ABD'nin Asya-Pasifik bölgesine yönelik dış politikası, 2025 yılının ortasında yeniden bir yol ayrımına geldi. Hint-Pasifik Komutanlığı'nın (INDOPACOM) öncelikli rolüne veda eden Washington, bir kez daha Ortadoğu'daki krizlerin gölgesinde Asya stratejisini revize etmek zorunda kalıyor. Bu durum, ABD'nin Çin karşısındaki caydırıcılık kapasitesini ve müttefikleriyle ilişkilerini doğrudan etkiliyor.
INDOPACOM'dan Ortadoğu'ya: Stratejik Kayışın Arka Planı
ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) Asya-Pasifik'teki ana askeri yapılanması olan Hint-Pasifik Komutanlığı, son yıllarda Çin'in artan etkisine karşı bölgedeki müttefiklerle işbirliğini güçlendirmişti. Ancak 2025'in ilk yarısında İsrail-Filistin çatışmasının tırmanması ve İran'ın nükleer programına ilişkin belirsizlikler, ABD'nin dikkatini yeniden Ortadoğu'ya çekti. Biden yönetiminin ardından gelen yeni yönetim, askeri kaynakların bir kısmını Ortadoğu'ya kaydırmak zorunda kaldı. Bu durum, Pasifik'teki deniz devriyeleri ve tatbikatların azalmasına, Tayvan ve Güney Çin Denizi'ndeki ABD varlığının sorgulanmasına yol açtı. Uzmanlar, bu kayışın Çin'e bölgesel hedeflerini gerçekleştirme konusunda daha fazla hareket alanı tanıyabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Müttefikler Endişeli
ABD'nin Asya'daki müttefikleri, özellikle Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Filipinler, stratejik kayıştan rahatsızlık duyuyor. Tokyo ve Seul, Kuzey Kore tehdidi karşısında ABD'nin güvenilirliğini sorgularken, Canberra ve Manila, Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki baskısına karşı yalnız kalma endişesi taşıyor. Öte yandan, ABD'nin Ortadoğu'da angaje olması, Çin'in bu bölgedeki diplomatik ve ekonomik nüfuzunu artırmasına da zemin hazırlıyor. Pekin, Suudi Arabistan ve İran arasındaki arabuluculuk girişimleriyle dikkat çekerken, ABD'nin bölgeden çekilmesi Çin'in enerji güvenliği ve ticaret yolları üzerindeki etkisini pekiştiriyor. Küresel ölçekte bu kayış, ABD'nin iki cepheli bir stratejiyi sürdürme kapasitesine ilişkin soru işaretleri yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Asya'dan Ortadoğu'ya yönelmesi, Türkiye açısından iki ucu keskin bir bıçak. Bir yandan Ortadoğu'da ABD'nin daha aktif olması, Suriye, Irak ve Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin çıkarlarıyla çakışabilecek gelişmelere yol açabilir. Öte yandan ABD'nin Pasifik'teki kaynak kısıtlaması, Çin ile ilişkilerini geliştiren Türkiye'ye Çin karşısında elini güçlendirebilir. Ayrıca, ABD'nin müttefikleriyle yaşadığı güven bunalımı, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, bu denklemde kendi bölgesel çıkarları doğrultusunda dengeli bir politika izlemek zorunda kalacak.