ABD'de "Ana Cadde Milyonerleri" olarak adlandırılan yaklaşık 3 milyon özel işletme sahibi, ülkenin en yoğun servet havuzlarından birini biriktirmiş durumda. Bu tespit, ekonomistler Owen Zidar ve Eric Zwick tarafından yürütülen bir araştırmaya dayanıyor. Odd Lots podcast'inin bu bölümünde, söz konusu ekonomistler ve kitaplarının yazarları, bira dağıtıcıları ve benzeri "küçük adamların" nasıl zenginleştiğini ele alıyor.
Araştırmanın Arka Planı ve Ana Cadde Milyonerleri
Owen Zidar ve Eric Zwick'in çalışması, ABD ekonomisinin görünmeyen kahramanlarını mercek altına alıyor. Ülkedeki servet dağılımına ilişkin geleneksel analizler genellikle borsa yatırımcılarına, teknoloji milyarderlerine veya büyük şirket yöneticilerine odaklanır. Ancak Zidar ve Zwick'in araştırması, "Ana Cadde Milyonerleri" olarak nitelendirilen bir grubun, yani yerel ölçekte faaliyet gösteren özel işletme sahiplerinin, toplam servetin önemli bir bölümünü elinde tuttuğunu ortaya koyuyor. Bu grup, yaklaşık 3 milyon kişiden oluşuyor ve servetleri çoğunlukla kurdukları veya devraldıkları işletmelerin değerinden kaynaklanıyor.
Bu işletmeler arasında bira dağıtıcıları, yerel perakendeciler, inşaat firmaları, otomotiv bayileri ve çeşitli hizmet sektörü işletmeleri bulunuyor. Söz konusu kişiler, genellikle yüksek gelirli beyaz yakalı çalışanlardan veya serbest meslek sahiplerinden farklı bir profil çiziyor. Çoğu, kuşaktan kuşağa devredilen aile işletmelerini büyütmüş ya da belirli bir sektörde niş bir alan yakalayarak sermaye birikimi sağlamış durumda. Özellikle bira dağıtımı gibi düzenlemeye tabi sektörler, sınırlı sayıda oyuncunun bulunduğu korumalı bir pazar yapısı sunarak, bu işletme sahiplerine istikrarlı ve yüksek kâr marjları sağlayabiliyor.
Araştırmanın dikkat çeken bir yönü, bu servet havuzunun büyüklüğü ve yoğunluğu. Zidar ve Zwick'in bulgularına göre, Ana Cadde Milyonerleri'nin toplam serveti, ülkedeki en zenginlerin oluşturduğu havuzlarla karşılaştırılabilir düzeyde. Ancak bu servet, genellikle kamuoyunun gözü önünde değil; yerel ekonomilerde, küçük şehirlerde ve banliyölerde gizli bir şekilde birikiyor. Bu durum, servet dağılımı tartışmalarında sıklıkla gözden kaçan bir kesiti oluşturuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki bu tablo, küresel ölçekte de benzer eğilimlerin bir yansıması. Gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülkede, yerel işletme sahipleri ekonomik büyümenin motoru olmaya devam ediyor. Ancak ABD'deki durum, ölçek ve yapı itibarıyla farklılaşıyor. Ülkede küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ'ler), istihdamın önemli bir bölümünü sağlarken, aynı zamanda sermaye birikiminin de merkezinde yer alıyor. Bu işletmelerin bir kısmı, düşük faiz ortamı ve vergi avantajları sayesinde servetlerini katlayarak büyüttü.
Öte yandan, bira dağıtımı gibi sektörler, yerel düzenlemeler ve dağıtım ağları sayesinde rekabete kapalı bir yapı sergileyebiliyor. Bu tür sektörlerde faaliyet gösteren aile şirketleri, onlarca yıl boyunca istikrarlı bir şekilde kâr ederek nesiller boyu servet biriktirebiliyor. Bu durum, ABD ekonomisinin çok katmanlı yapısını ve farklı zenginlik türlerini gözler önüne seriyor.
Küresel ekonomik belirsizlikler, tedarik zinciri sorunları ve pandemi sonrası toparlanma süreci, bu tür yerel işletmelerin dayanıklılığını da test ediyor. Ancak Zidar ve Zwick'in araştırması, söz konusu işletmelerin servet birikimindeki rollerinin uzun vadede azalmadığını, aksine arttığını gösteriyor. Bu durum, ekonomik politika yapıcıları için de önemli ipuçları sunuyor: Vergi reformları, teşvik paketleri ve düzenlemeler tartışılırken, bu "sessiz milyonerler" kesiminin göz ardı edilmemesi gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de benzer bir dinamik gözlemlenebilir: Anadolu'nun dört bir yanında faaliyet gösteren aile işletmeleri, KOBİ'ler ve yerel üretim ağları, ülke ekonomisinin bel kemiğini oluşturuyor. ABD'deki "Ana Cadde Milyonerleri" olgusu, Türkiye'deki müteahhitler, tekstilciler, gıda dağıtıcıları ve perakendeciler gibi yerel sermaye gruplarının ekonomik ağırlığıyla paralellik taşıyor. Özellikle düzenlemeye tabi sektörlerde (tütün, alkol, akaryakıt dağıtımı) faaliyet gösteren aile şirketleri, Türkiye'de de önemli servet birikimi sağlamış durumda. Bu kesimin vergilendirilmesi, teşviklerden yararlanma koşulları ve küresel rekabet karşısındaki konumu, Türkiye'nin ekonomi politikaları açısından dikkate alınması gereken başlıklar arasında. Ayrıca, yerel sermayenin güçlenmesi, bölgesel kalkınma ve istihdam açısından kritik önem taşıyor.