Avrupa Birliği genelinde çiftçiler, Ukrayna'dan yapılan tarım ürünleri ithalatına karşı artan bir öfkeyle protestolar düzenliyor. Bu durum, bloğun Ukrayna'ya verdiği desteği ve küresel jeopolitik etkisini zayıflatma riski taşıyor. Polonya, Macaristan, Slovakya ve Romanya gibi ülkelerde çiftçiler, Ukrayna tahılının kendi pazarlarına akın etmesinin fiyatları düşürdüğünü ve geçim kaynaklarını tehdit ettiğini savunuyor. AB, 2022'de Rusya'nın Karadeniz limanlarını abluka altına almasının ardından Ukrayna'ya tek taraflı ticaret imtiyazları tanımıştı. Ancak bu imtiyazlar, özellikle sınır ülkelerinde ciddi ekonomik ve siyasi sonuçlar doğurdu.
Gelişmenin Arka Planı: Protestoların Kökeni
Ukrayna, dünyanın en büyük tahıl ihracatçılarından biri. Rusya'nın 2022'de başlattığı işgal, Karadeniz üzerinden yapılan sevkiyatı durma noktasına getirdi. AB, Ukrayna ekonomisini ayakta tutmak ve küresel gıda krizini hafifletmek için 2022 Mayıs'ında Ukrayna'ya gümrük tarifelerini askıya alan bir düzenleme yaptı. Bu düzenleme kapsamında buğday, mısır, ayçiçeği yağı gibi ürünler gümrük vergisi olmadan AB pazarına girebildi. Ancak lojistik sorunlar nedeniyle bu ürünlerin büyük kısmı Batı Avrupa'ya ulaşmak yerine Polonya, Macaristan, Slovakya, Romanya ve Bulgaristan gibi sınır ülkelerinde kaldı. Bu ülkelerde çiftçiler, yerel fiyatların düştüğünü ve depolama kapasitesinin dolduğunu belirterek tepki gösterdi. 2023 yılında bu beş ülke, Ukrayna'dan yapılan buğday, mısır, kolza ve ayçiçeği ithalatını geçici olarak yasakladı. AB Komisyonu ise tek taraflı yasaklara karşı çıkarak, ticaret politikasının AB'nin yetkisinde olduğunu vurguladı. 2023 sonbaharında Polonya, Macaristan ve Slovakya yasakları uzatma kararı aldı; AB ise bu ülkelere karşı yasal işlem başlatmayı düşündü. Protestolar 2024'te de devam etti; çiftçiler traktörlerle yolları kapatarak sınır geçişlerini engelledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: AB'nin Jeopolitik İkilemi
Bu gerilim, AB'nin Ukrayna'ya verdiği desteğin sürdürülebilirliği açısından kritik bir sınav. AB, Rusya'ya karşı yaptırımlar uygularken ve Ukrayna'ya askeri yardım sağlarken, kendi içinde tarım sektöründe yaşanan hoşnutsuzlukla mücadele ediyor. Çiftçi protestoları, aşırı sağ partilerin elini güçlendiriyor. Polonya'da Hukuk ve Adalet (PiS) partisi, çiftçilerin taleplerini destekleyerek AB karşıtı söylemi körüklüyor. Bu durum, AB'nin ortak tarım politikası ve dayanışma ilkesini zayıflatıyor. Ayrıca, Ukrayna'nın AB üyeliği perspektifi de bu tartışmalardan etkileniyor. Ukrayna, tarım ürünlerinin serbest dolaşımı konusunda AB ile anlaşmazlık yaşıyor; bu da üyelik müzakerelerinde sorun yaratabilir. Küresel düzeyde ise, Ukrayna tahılının ihracatındaki aksaklıklar, özellikle Afrika ve Orta Doğu'daki gıda güvenliğini tehdit ediyor. Dünya Gıda Programı, Ukrayna tahılının küresel pazarlara ulaşmasının hayati olduğunu vurguluyor. AB'nin bu krizi yönetememesi, Rusya'nın propagandasına malzeme sağlıyor ve Batı'nın birlik imajını zedeliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna tahılının küresel pazarlara ulaşmasında kilit rol oynayan Tahıl Koridoru anlaşmasının mimarı olarak, AB içindeki bu tarım krizi karşısında denge politikası izlemek durumunda. AB'deki protestolar, Türkiye'nin Karadeniz'deki jeopolitik önemini artırıyor; zira Ukrayna tahılının alternatif güzergâhları arasında Türkiye üzerinden yapılan sevkiyat öne çıkıyor. Ancak Türkiye'nin kendi tarım sektörü de Ukrayna'dan gelen ucuz ürünlerden olumsuz etkilenebilir. Bu nedenle Ankara, hem Ukrayna ile ticari ilişkilerini hem de yerli çiftçisinin çıkarlarını gözetmek zorunda. Ayrıca AB'nin iç tartışmaları, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde yeni bir boyut yaratabilir; Türkiye, tahıl koridoru konusundaki arabuluculuk rolünü güçlendirerek diplomatik kazanım elde edebilir.