Avrupa Parlamentosu’nda (AP) Yeşiller ve Sosyalistler başta olmak üzere 40’a yakın milletvekili, Avrupa Komisyonu’nun yapay zeka elçisi olarak Siemens Başkanı Jim Hagemann Snabe’yi atamasını çıkar çatışması gerekçesiyle eleştirdi. Milletvekilleri, Komisyon’dan atama sürecine ilişkin şeffaflık talep ederken, Snabe’nin özel sektör bağlantılarının AB’nin yapay zeka düzenlemelerinde tarafsızlığını zedeleyebileceği uyarısında bulundu. Snabe’nin atanması, AB’nin yapay zeka alanındaki liderlik hedefiyle birlikte teknoloji devlerinin düzenleyici süreçlere etkisi konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Snabe’nin atanması neden tartışmalı?
Jim Hagemann Snabe, Alman sanayi devi Siemens’in yanı sıra Danimarka merkezli yazılım şirketi A.P. Moller-Maersk’in de yönetim kurulunda görev yapıyor. AB’nin yapay zeka yasası (AI Act) gibi kritik düzenlemelerin uygulanmasında söz sahibi olacak elçinin, doğrudan sanayi şirketlerinin çıkarlarını temsil eden bir isim olması, bağımsız düzenleme ilkesine aykırı bulunuyor. AP milletvekilleri, Snabe’nin Siemens’teki hisseleri ve şirketle olan sözleşmeleri nedeniyle AI Act’in sanayi dostu bir yorumlanmasına yol açabileceğinden endişe ediyor. Özellikle Yeşiller Grubu’ndan Alexandra Geese, “Yapay zeka elçisi, halkın çıkarlarını değil, büyük teknoloji şirketlerinin çıkarlarını temsil ediyor” ifadelerini kullandı. Komisyon ise atamanın liyakat esasına dayandığını ve Snabe’nin deneyiminin AB’nin yapay zeka stratejisine katkı sağlayacağını savunuyor.
Düzenleme mi, endüstriyel teşvik mi?
Snabe’nin atanması, AB’nin yapay zeka politikasının temel ikilemini de gözler önüne seriyor: Bir yandan etik ve güvenilir yapay zeka düzenlemeleri oluşturmak, diğer yandan Avrupalı şirketlerin ABD ve Çin’e karşı rekabet gücünü artırmak. AI Act, risk temelli bir yaklaşımla yüksek riskli uygulamalara katı kurallar getirirken, sanayi grupları bu kuralların inovasyonu engellediğini savunuyor. Snabe’nin sanayi kökenli bir isim olması, Komisyon’un düzenleme-endüstri dengesini sanayi lehine değiştirebileceği yorumlarına yol açtı. AP’deki Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifakı (S&D) Grubu’ndan Brando Benifei, “Snabe’nin atanması, Komisyon’un bağımsız denetim yerine sanayi ile iş birliğini tercih ettiğini gösteriyor” dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB’nin yapay zeka elçisi tartışması, Türkiye’nin AB ile dijital dönüşüm ve yapay zeka alanındaki iş birliği hedefleri açısından önem taşıyor. Türkiye, AB’nin AI Act benzeri düzenlemelerine uyum sağlamaya çalışırken, Brüksel’deki bu tür çıkar çatışması iddiaları, düzenlemelerin şeffaflık ve bağımsızlık ilkeleriyle yürütülmesinin kritik olduğunu gösteriyor. Ayrıca, AB’nin teknoloji alanında sanayi odaklı bir yaklaşım benimsemesi, Türk teknoloji firmalarının AB pazarına erişiminde ek engeller yaratabilir. Türkiye’nin AB ile yapay zeka diyaloğunda bağımsız ve dengeli bir düzenleyici çerçeve için lobi yapması, uzun vadede hem ihracat hem de teknoloji transferi açısından faydalı olacaktır.