Cumhuriyetçi Parti, kasım ayındaki ara seçimlere giderken seçmenlerin artan yaşam maliyeti ve Başkan Donald Trump'ın düşük onay oranı nedeniyle huzursuzluğunu fırsata çevirmek istiyor. Bu kapsamda, Demokrat Parti'nin ilerlemeci kanadını ve demokratik sosyalistleri hedef alan Cumhuriyetçiler, “sosyalizm” ve “aşırı sol” söylemleriyle seçmenleri mobilize etmeye çalışıyor. Parti stratejistleri, ekonomik kaygıları ön plana çıkararak, ilerlemeci politikaları suçlamanın kendi tabanlarını birleştireceğini ve bağımsız seçmenleri cezbedeceğini umuyor.
Ekonomik huzursuzluk ve siyasi hedef
Son anketler, Amerikalıların büyük bir bölümünün ekonominin kötüye gittiğini düşündüğünü ve enflasyonun en önemli endişe kaynağı olduğunu gösteriyor. Cumhuriyetçiler bu durumu, ilerlemeci kanadın desteklediği büyük harcama paketleri ve sosyal programları eleştirmek için kullanıyor. Özellikle “Build Back Better” (Daha İyi İnşa Et) gibi planlar, Cumhuriyetçi adayların mitinglerinde sık sık hedef alınıyor; bu planların ekonomiyi istikrarsızlaştırdığı ve orta sınıfı ezdiği savunuluyor.
Buna ek olarak, Cumhuriyetçi kampanyalar, “Yeşil Yeni Anlaşma” (Green New Deal) ve “Medicare for All” (Herkese Medicare) gibi ilerlemeci politikaları “aşırı ve maliyetli” olarak nitelendiriyor. Demokrat Parti içindeki ilerlemeci isimler, özellikle Alexandria Ocasio-Cortez ve Bernie Sanders gibi figürler, Cumhuriyetçi seçim reklamlarında sıklıkla kullanılıyor. Bu strateji, parti içindeki ılımlı Demokratları da zor durumda bırakıyor; zira onlar, ilerlemeci politikalarla özdeşleştirilmek istemiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu siyasi manevra, yalnızca ABD iç siyasetini etkilemekle kalmıyor, aynı zamanda Batı ittifakında da yansımaları oluyor. Avrupa'daki popülist sağ partiler de benzer şekilde, ekonomik hoşnutsuzluğu göç ve kimlik politikalarıyla birleştirerek seçmenleri mobilize ediyor. ABD'deki ara seçim sonuçları, uluslararası piyasalarda da yakından izleniyor; çünkü Kongre'nin bileşimi, ABD'nin mali politikaları, dış yardımlar ve ticaret anlaşmaları üzerinde belirleyici olabilir. Özellikle Biden yönetiminin Çin'e yönelik politikaları ve iklim değişikliği taahhütleri, seçim sonuçlarından etkilenebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki ara seçimlerin Türkiye'ye doğrudan yansımaları sınırlı olmakla birlikte, Kongre'nin yapısı Türkiye-ABD ilişkilerinde önemli rol oynayabilir. Özellikle Yunanistan'a yönelik askeri denge, Kıbrıs meselesi ve Suriye'deki PKK/PYD'ye verilen destek konularında Kongre tutumu belirleyici olabiliyor. Cumhuriyetçilerin ilerlemeci kanadı hedef alması, genel olarak daha milliyetçi ve dış politikada daha sert bir tutum sergileme eğiliminde olan Cumhuriyetçi tabanı güçlendirebilir. Bu durum, Türkiye'ye yönelik eleştirilerin artmasına veya savunma iş birliği konularında yeni gerilimlere yol açabilir. Yine de bu etkiler dolaylı olacak ve seçim sonrası yeni Kongre'nin önceliklerine bağlı olacaktır.