Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Çarşamba günü yapacağı Birliğin Durumu (State of the European Union) konuşmasında göç konusunun önemli bir yer tutması bekleniyor. AB yürütme organı, 'silahlandırılmış' göç olarak adlandırılan olguya karşı yeni bir araç önermeye hazırlanıyor. Bu kapsamda, Belarus ve Fas gibi ülkelerin göçmenleri siyasi baskı aracı olarak kullanmasına karşı bir mekanizma geliştirilmesi planlanıyor. Konu, Brüksel'in göç politikalarında sertleşme sinyali olarak yorumlanıyor.
Göçün 'Silahlandırılması' ve AB'nin Tepkisi
Son yıllarda AB, komşu ülkelerin göçmenleri kasıtlı olarak sınırlarına yönlendirmesiyle karşı karşıya kaldı. 2021'de Belarus lideri Alexander Lukashenko, AB yaptırımlarına misilleme olarak Orta Doğu ve Afrika'dan gelen göçmenleri Polonya ve Litvanya sınırlarına taşımıştı. Benzer şekilde Fas, İspanya'nın Ceuta bölgesine binlerce göçmenin geçişine izin vererek diplomatik bir koz olarak kullanmıştı. AB, bu tür eylemleri 'melez saldırı' veya 'silahlandırılmış göç' olarak tanımlıyor ve yeni bir yasal araçla karşılık vermeyi düşünüyor.
Önerilen araç, AB'nin bu tür durumlarda hızlı ve koordineli bir yanıt vermesini sağlayacak. Komisyon, üye ülkelere sınır yönetimi, sığınma prosedürleri ve geri gönderme konularında destek sunmayı planlıyor. Ayrıca, göçü araçsallaştıran ülkelere yönelik yaptırımlar ve vize kısıtlamaları da masada. Zoya Sheftalovich ve Nick Vinocur'un aktardığına göre, AB aynı zamanda göçmenleri hedef ülkelere taşıyan havayollarına da baskı uygulayabilir.
Ancak bu plan, insan hakları örgütleri tarafından eleştiriliyor. Sığınma hakkının evrensel olduğunu savunan kuruluşlar, göçmenlerin bir güvenlik tehdidi olarak görülmesinin tehlikeli olduğunu belirtiyor. AB içinde de bazı üye ülkeler, önerinin uluslararası hukuka uygunluğu konusunda endişelerini dile getiriyor.
Von der Leyen'in Konuşması ve Gelecek Adımlar
Ursula von der Leyen'in konuşması, AB'nin 2024 sonrası göç politikasının şekillenmesi açısından kritik. Komisyon başkanının, göç anlaşmalarını güçlendirme ve sınır koruma ajansı Frontex'in yetkilerini artırma gibi konulara değinmesi bekleniyor. Ayrıca, AB'nin düzensiz göçü azaltmak için menşe ve transit ülkelerle işbirliğini derinleştireceği ifade ediliyor.
AB'nin yeni göç aracı, üye ülkeler arasında dayanışma mekanizmasını da içerebilir. Ancak, Macaristan ve Polonya gibi ülkelerin göçmen kotalarına karşı çıkması, ortak bir politika oluşturmayı zorlaştırıyor. Yine de, 'silahlandırılmış' göç tehdidi, üye ülkeleri ortak bir duruş sergilemeye itebilir.
Brüksel, ayrıca göçün ekonomik ve sosyal boyutlarını da ele almayı planlıyor. Yasal göç yollarının açılması ve nitelikli işgücü göçünün teşvik edilmesi, AB'nin uzun vadeli stratejisinin parçaları. Ancak, kamuoyundaki göç karşıtı eğilimler, bu adımları zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin 'silahlandırılmış' göçle mücadele planı, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, 2016'dan bu yana AB ile göç mutabakatı çerçevesinde Suriyeli mültecilere ev sahipliği yapıyor ve düzensiz göçün engellenmesinde kilit rol oynuyor. AB'nin yeni aracı, Türkiye'nin göç yönetimi politikalarını ve AB ile ilişkilerini etkileyebilir. Türkiye, göçü bir baskı aracı olarak kullanmakla suçlanmıyor; ancak AB'nin göç konusundaki sertleşmesi, Türkiye'ye yönelik mali desteğin ve vize serbestisi diyalogunun seyrini değiştirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgesel göç hareketlerindeki rolü, AB'nin yeni mekanizmasında dikkate alınmalı.