WASHINGTON – ABD yönetimi, 24 Temmuz Cuma günü 60 ticaret ortağına yönelik yeni gümrük tarifeleri uygulamaya koydu. Yüzde 10 ve yüzde 12,5 oranındaki tarifeler, bu ülkelerin zorla çalıştırma yoluyla üretilen malların ithalatını yeterince engellemediği gerekçesiyle getirildi. Tarifelerden etkilenen ülkeler arasında Avrupa Birliği ülkeleri ve Çin de yer alıyor. Karar, küresel ticarette yeni bir gerilim dalgası yaratırken, ticaret ortaklarından sert tepkiler geldi.
Tarifelerin kapsamı ve gerekçesi
Söz konusu tarifeler, ABD Ticaret Temsilciliği'nin (USTR) 301 soruşturması kapsamında alındı. ABD, bu ülkelerin zorla çalıştırma içeren ürünlerin tedarik zincirlerinden çıkarılması konusunda yetersiz kaldığını savunuyor. Reuters'ın haberine göre, tarifeler geçici bir süre için geçerli olacak ve önümüzdeki aylarda değerlendirilecek. Uzmanlar, bu adımın özellikle Çin ve AB ile ilişkileri daha da germesi bekleniyor. Tarifelerin, otomotiv, elektronik, tekstil ve hazır giyim gibi sektörleri kapsadığı belirtiliyor. ABD'li yetkililer, bu adımın uluslararası çalışma standartlarını güçlendirmeye yönelik bir taahhüt olduğunu vurgularken, eleştirmenler bunun ticaret savaşının yeni bir cephesi olduğunu ifade ediyor.
Küresel ticarette yeni gerilim
ABD'nin bu kararı, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle eleştiriliyor. AB Komisyonu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "ABD'nin tek taraflı ve haksız bu uygulamasına karşı gerekli adımları atacağız" dedi. Çin ise konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı ancak devlet medyası, Washington'un bu hamlesini "proteksiyonist bir yaklaşım" olarak nitelendirdi. Analistler, bu tarifelerin küresel tedarik zincirlerinde ek maliyetlere yol açacağını ve enflasyonist baskıları artırabileceğini belirtiyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin bu durumdan olumsuz etkilenmesi beklenirken, Türkiye gibi ülkelerin de ihracat pazarlarında daralma yaşayabileceği ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin yeni tarifeleri, Türkiye'yi doğrudan hedef almasa da küresel ticaretteki bu korumacı dalga, Türk ihracatını dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye'nin ana ihracat pazarları olan AB ülkeleri bu tarifelerden doğrudan etkileniyor; bu durum, AB ekonomisinde yavaşlamaya yol açarsa Türk ihracatçılar için talep daralması anlamına gelebilir. Ayrıca, ABD ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi sınırlı olmakla birlikte, global ticarette artan belirsizlik, Türk lirası ve piyasalar üzerinde baskı oluşturabilir. Türkiye'nin, ticaret savaşlarından en az zararla çıkabilmek için ihracat pazarlarını çeşitlendirmesi ve katma değerli üretime yönelmesi önem taşıyor.