ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), 2024 yılında Bağdat yönetimiyle varılan anlaşma çerçevesinde Irak'tan asker çekme sürecini tamamlıyor. Bu geri çekilme, ABD'nin 2003 işgalinden bu yana Irak'ta sürdürdüğü 12 yıllık askeri varlığının sona ermesi anlamına geliyor. Ancak çekilme, başta Kürt gruplar olmak üzere ABD'nin yerel müttefiklerini İran yanlısı milislerin saldırılarına karşı savunmasız bırakma ve Tahran'ın Irak üzerindeki uzun vadeli etkisini pekiştirme riskini taşıyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD'nin Irak'taki askeri varlığı, 2003'teki işgalle başladı ve 2011'deki ilk çekilmenin ardından 2014'te IŞİD'e karşı oluşturulan uluslararası koalisyon kapsamında yeniden konuşlandırıldı. 2024'te Bağdat ile yapılan anlaşma, ABD liderliğindeki koalisyon güçlerinin kademeli olarak çekilmesini öngörüyordu. Pentagon, bu takvime uygun olarak asker sayısını azaltıyor ve son birliklerin de belirlenen tarihe kadar ülkeden ayrılması bekleniyor.
Çekilme kararının arkasında, Irak hükümetinin egemenlik vurgusu ve İran'ın baskısı yatıyor. Bağdat, ABD askerlerinin varlığını kendi toprak bütünlüğüne tehdit olarak gören İran yanlısı grupların artan saldırılarıyla karşı karşıyaydı. Ayrıca, 2020'de ABD'nin İranlı General Kasım Süleymani'yi öldürmesi sonrası Irak parlamentosu yabancı askerlerin çekilmesi yönünde karar almıştı.
ABD'nin çekilme sürecinde en büyük endişesi, Irak'taki Kürt müttefiklerinin güvenliği. Özellikle Erbil ve Duhok çevresinde konuşlu ABD güçleri, Kürt Peşmerge güçlerine eğitim ve danışmanlık sağlıyordu. Çekilme sonrası bu bölgelerin İran destekli Haşdi Şabi milislerinin hedefi haline gelmesinden korkuluyor. Ayrıca, IŞİD'in yeniden canlanma ihtimali de göz ardı edilmiyor; zira ABD hava gücü olmadan Irak ordusunun terörle mücadelede yetersiz kalabileceği belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin Irak'tan çekilmesi, Orta Doğu'daki güç dengelerini derinden etkileyecek. İran, Irak'ta siyasi ve askeri nüfuzunu artırarak Şii milisler aracılığıyla etkinliğini pekiştirebilir. Bu durum, Suudi Arabistan ve İsrail gibi İran'ın bölgesel rakipleri için güvenlik tehdidi oluşturuyor. Tahran'ın Irak üzerinden Suriye ve Lübnan'a uzanan kara koridorunu daha rahat kontrol etmesi bekleniyor.
Öte yandan, ABD'nin çekilmesi küresel terörle mücadele çabalarını da zayıflatabilir. IŞİD'in Irak ve Suriye'deki hücreleri, merkezi otoritenin zayıflamasından faydalanarak yeniden örgütlenebilir. Bu durum, Avrupa'ya yönelik terör saldırıları riskini artırabilir. NATO müttefikleri, ABD'nin bölgeden çekilmesini endişeyle izliyor; zira istikrarsızlık, mülteci akınlarını ve enerji güvenliği sorunlarını tetikleyebilir.
Rusya ve Çin de bu süreçte etkili olabilir. Moskova, Irak'ta enerji ve savunma alanında işbirliğini artırarak ABD'nin boşalttığı alanı doldurmaya çalışabilir. Çin ise Kuşak-Yol projesi kapsamında Irak'taki yatırımlarını genişletmeyi planlıyor. Bu gelişmeler, Orta Doğu'da çok kutuplu bir yapıyı güçlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Irak'tan çekilmesi, Türkiye'nin güvenlik ve dış politikası açısından kritik sonuçlar doğuracak. Irak'ın kuzeyinde PKK varlığına karşı yürütülen mücadelede ABD ile istihbarat paylaşımı ve hava desteği sekteye uğrayabilir. Ayrıca, İran'ın Irak'taki nüfuzunun artması, Türkiye'nin bölgesel dengelerde daha dikkatli bir strateji izlemesini gerektirecek. Türkiye, Irak merkezi hükümeti ve Kürt Bölgesel Yönetimi ile ilişkilerini güçlendirerek istikrarı korumaya çalışacak. Enerji koridorlarının güvenliği ve terörle mücadele, Ankara'nın öncelikleri arasında yer alıyor.