Avrupa Birliği, ABD Başkanı Donald Trump ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) yönelik sert eleştirilerine ve yaptırım tehditlerine karşı açık bir tavır aldı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, yargıçların "bağımsız ve dış baskı olmaksızın" çalışabilmelerinin kritik önem taşıdığını belirterek, mahkemeye tam destek verdi. Bu açıklama, ABD yönetiminin UCM'ye yönelik düşmanca tutumunun yoğunlaştığı bir dönemde geldi ve Avrupa'nın uluslararası hukuka bağlılığını net bir şekilde ortaya koydu.
Gelişmenin arka planı
ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz haftalarda UCM'yi "siyasi bir araç" olarak nitelendirmiş ve mahkemeye yönelik yaptırım emri imzalamıştı. Bu karar, özellikle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında çıkarılan tutuklama emrinin ardından geldi. Rubio ise UCM'nin meşruiyetini sorgulayarak, mahkemenin Amerikan vatandaşlarına yönelik herhangi bir yargı yetkisini tanımadıklarını ve bu tür girişimlerin sonuçları olacağını ifade etmişti.
Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen, yaptığı yazılı açıklamada, "Uluslararası Ceza Mahkemesi, savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım gibi ağır suçların cezasız kalmamasını sağlayan temel bir kurumdur. Yargıçların görevlerini bağımsız ve dış baskı olmadan yerine getirebilmeleri için UCM'yi tam destekliyoruz" dedi. Açıklamada ayrıca, Avrupa Birliği'nin uluslararası hukukun üstünlüğüne olan bağlılığının altı çizildi.
UCM, 2002 yılında Roma Statüsü ile kurulmuş olup, üye ülkelerin yetki alanına giren ağır suçları yargılamaktadır. Ancak ABD, Çin, Rusya ve İsrail gibi ülkeler mahkemeye taraf değildir. ABD'nin yaptırım tehditleri, UCM üzerinde ciddi bir baskı oluşturmakta ve mahkemenin çalışmalarını zorlaştırmaktadır.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD'nin UCM'ye yönelik bu saldırıları, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırdı. Birçok Avrupa ülkesi ve insan hakları örgütü, ABD yönetiminin bu tutumunu kınayarak mahkemeye destek açıklamaları yaptı. Almanya, Fransa ve Hollanda gibi ülkeler, UCM'nin bağımsızlığının korunması gerektiğini vurguladı.
Uzmanlar, ABD'nin bu baskılarının uluslararası hukuk düzenini zayıflatabileceği ve savaş suçlarına karşı mücadeleyi olumsuz etkileyebileceği konusunda uyarıyor. Özellikle Gazze, Ukrayna ve Sudan gibi bölgelerdeki çatışmalarda işlenen suçların soruşturulması, UCM'nin etkinliğine bağlı. Mahkemeye yönelik bu tür bir baskı, küresel adalet arayışını sekteye uğratma riski taşıyor.
Öte yandan, ABD'nin bu tutumu müttefikleri arasında da rahatsızlık yaratmış durumda. NATO içinde bile, uluslararası hukukun önemine vurgu yapan açıklamalar geliyor. Bu durum, transatlantik ilişkilerde yeni bir gerilim noktası oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne taraf olmamakla birlikte, uluslararası hukukun ve adaletin tesis edilmesi gerektiğini sık sık vurgulayan bir ülkedir. ABD'nin UCM'ye yönelik baskıları, Türkiye'nin de dahil olduğu birçok devletin uluslararası hukuk ve egemenlik anlayışını etkileyebilir. Türkiye, özellikle Filistin ve Suriye gibi konularda UCM'nin kararlarını yakından takip ediyor. ABD'nin mahkemeye yönelik bu tutumu, gelecekte Türkiye'nin de yargılanabileceği endişesini artırabilir ve Ankara'yı bu tartışmaların dışında tutan ancak sonuçlarından etkilenen bir konumda bırakabilir. Ayrıca, Türkiye-AB ilişkilerinde uluslararası hukuk konusundaki bu farklı yaklaşımlar, yeni diyalog alanları yaratabilir.