ABD yönetimi, zorla çalıştırma yasaklarının yetersiz uygulandığı iddiasıyla 60 ticaret ortağına yeni gümrük vergileri getirdi. Başkan Donald Trump'ın imzasını taşıyan kararname, Avrupa Birliği (AB) ve Çin'in de aralarında bulunduğu ülkelerden yapılan ithalatta yüzde 10 ila 12,5 arasında değişen ek vergiler öngörüyor. 24 Temmuz 2025'te yürürlüğe giren ve üç aylık geçici vergilerin yerini alan uygulama, küresel ticarette yeni bir gerilim dalgası başlattı.
Kapsam ve Ayrıntılar
ABD Ticaret Temsilciliği (USTR) tarafından hazırlanan listede, başta AB ülkeleri ve Çin olmak üzere 60 ülke yer alıyor. Karar, bu ülkelerin limanlarında, madenlerinde ve tarım sektörlerinde zorla çalıştırma vakalarının önlenmesinde yetersiz kaldığı gerekçesine dayanıyor. Yeni vergiler, insan hakları ihlallerini engellemeyi amaçlayan bir ticaret politikası aracı olarak sunuluyor.
Uygulama kapsamında, AB'den ithal edilen mallar için yüzde 10, Çin'den yapılan bazı tekstil ve elektronik ürünler için ise yüzde 12,5 ek vergi alınacak. Bu oranlar, üç aylık geçici süreçte uygulanan vergilere kıyasla bazı ülkeler için artış anlamına geliyor. USTR yetkilileri, önümüzdeki dönemde ülkelerle müzakereler yapılacağını ve uygulamanın şartlara göre esnetilebileceğini belirtti.
Küresel Ticarette Yeni Cephe
Uzmanlar, bu kararın yalnızca ticari bir önlem olmadığını, aynı zamanda ABD'nin Çin ve AB ile yaşadığı jeopolitik rekabetin yeni bir boyutu olduğunu vurguluyor. İnsan hakları söylemi, ticaret savaşlarında giderek daha sık kullanılan bir araç haline gelirken, bu durum gelişmekte olan ülkelerin maliyetlerini artırıyor. Özellikle ihracata dayalı ekonomiler, ABD pazarına erişimde yeni engellerle karşı karşıya kalacak.
Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle eleştirilen karar, ticaret ortaklarının misilleme tehditlerini de beraberinde getirdi. Çin, AB'ye yönelik ek vergilere karşılık verebileceği sinyalini verirken, Avrupa Komisyonu süreci yakından izlediğini ve yasal yollara başvuracağını açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin ihracat pazarlarında yeni riskler doğurabilir. ABD, Türkiye'den yapılan bazı çelik ve tekstil ürünlerine ek vergi getiren ülkeler listesinde yer alıyor. Bu durum, Türk ihracatçılarının maliyetlerini artıracak ve ABD pazarındaki rekabet gücünü zayıflatabilir. Öte yandan, Türkiye'nin ABD ile ticaret hacmi düşünüldüğünde etkinin sınırlı kalabileceği, ancak benzer uygulamaların AB'ye ihracatta da devreye girebileceği ihtimali, dış ticaret stratejilerinin gözden geçirilmesini gerektiriyor. Bu tür ticari baskılar, Türkiye'nin ticaret ortaklarını çeşitlendirme politikasını hızlandırabilir.