebileceğini belirtiyor. Nükleer silahların kontrolü rejiminin giderek zayıfladığı bir dönemde, bu tür adımlar küresel istikrarı da tehdit ediyor. ABD'nin bir yandan Rusya ile stratejik istikrar diyaloğunu sürdürürken, diğer yandan nükleer paylaşımı genişletmesi, çifte standart olarak yorumlanabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, halihazırda ABD'nin nükleer paylaşım programı kapsamında İncirlik Hava Üssü'nde nükleer silah bulunduran ülkeler arasında yer alıyor. ABD'nin bu programı genişletme planı, Türkiye'nin NATO içindeki stratejik önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Ancak Türkiye'nin Rusya ile geliştirdiği dengeli ilişkiler ve S-400 hava savunma sistemleri krizi, nükleer paylaşım bağlamında Ankara'nın konumunu hassaslaştırıyor. Bölgesel düzeyde, Yunanistan'ın da benzer taleplerde bulunması halinde Ege'deki güç dengesi etkilenebilir. Türkiye'nin bu gelişmeyi kendi güvenlik çıkarları açısından dikkatle izlemesi ve NATO içindeki konumunu korurken, Rusya ile angajmanını da sürdürmesi bekleniyor.