Kovid-19 salgınının zirvesinden beş yıl sonra, Avrupa Birliği'nin bir sonraki sağlık krizine ne kadar hazır olduğu sorusu giderek daha fazla yankılanıyor. POLITICO'nun sağlık muhabiri Helen Collis ve küresel sağlık uzmanı Michel Kazatchkine, sunucu Sarah Wheaton'ın programında bir araya gelerek AB'nin hazırlık durumunu, Rusya'daki bir veba laboratuvarında meydana gelen gizemli işçi ölümünü ve küresel sağlık güvenliğinin mevcut durumunu ele aldı.
Salgın sonrası AB'nin hazırlık karnesi
Beş yıl önce, 2020 yılının başlarında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından pandemi ilan edilen Kovid-19, dünya genelinde milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine ve ekonomilerin derinden sarsılmasına neden oldu. Avrupa Birliği, salgının ilk dalgasında üye ülkeler arasında koordinasyon eksikliği, tıbbi malzeme tedarikinde yaşanan sıkıntılar ve aşı dağıtımındaki gecikmelerle eleştirilmişti. O günden bu yana AB, bir dizi yeni mekanizma ve kurum oluşturdu. Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) güçlendirildi, Avrupa İlaç Ajansı (EMA) daha hızlı onay süreçleri için yetkilendirildi ve HERA (Avrupa Sağlık Acil Durum Hazırlık ve Müdahale Otoritesi) adıyla yeni bir yapı kuruldu. Ayrıca, ortak tıbbi malzeme stokları oluşturuldu ve sınır ötesi sağlık tehditlerine karşı erken uyarı sistemleri geliştirildi.
Ancak uzmanlar, bu adımların yeterli olmadığını vurguluyor. Kazatchkine, özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerle aşı ve tedavi erişiminde yaşanan eşitsizliklerin devam ettiğini belirtiyor. Ayrıca, üye ülkeler arasında sağlık sistemlerinin kapasitesi ve hazırlık düzeyleri arasındaki farklar hala önemli bir sorun olarak duruyor. Collis ise, AB'nin yeni düzenlemelerinin kağıt üzerinde kaldığını, gerçek bir kriz anında bu mekanizmaların ne kadar hızlı devreye gireceğinin belirsiz olduğunu ifade ediyor.
Rusya'daki veba laboratuvarı ölümü ve küresel yankıları
Programda ayrıca, Rusya'da bir anti-veba laboratuvarında çalışan bir işçinin gizemli ölümü ele alındı. Rusya'nın veba ile mücadele için kurduğu özel laboratuvarlardan birinde meydana gelen bu olay, küresel sağlık güvenliği açısından endişe yarattı. Yetkililer, ölümün nedenini açıklamakta isteksiz davranırken, olayın bir laboratuvar kazası mı yoksa başka bir sebep mi olduğu belirsizliğini koruyor. Uzmanlar, bu tür olayların biyogüvenlik protokollerinin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtiyor. Rusya'nın biyolojik araştırma faaliyetleri, özellikle Soğuk Savaş döneminden kalma tesislerin modernizasyonu ve yeni laboratuvarların kurulması, Batılı ülkeler tarafından yakından izleniyor. Bu tür olaylar, uluslararası toplumun biyolojik silahlar konvansiyonu çerçevesinde daha sıkı denetim çağrılarını da beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, coğrafi konumu ve yoğun nüfus hareketliliği nedeniyle salgın hastalıklara karşı her zaman risk altında. AB'nin sağlık güvenliği mimarisindeki gelişmeler, Türkiye'yi doğrudan etkiliyor; çünkü Türkiye, AB'ye aday ülke olarak bu mekanizmaların bazılarına katılım sağlayabilir veya işbirliği yapabilir. Covid-19 sürecinde Türkiye, kendi aşı geliştirme çalışmalarını yürütmüş ve sağlık altyapısını güçlendirmişti. Ancak, olası bir yeni salgında AB ile eşgüdüm halinde hareket etmek, hem halk sağlığı hem de ekonomik istikrar açısından kritik önemde. Ayrıca, Rusya'daki biyogüvenlik olayları, Karadeniz üzerinden potansiyel riskler barındırıyor; Türkiye'nin sınır güvenliği ve sağlık taramalarını sıkı tutması gerekiyor.