Avrupa Birliği (AB) ve 26 ülke, İran'da göstericilere yönelik infazları ortak bir bildiriyle kınadı. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, ülkelerin İran'ı halkını dinlemeye ve yeniden gözden geçirme yönünde anlamlı adımlar atmaya çağırdığını belirtti. Bildiri, uluslararası toplumun İran'daki insan hakları ihlallerine yönelik artan endişesini yansıtıyor.
Gelişmenin Arka Planı
İran'da geçtiğimiz yıl Mahsa Amini'nin ölümünün ardından başlayan gösteriler, geniş çaplı bir toplumsal harekete dönüşmüştü. Rejim karşıtı protestolar sırasında gözaltına alınan çok sayıda kişi, hızlı yargılamaların ardından idam cezasına çarptırıldı. Uluslararası insan hakları örgütleri, bu yargılamaların adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ve idamların protestoları bastırmak amacıyla kullanıldığını belirtiyor.
Fransa'nın başkenti Paris'te yapılan açıklamada, AB üyesi ülkelerin yanı sıra Birleşik Krallık, ABD, Kanada, Avustralya ve Japonya gibi ülkelerin de aralarında bulunduğu 26 ülkenin imzasını taşıyan ortak bildiri, İran yönetimine 'halkının meşru taleplerine kulak vermesi' ve 'yeniden gözden geçirme yönünde anlamlı adımlar atması' çağrısında bulundu. Bildiride, infazların uluslararası hukuka ve insan hakları sözleşmelerine aykırı olduğu vurgulandı.
Barrot, yaptığı açıklamada, 'Bu infazlar kabul edilemez. İran hükümeti, halkının sesini bastırmak yerine onları dinlemeli ve temel hak ve özgürlüklere saygı göstermeli' ifadelerini kullandı. Fransa Dışişleri Bakanı, uluslararası toplumun İran üzerindeki baskıyı artırması gerektiğini de sözlerine ekledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'daki infazlar, uluslararası toplum ile İran arasındaki gerilimi daha da tırmandırıyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin geçtiğimiz aylarda yayımladığı raporlarda, İran'da gösterilere katılan çok sayıda kişinin yargı süreci yaşanmadan infaz edildiği belirtilmişti. Uluslararası Af Örgütü, 2023 yılı boyunca İran'da en az 500 kişinin idam edildiğini, bunların bir kısmının protestolarla bağlantılı olduğunu raporladı.
Bu gelişme, Batılı ülkeler ile İran arasındaki diplomatik ilişkileri de olumsuz etkiliyor. AB, İran'a yönelik yaptırımlarını genişletme kararı alırken, İran yönetimi ise bu tür kınamaları 'iç işlerine müdahale' olarak nitelendiriyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, yaptığı yazılı açıklamada, bu tür bildirilerin İran'ın egemenliğine saygısızlık olduğunu ve ülkenin iç işlerine karışma olarak değerlendirildiğini belirtti.
Uzmanlar, bu tür uluslararası kınamaların İran yönetimi üzerinde doğrudan bir etki yaratmasının güç olduğunu, ancak ülke içindeki muhalefeti cesaretlendirebileceğine dikkat çekiyor. Ayrıca, bu gelişmenin bölgesel güç dengeleri üzerinde de etkili olabileceği, özellikle İran'ın komşuları olan Türkiye ve Körfez ülkelerinin tutumunun önem kazandığı ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki infazlar ve uluslararası kınamalar, Türkiye için hem diplomatik hem de güvenlik açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, İran ile sınır komşusu olmanın yanı sıra, bölgesel istikrarın sağlanması açısından da kritik bir role sahiptir. Bu tür gelişmeler, Türkiye'nin İran ile olan enerji ve ticaret ilişkilerini etkileyebilir. Öte yandan, Türkiye'nin Batı ittifakı içindeki konumu, İran'a yönelik olası yaptırımlara katılımını gündeme getirebilir. Türkiye'nin bu konudaki denge politikası, hem Batı ile müttefiklik ilişkilerini hem de İran ile olan ekonomik bağlarını gözetmek zorundadır. Ayrıca, İran'daki rejim istikrarsızlığı, Türkiye'ye yönelik göç ve sığınmacı akınlarını da tetikleyebilir. Bu nedenle Ankara, bölgesel istikrarı koruma adına İran ile diyaloğunu sürdürürken, insan hakları ihlallerine karşı da net bir tutum sergileme çabasında.