ABD'de 6 Kasım ara seçimlerine bir aydan az bir süre kala, Temsilciler Meclisi'ndeki Cumhuriyetçi çoğunluğun geleceği giderek daha belirsiz hale geliyor. Başkan Donald Trump'ın onay oranlarındaki düşüş, partinin aceleyle başlattığı yeniden sınırlandırma kampanyasının hedeflerine ulaşamaması ve dalgalı ekonomi, Cumhuriyetçilerin Meclis'teki koltuklarını koruma umutlarını zayıflatıyor. Son anketler, Demokratların özellikle banliyölerde ve ılımlı seçmenler arasında ivme kazandığını gösteriyor.
Seçim atmosferi ve Cumhuriyetçilerin zorlu sınavı
Başkan Trump'ın ulusal onay oranı yüzde 40'ın altına gerilemiş durumda. Bu durum, ara seçimlerde iktidar partisi için tarihsel olarak olumsuz bir gösterge olarak yorumlanıyor. Cumhuriyetçiler, eyalet meclislerinde kendi lehlerine seçim bölgeleri çizmek için başlattıkları acil yeniden sınırlandırma (redistricting) çalışmalarından bekledikleri sonucu alamadı. Özellikle Pennsylvania, Michigan ve Kuzey Carolina gibi kritik eyaletlerde mahkemelerin müdahalesi ve iç çekişmeler, partinin planlarını sekteye uğrattı. Ekonomi cephesinde ise enflasyon, faiz oranlarındaki artış ve ticaret savaşlarının yarattığı belirsizlik, seçmenleri tedirgin ediyor. Anketler, ekonominin seçmenlerin en önemli gündemi olduğunu ve Cumhuriyetçilerin bu konudaki performansının olumsuz algılandığını ortaya koyuyor.
Bağış toplama ve aday kalitesi
Demokrat adaylar, son çeyrekte rekor düzeyde bağış toplayarak Cumhuriyetçi rakiplerini geride bıraktı. Özellikle kadın adaylar ve genç seçmenler arasında Demokratlara yönelen ilgi, partinin tabanını genişletmesini sağladı. Cumhuriyetçi Parti içindeki ılımlı kanat ile Trump yanlıları arasındaki gerilim, bazı bölgelerde aday belirleme süreçlerini çıkmaza soktu. Bu da seçmen nezdinde bir bölünmüşlük görüntüsü yaratarak partinin itibarını zedeliyor. Öte yandan, Cumhuriyetçilerin öne çıkardığı bazı adayların geçmişteki açıklamaları ve finansal skandalları, seçim kampanyalarını gölgeliyor.
Anketler ne söylüyor?
Son kamuoyu yoklamaları, Demokratların genel oy oranında 7-9 puan önde olduğunu gösteriyor. Temsilciler Meclisi'ndeki 435 koltuğun tamamının yenileneceği seçimlerde, Cumhuriyetçilerin şu anda 23 sandalye farkı bulunuyor. Ancak analistler, Demokratların bu farkı kapatmak için gereken 23 koltuğu kazanma ihtimalinin giderek arttığını belirtiyor. Özellikle banliyö bölgelerinde ve eğitimli beyaz seçmenler arasında Demokratlara yönelen kayma, Cumhuriyetçiler için alarm zilleri çalıyor. Seçim uzmanları, tarihsel olarak iktidar partisinin ara seçimlerde ortalama 25-30 koltuk kaybettiğini hatırlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki ara seçim sonuçları, Türkiye-ABD ilişkilerini dolaylı da olsa etkileyebilir. Temsilciler Meclisi'nde Demokratların çoğunluğu ele geçirmesi, özellikle silah satışları, yaptırımlar ve Suriye politikası gibi konularda Kongre'nin tutumunu değiştirebilir. Cumhuriyetçi bir Meclis, Trump yönetimine daha fazla hareket alanı tanırken, Demokrat bir Meclis, başkanın dış politika hamlelerini denetleme ve sınırlama eğiliminde olacaktır. Bu durum, Türkiye'nin F-35 programı, Halkbank davası ve Doğu Akdeniz'deki gelişmeler gibi başlıklarda karşılaşacağı tabloyu etkileyebilir. Ayrıca, ABD ekonomisindeki dalgalanmalar küresel piyasalar üzerinden Türkiye ekonomisine de yansıyabilir.
Bölgesel ve küresel yansımalar
ABD'deki siyasi dengenin değişmesi, küresel ticaret ve güvenlik politikalarını da etkileyecek. Demokratların zaferi, Paris İklim Anlaşması'na dönüş sinyali olarak yorumlanabilirken, Cumhuriyetçilerin çoğunluğu koruması durumunda ticaret savaşlarının devam etmesi bekleniyor. Avrupa ve Asya'daki müttefikler, ABD'nin dış politikasındaki olası bir yön değişikliğini yakından takip ediyor. Özellikle NATO'nun geleceği ve savunma harcamaları konusundaki belirsizlik, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu ittifak üyeleri için önem taşıyor. Seçim sonuçları, ABD'nin küresel liderlik rolünü nasıl sürdüreceği konusunda da ipuçları verecek.