ABD ordusu, 2009 yılında Teksas'taki Fort Hood askeri üssünde 13 kişiyi öldüren ve 32 kişiyi yaralayan eski askeri psikiyatrist Nidal Hasan'ın infazını kurşuna dizilerek gerçekleştirmeye hazırlanıyor. İnfazın canlı yayınlanacağı açıklandı. Bu, ABD ordusunun 1961'den bu yana ilk kez bir askeri idamı uygulaması olacak. Hasan, 2013 yılında askeri mahkeme tarafından ölüm cezasına çarptırılmıştı ve şu anda Kansas'taki ABD Disiplin Kışlası'nda tutuluyor.
Olayın Arka Planı
5 Kasım 2009'da, ABD Ordusu'nda binbaşı rütbesiyle görev yapan ve psikiyatrist olan Nidal Hasan, Fort Hood'daki askeri üste bulunan bir askerî hazırlık merkezinde silahlı saldırı düzenledi. Saldırıda 13 asker ve sivil hayatını kaybederken, 32 kişi de yaralandı. Hasan, saldırıdan önce iş yerinde 'Allahu Ekber' diye bağırdığı ve daha sonra yaptığı açıklamalarda radikal İslamcı görüşlere sahip olduğunu belirttiği iddia edilmişti. Olay, ABD ordusu içinde bir 'iç terör' vakası olarak nitelendirildi ve uzun süre tartışıldı.
Hasan, 2013 yılında askeri mahkeme tarafından 13 kez birinci dereceden cinayet ve 32 kez cinayete teşebbüs suçlamasıyla suçlu bulunarak ölüm cezasına çarptırıldı. Askeri temyiz mahkemesi ve son olarak da ABD Yüksek Mahkemesi kararı onadı. İnfazın, 2025 yılı içinde gerçekleştirilmesi bekleniyor. Ancak kesin tarih henüz açıklanmadı.
ABD ordusu, infaz yöntemi olarak kurşuna dizilmeyi seçti. Bu yöntem, ABD askeri yasalarında nadiren kullanılır ve son olarak 1961'de bir asker bu şekilde idam edilmişti. İnfazın, Kansas'taki Disiplin Kışlası'nda özel olarak hazırlanan bir alanda yapılacağı ve sınırlı sayıda tanık ile medya mensubunun izleyebileceği belirtildi. Ayrıca, infazın canlı yayınlanacağı duyuruldu. Bu karar, idam cezasına karşı olan gruplar ve insan hakları örgütleri tarafından eleştiriliyor. Canlı yayının, infazın kamuya açık bir gösteriye dönüşmesi endişesini taşıdığı ifade ediliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'de askeri idamlar oldukça nadirdir. 1961'den bu yana hiçbir asker idam edilmedi. Bu nedenle Hasan'ın infazı, ABD askeri adalet sistemi açısından bir dönüm noktası olarak görülüyor. Askeri mahkemeler tarafından verilen ölüm cezalarının infazı, çeşitli hukuki itirazlar ve temyiz süreçleri nedeniyle yıllarca ertelenebiliyor. Hasan'ın davası da 2009'dan bu yana çeşitli aşamalardan geçti ve nihayet infaz aşamasına geldi.
İnfazın canlı yayınlanması, ABD'de idam cezası tartışmalarını yeniden alevlendirebilir. Özellikle medyanın infazlara erişimi konusunda eyaletler arasında farklı uygulamalar bulunuyor. Bazı eyaletler infazları kapalı kapılar ardında gerçekleştirirken, bazıları sınırlı medya erişimine izin veriyor. Federal infazlar ise 2021'de yeniden başlatılmıştı ve o zamandan beri birkaç federal mahkum idam edildi. Ancak askeri bir mahkumun infazı ve bunun canlı yayınlanması eşi görülmemiş bir durum.
Olay, aynı zamanda ABD ordusunda radikalleşme ve iç tehdit konularını da gündeme getiriyor. Fort Hood saldırısı sonrası orduda kapsamlı bir inceleme başlatılmış ve personelin radikal gruplarla bağlantılarının taranması için yeni prosedürler getirilmişti. Bu infaz, ordunun bu tür tehditlere karşı tutumunu ve caydırıcılık mesajını da yansıtacak.
Uluslararası alanda ise idam cezasına karşı olan ülkeler ve örgütler, ABD'nin bu kararını eleştirebilir. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, idam cezasının kaldırılması yönünde çağrılarını sürdürüyor. Ancak ABD federal ve askeri yargı sisteminde idam cezası hala yasal. Bu infaz, ABD'nin idam cezası konusundaki tutumunu uluslararası kamuoyunda yeniden tartışmaya açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, idam cezasını 2004 yılında kaldırarak Avrupa Birliği uyum süreci kapsamında önemli bir adım atmıştı. ABD'de gerçekleşecek bu infaz, Türkiye'de idam cezasının yeniden getirilmesi tartışmalarını dolaylı olarak etkileyebilir. Ancak Türkiye'nin AB üyeliği perspektifi ve insan hakları taahhütleri göz önüne alındığında, idam cezasının yeniden uygulanması zor görünüyor. Öte yandan, ABD'nin askeri bir mahkum için kurşuna dizilme yöntemini seçmesi ve infazı canlı yayınlaması, uluslararası insan hakları normlarıyla çelişiyor. Türkiye, uluslararası platformlarda idam cezasına karşı tutumunu sürdürmekte ve bu tür uygulamaları eleştirmektedir. Bu gelişme, Türkiye'nin idam cezasına karşı duruşunu yeniden teyit etmesi açısından önemli bir örnek teşkil ediyor.