ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) üst düzey politika yetkilisi, Trump yönetiminin Avrupa'daki Amerikan askeri varlığının geleceğine ilişkin kararlarında, ABD ordusunun Avrupa'daki hava üslerine erişim kabiliyetinin merkezi bir rol oynayacağını açıkladı. Bu açıklama, NATO'nun doğu kanadındaki güvenlik endişelerinin sürdüğü ve Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırgan politikalarının devam ettiği bir dönemde geldi.
Pentagon'un Gözden Geçirme Sürecinin Arka Planı
Pentagon'un politika işlerinden sorumlu Savunma Bakan Yardımcısı John Rood, geçtiğimiz hafta Senato Silahlı Hizmetler Komitesi'nde yaptığı konuşmada, ABD'nin Avrupa'daki askeri konuşlanmasının kapsamlı bir gözden geçirilmesi sürecinde olduğunu belirtti. Rood, hava üssü erişimi ve uçuş izinlerinin (overflight) bu incelemenin en önemli unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, "Kıtadaki üslerimize ve hava sahasına erişimimiz, Avrupa'daki güvenlik taahhütlerimizin temel taşıdır. Bu erişim olmadan, müttefiklerimizi savunma kabiliyetimiz ciddi şekilde sınırlanır" dedi.
Gözden geçirme süreci, Trump yönetiminin Avrupa'daki askeri varlığını azaltma yönündeki daha geniş bir tartışmanın parçası olarak görülüyor. Başkan Trump, uzun süredir Almanya başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinin NATO savunma harcamalarına yeterli katkı yapmadığını eleştiriyor. Almanya'nın gayri safi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 2'si olan NATO hedefine ulaşamaması, Washington'un tepkisini çekiyor. Trump'ın geçtiğimiz yıl Almanya'daki yaklaşık 9 bin 500 askerin geri çekilebileceğini veya Almanya dışına kaydırılabileceğini açıklaması, Avrupalı müttefikler arasında endişe yaratmıştı.
Pentagon'un incelemesi, yalnızca Almanya'daki üsleri değil, aynı zamanda İtalya, Türkiye, Belçika, Hollanda ve İngiltere dahil olmak üzere Avrupa genelindeki askeri tesisleri kapsıyor. Özellikle İncirlik Hava Üssü ve Ramstein Hava Üssü gibi kritik üsler, ABD'nin Ortadoğu ve Afrika'daki operasyonları için hayati öneme sahip. Rood, incelemenin jeopolitik gelişmeleri ve müttefiklerin savunma harcamalarını dikkate alacağını, ancak askeri etkinliğin öncelikli kriter olduğunu vurguladı.
Bölgesel ve Küresel Boyutlar
Avrupa'daki Amerikan askeri varlığı, NATO ittifakının caydırıcılık doktrininin temelini oluşturuyor. Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana, ABD, Avrupa'daki asker sayısını kademeli olarak azalttı; ancak 2014'te Rusya'nın Kırım'ı ilhak etmesinin ardından, özellikle doğu kanadındaki NATO müttefiklerini güvence altına almak için varlığını artırdı. Şu anda Avrupa'da yaklaşık 64 bin ABD askeri bulunuyor ve bunların büyük bir kısmı Almanya'da konuşlanmış durumda.
Ancak, Trump yönetimi Avrupa'daki askeri varlığı azaltma ya da yeniden konuşlandırma fikrini sıklıkla gündeme getiriyor. Bu durum, özellikle Rusya'nın Ukrayna sınırında askeri yığınak yaptığı ve Belarus ile askeri tatbikatlarını sürdürdüğü bir dönemde, Avrupalı müttefikleri tedirgin ediyor. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, ABD'nin Avrupa'daki varlığının ittifakın güvenliği için vazgeçilmez olduğunu vurgulayarak, "ABD ve Avrupa arasındaki güçlü bağ, NATO'nun kolektif savunma kabiliyetinin kalbidir" ifadelerini kullandı.
Pentagon'un incelemesi, aynı zamanda ABD'nin küresel askeri stratejisinin bir parçası olarak Çin'e odaklanma çabalarıyla da bağlantılı. Trump yönetimi, askeri kaynakları Çin'in Asya-Pasifik'teki artan etkisine karşı yeniden dengelemeye çalışıyor. Bu bağlamda, Avrupa'daki bazı birliklerin veya üslerin kapatılması veya personel sayısının azaltılması, kaynakların Pasifik'e kaydırılması için bir fırsat olarak görülebilir. Ancak Rood, incelemenin "tek bir bölgeye odaklanmak için başka bir bölgeyi zayıflatmak" anlamına gelmediğini söyledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığının kritik bir parçası olan İncirlik Hava Üssü'ne ev sahipliği yapıyor. Bu üs, ABD'nin Ortadoğu ve Orta Asya'daki operasyonları için stratejik bir öneme sahip. Pentagon'un gözden geçirmesi, İncirlik'in geleceği hakkında soru işaretleri yaratabilir; ancak mevcut koşullarda Türkiye'nin NATO içindeki rolü ve Doğu Akdeniz'deki güvenlik dinamikleri, üssün stratejik değerini artırıyor. Öte yandan, Türkiye-ABD ilişkilerinde yaşanan S-400 krizi gibi gerilimler, askeri işbirliğini zaman zaman gölgeleyebiliyor. Bu inceleme süreci, Türkiye'nin NATO müttefiki olarak önemini koruduğunu, ancak Ankara'nın savunma harcamalarını artırması ve ittifak içindeki uyumu güçlendirmesi gerektiğini gösteriyor.