Avrupa Birliği ve Çin, artan ticari gerilimleri yatıştırmak için zaman kazanmaya çalışıyor. Brüksel, Pekin'den AB ile ticaret fazlasını azaltmasını talep ederken, iki taraf da karşılıklı misillemelerin ekonomik maliyetinden çekiniyor. Son haftalarda yoğunlaşan diplomatik temaslarda, Çin'in AB'ye yönelik ihracatında bütçe açığı yaratan sektörlerde yapısal düzenlemelere gidilmesi gündemde. Ancak Çin, taleplerin adil olmadığını savunuyor. Görüşmelerde ara çözüm olarak sektörel anlaşmalar üzerinde duruluyor. Özellikle yeşil teknolojiler, elektrikli araçlar ve çelik gibi stratejik alanlarda Çin'in AB'ye sübvansiyonlu ürün göndermesinin önüne geçilmesi hedefleniyor. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Çin'in piyasaya müdahaleci politikalarının AB üreticilerini haksız rekabete maruz bıraktığını belirtirken, Çin Dışişleri Bakanlığı ise ticaret fazlasının küresel tedarik zincirlerinin doğal bir sonucu olduğunu savunuyor.
Brüksel'in aşırı sağ taktiği
Öte yandan, bu haftanın bir diğer önemli gelişmesi, aşırı sağcı bir grubun İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'ye yönelik kitlesel sınır dışı kampanyası oldu. Avrupa genelinde yankı uyandıran dilekçede, Meloni'nin İtalya'daki düzensiz göçmenleri topluca sınır dışı etmesi talep ediliyor. Dilekçe, özellikle sosyal medyada hızla yayılırken, Meloni hükümeti göç politikasını sertleştirmekle eleştiriliyor. İtalya İçişleri Bakanlığı, dilekçenin hukuka aykırı olduğunu ve uluslararası yükümlülükleri ihlal ettiğini açıkladı. AB içinde ise bu tür popülist çıkışların birlik dayanışmasını zayıflatacağı endişesi hakim. Meloni, bir yandan Brüksel'in göç politikalarına uyum sağlamaya çalışırken, bir yandan da aşırı sağ tabanını memnun etmek zorunda kalıyor. Bu ikilem, İtalya'nın gelecekteki AB politikalarını şekillendirebilir.
Küresel ticaret savaşının gölgesi
AB-Çin arasındaki ticaret açığı sorunu, aslında küresel ticaret sisteminin kırılganlığını da gözler önüne seriyor. AB, Çin'in ihracatına yönelik soruşturmalar başlatmış, bazı ürünlere ek vergiler getirmişti. Çin ise bu hamlelere karşılık olarak AB'den şarap, et ve bazı tarım ürünlerine yönelik kısıtlamalar sinyali vermişti. Bloomberg Ekonomi analistlerine göre, eğer iki taraf anlaşamazsa, karşılıklı tarifeler AB'nin GSYİH'sında yüzde 0,5'lik bir düşüşe yol açabilir. Ancak Çin için bu oran daha düşük, çünkü AB pazarının Çin ihracatındaki payı azalıyor. Yine de Çin, AB ile bağlarını korumak istiyor; çünkü AB, Çin'in en büyük ikinci ticaret ortağı. Bu nedenle Pekin, yeşil enerji, sağlık ve diğer altyapı projelerinde AB ile ortaklığa sıcak bakıyor. Gelecek ay yapılması planlanan AB-Çin Zirvesi'nde ticaret açığının azaltılması için somut adımlar atılması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB-Çin arasındaki ticari denge müzakereleri, Türkiye'nin küresel tedarik zincirindeki konumunu da etkileyebilir. AB, Çin'den ithal ettiği bazı ürünleri Türkiye gibi alternatif pazarlardan temin etmeye yönelebilir. Özellikle tekstil ve otomotiv yan sanayinde Çin'e uygulanacak kısıtlamalar, Türkiye'nin AB'ye ihracatını artırabilir. Ancak Çin'in AB'ye yönelik misillemeleri, Türkiye'nin Çin'den yaptığı ara malı ithalatını da pahalı hale getirebilir. Türkiye, bu süreçte AB ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi müzakerelerinde elini güçlendirecek bir fırsat yakalayabilir. Meloni'nin sınır dışı dilekçesi ise Türkiye'den İtalya'ya giden göçmenler için ek engeller yaratabilir. AB'nin göç politikalarındaki bu sağa kayış, Türkiye'nin AB ile göç anlaşmasını da yeniden gündeme getirebilir.