ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) tarafından yayınlanan yeni verilere göre, ülke genelinde anaokulu öğrencilerinde kızamık, kabakulak ve kızamıkçık (MMR) aşılama oranları bir önceki yıla kıyasla hafif bir düşüş gösterdi. Aynı dönemde, tıbbi olmayan muafiyet oranı yüzde 4,2 ile tarihi bir rekora ulaştı. Bu gelişme, toplum bağışıklığının zayıflaması ve salgın riskinin artması açısından ciddi bir uyarı niteliği taşıyor. CDC verileri, 2023-2024 eğitim yılında anaokulu çağındaki çocukların yüzde 93,1'inin MMR aşısı olduğunu gösteriyor; bu oran bir önceki yıl yüzde 93,3 idi. Uzmanlar, aşılama oranlarının yüzde 95'in altına düşmesinin toplum bağışıklığını tehdit ettiğini ve kızamık gibi bulaşıcı hastalıkların salgın yapma potansiyelini artırdığını vurguluyor.
Aşılama Oranlarındaki Düşüşün Nedenleri
CDC verilerine göre, tıbbi olmayan muafiyetler (dini veya felsefi gerekçelerle) son on yılda sürekli bir artış gösterdi ve bu eğilim 2023-2024 döneminde de devam etti. Muafiyet oranı yüzde 4,2 ile kayıtlardaki en yüksek seviyeye ulaştı. Bu oran, bazı eyaletlerde çok daha yüksek; örneğin Idaho'da muafiyet oranı yüzde 12,1'e, Utah'ta ise yüzde 9,1'e çıkmış durumda. Uzmanlar, bu artışın özellikle pandemi döneminde yayılan aşı karşıtı söylemlerin etkisiyle olduğunu ve sağlık otoritelerine olan güvenin azalmasının rol oynadığını belirtiyor.
Aşılamadaki bu düşüş, ABD'de son yıllarda artan kızamık vakalarıyla da paralellik gösteriyor. 2019'da ülke genelinde 1.200'den fazla kızamık vakası rapor edilmiş ve bu, 1992'den bu yana en yüksek sayı olarak kaydedilmişti. CDC, aşılama oranlarındaki düşüşün devam etmesi halinde kızamık gibi hastalıkların yeniden salgınlara yol açabileceği konusunda uyarıyor. Özellikle uluslararası seyahatlerin artmasıyla birlikte, diğer ülkelerden ithal edilen vakaların yayılma riski de gündeme geliyor.
Başkan Trump'ın Aşı Karşıtı Açıklamaları Tartışma Yarattı
Bu verilerin açıklanmasından bir hafta önce, ABD Başkanı Donald Trump'ın aşılarla ilgili yaptığı yanıltıcı açıklamalar büyük tartışma yarattı. Trump, bazı aşı enjeksiyonlarının 'bir soda şişesi boyutunda' olduğunu iddia etmişti. Bu açıklamalar, aşı karşıtı hareketin güçlenmesine katkıda bulunabileceği gerekçesiyle sağlık uzmanları tarafından sert bir şekilde eleştirildi. Amerikan Pediatri Akademisi ve Dünya Sağlık Örgütü gibi kuruluşlar, aşıların güvenli ve etkili olduğunu vurgulayarak kamuoyunu aşılama konusunda bilimsel verilere güvenmeye çağırdı.
ABD'de aşılama politikaları eyalet düzeyinde belirleniyor ve bazı eyaletler, okula giriş için aşı zorunluluğunu esneten düzenlemeler yapıyor. Örneğin, son yıllarda birçok eyalet, felsefi muafiyetlerin kapsamını genişletti veya bu muafiyetleri alma sürecini kolaylaştırdı. Bu durum, aşılama oranlarındaki düşüşün önünü açıyor ve halk sağlığı uzmanları, federal düzeyde daha sıkı politikalar uygulanması gerektiğini savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
ABD'deki aşılama oranlarındaki düşüş, sadece ulusal bir sağlık sorunu olmanın ötesinde küresel bir tehdit oluşturuyor. Kızamık, son derece bulaşıcı bir hastalık olup, aşılama oranlarının düşük olduğu bölgelerde salgınlara neden olabilir. ABD'nin dünya genelinde seyahat trafiğinin yoğun olması, bu salgınların diğer ülkelere yayılma riskini artırıyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 2023 yılında dünya genelinde kızamık vakalarında yüzde 18'lik bir artış olduğunu ve bu artışın özellikle aşılama oranlarının düştüğü ülkelerde görüldüğünü rapor etti.
Uzmanlar, COVID-19 pandemisinin aşılama programlarını aksattığını ve bu nedenle dünya genelinde milyonlarca çocuğun rutin aşılarını yaptıramadığını hatırlatıyor. Bu durum, kızamık başta olmak üzere önlenebilir hastalıkların yeniden canlanmasına zemin hazırlıyor. ABD'deki bu son veriler, küresel aşılama çabalarının önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki aşılama oranlarındaki düşüşün ve muafiyetlerdeki rekor artışın Türkiye'ye doğrudan bir etkisi olmasa da, küresel halk sağlığı açısından önemli bir gösterge oluşturuyor. Türkiye, son yıllarda aşılama oranlarını artırmak için önemli çabalar sarf ediyor ve DSÖ ile iş birliği içinde bağışıklama programlarını yürütüyor. Ancak, aşı karşıtlığı ve tereddüdü Türkiye'de de giderek artan bir sorun olarak görülüyor. ABD'de yaşanan bu gelişme, Türkiye'nin aşı politikalarını gözden geçirmesi ve toplumda aşı güvenini artıracak iletişim stratejileri geliştirmesi için bir uyarı niteliği taşıyor. Ayrıca, küresel seyahat trafiği nedeniyle olası bir kızamık salgınının Türkiye'ye sıçrama riski, yetkililerin dikkatli olmasını gerektiriyor.