Avrupa Birliği'nin 27 üye ülkesinin büyükelçileri, 12 Haziran Cuma günü Brüksel'de bir araya gelerek Ukrayna ve Moldova ile üyelik müzakerelerine başlanmasına onay verdi. Bu kararla birlikte, söz konusu iki ülkeyle katılım görüşmelerinin ilk aşaması 17 Haziran Pazartesi günü resmen başlayacak. Karar, AB'nin genişleme sürecinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilirken, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik işgal girişimlerinin ardından Kiev ve Kişinev'in Batı ittifakına entegrasyon yönünde attığı adımların en somut yanıtlarından biri oldu.
Müzakere sürecinin arka planı
Ukrayna ve Moldova, Rusya'nın 2022'de başlattığı geniş çaplı işgalin ardından AB'ye üyelik başvurusunda bulunmuş ve Haziran 2022'de aday ülke statüsü almıştı. Aralık 2023'te AB liderleri, iki ülkeyle katılım müzakerelerine başlama kararı alırken, bu kararın teknik detayları üzerinde çalışılıyordu. Büyükelçilerin nihai onayı, müzakerelerin başlatılması için gerekli olan son engeli de kaldırdı. Müzakere süreci, aday ülkelerin AB müktesebatına uyum sağlaması için 35 farklı fasılda yürütülecek ve her faslın açılıp kapanması için üye ülkelerin oybirliği gerekecek. Ukrayna için özellikle yargı reformu, yolsuzlukla mücadele, medya özgürlüğü ve azınlık hakları gibi alanlarda önemli ilerleme kaydedilmesi bekleniyor. Moldova ise enerji bağımsızlığı, yolsuzlukla mücadele ve Dinyester bölgesindeki ayrılıkçı sorunun çözümü konularında reformları sürdürmek zorunda.
Bölgesel tepkiler ve sürecin jeopolitik boyutu
AB'nin bu kararı, Moskova yönetiminin tepkisini çekti. Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mariya Zaharova, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "AB'nin Ukrayna'yı çatışmaya daha fazla dahil etmesi bölgesel güvenliği tehdit etmektedir" ifadelerini kullandı. Öte yandan, NATO'nun Avrupa kanadındaki liderler, sürecin genişlemeye verilen önemli bir destek olduğunu vurguladı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda "Bugün Avrupa tarihi bir adım attı" dedi. Alman Şansölye Olaf Scholz ise "Ukrayna ve Moldova Avrupa ailesine aittir" açıklamasında bulundu. Sürecin özellikle Ukrayna'nın savaş koşullarında reform yapma kapasitesiyle yakından ilişkili olduğu belirtiliyor. Zira üyelik müzakereleri, Kiev'in savaş sırasında dahi demokratik standartları koruma ve AB normlarına uyum sağlama kararlılığını göstermesi açısından kritik. Ayrıca AB'nin enerji güvenliği, sığınmacı krizi ve Doğu Avrupa'da istikrar gibi başlıklarda da bu genişlemenin etkileri olacağı öngörülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ukrayna ve Moldova'nın AB üyelik müzakerelerine başlaması, Türkiye'nin 2005'ten bu yana sürdürdüğü katılım sürecini dolaylı olarak etkileyebilir. AB'nin genişleme politikasında yeniden bir canlanma yaşanması, Türkiye ile müzakerelerin yeniden canlandırılması için bir fırsat penceresi yaratabilir. Ancak Kıbrıs sorunu, Doğu Akdeniz'deki gerilimler ve insan hakları endişeleri, Türkiye-AB ilişkilerinde önemli engeller olmaya devam etmektedir. Bu nedenle, Ukrayna ve Moldova'nın sürecinin Türkiye için doğrudan bir model oluşturması beklenmemekle birlikte, AB'nin genişleme heyecanının Türkiye'nin adaylık statüsüne de yansıması olasılık dahilindedir.