Beyaz Saray, Çin'in ABD'nin uyguladığı yüksek tarifelerden kaçınmasına yardımcı olduğu gerekçesiyle aralarında Kanada, Japonya ve Avrupa Birliği üyesi ülkelerin de bulunduğu 40'tan fazla ülkeyi resmen suçladı. Washington yönetimi, bu ülkelerin 'transshipment' olarak bilinen ve 60 milyar dolarlık ticaret hacmini kapsayan bir yöntemle Çin menşeli ürünlerin ABD pazarına dolaylı yollardan girmesine olanak tanıdığını öne sürüyor. Bu gelişme, küresel ticaret savaşlarında yeni bir cephe açarken, ABD'nin ticaret politikalarının etkinliğini artırmak için müttefiklerine baskıyı yoğunlaştıracağının sinyalini veriyor.
Gelişmenin arka planı
ABD Ticaret Temsilciliği ve Beyaz Saray Ulusal Ekonomik Konseyi tarafından hazırlanan rapora göre, söz konusu ülkeler, Çin'den ithal edilen malların kendi ülkeleri üzerinden geçişini kolaylaştırarak ABD gümrük vergilerinin ödenmesini engelliyor. Bu yöntemde, Çin'den gelen ürünler önce ara ülkeye gönderiliyor, ardından menşe bilgileri değiştirilerek ABD'ye sevk ediliyor. Böylece hem tarifelerden kaçınılmış oluyor hem de ürünlerin menşei belirsizleştiriliyor.
Raporda, bu ülkelerin çoğunun ABD'nin müttefiki olması dikkati çekiyor. Kanada, Japonya, Almanya, Fransa, İngiltere ve bazı Körfez ülkeleri isimleri geçenler arasında. Beyaz Saray sözcüsü yaptığı açıklamada, "Bu ülkeler, ticaret kurallarını ihlal ederek Çin'in küresel ticaret sistemini manipüle etmesine ortak oluyor. Bu kabul edilemez" ifadelerini kullandı.
ABD yönetimi, bu durumun önüne geçmek için söz konusu ülkelere yönelik yeni yaptırımlar veya tarife artışları uygulayabileceği uyarısında bulundu. Uzmanlar, bu hamlenin özellikle Kanada ve Meksika ile imzalanan USMCA anlaşmasına da gölge düşürebileceğini belirtiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu suçlamalar, ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının yeni bir aşamaya girdiğini gösteriyor. Daha önce yalnızca iki ülke arasındaki müzakerelerle yürütülen süreç, artık üçüncü ülkelerin de dahil olduğu çok taraflı bir çatışmaya dönüşüyor. ABD'nin müttefiklerine yönelik bu tür suçlamaları, ittifak ilişkilerini zedeleyebilir. Özellikle Avrupa Birliği, ABD'nin ticaret politikalarına karşı daha temkinli yaklaşıyor. AB Komisyonu sözcüsü, "Kendimize yönelik suçlamaların asılsız olduğunu düşünüyoruz. Uluslararası ticaret kurallarına sıkı sıkıya bağlıyız" açıklamasını yaptı.
Öte yandan, bu gelişme küresel tedarik zincirlerinde yeni düzenlemeleri tetikleyebilir. Şirketler, tarife risklerinden kaçınmak için üretim tesislerini veya tedarik rotalarını değiştirebilir. Uzmanlar, ABD'nin bu hamlesiyle hem Çin'i hem de diğer ülkeleri baskı altına alarak ticaret müzakerelerinde el güçlendirmeyi amaçladığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin ticaret politikalarındaki bu sertleşme, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeleri de yakından ilgilendiriyor. Türkiye, ihracatının önemli bir kısmını AB ülkelerine yapıyor ve AB üzerinden ABD'ye dolaylı ihracat yapıyor. ABD'nin transshipment suçlamaları, Türkiye'nin özellikle tekstil ve otomotiv sektörlerinde benzer ithamlarla karşı karşıya kalması riskini doğurabilir. Türkiye'nin tarife kaçakçılığına karşı etkin önlemler alması ve uluslararası ticaret kurallarına tam uyum sağlaması, itibarının korunması açısından kritik. Ayrıca, küresel ticaret savaşlarının Türkiye'ye yönelik etkileri, ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi gerekliliğini bir kez daha ortaya koyuyor.