Avrupa Birliği (AB), 10 Mayıs 2024 Cuma günü, sığınmacı başvuru süreçlerini kökten değiştiren ve sınır prosedürlerini sertleştiren kapsamlı bir göç reformunu kabul etti. AB Konseyi tarafından onaylanan yeni düzenleme, üye ülkelere sığınmacıları sınır bölgelerinde daha hızlı değerlendirme ve güvenli ülkelerden gelen başvuruları reddetme yetkisi veriyor. Reform, mülteci hakları savunucuları tarafından "Avrupa'nın insani değerlerinden uzaklaşması" olarak nitelendirilirken, AB yetkilileri düzenlemenin düzensiz göçü kontrol altına almak için gerekli olduğunu savunuyor.
Reformun detayları ve arka planı
Yeni Göç ve İltica Paktı olarak adlandırılan reform paketi, özellikle 2015 yılında yaşanan büyük mülteci akınının ardından kamuoyunda artan göç karşıtı söylemlerin etkisiyle şekillendi. Paket kapsamında, sığınmacıların başvurularının sınırda en fazla 12 hafta içinde sonuçlandırılması öngörülüyor. Ret kararı alanların derhal sınır dışı edilmesi için prosedürler hızlandırılıyor. Ayrıca, AB ülkeleri arasında sorumluluk paylaşımı mekanizması yeniden düzenleniyor; yoğun göç baskısı altındaki ülkeler, diğer üye devletlerden zorunlu dayanışma talep edebilecek. Fransa ve Almanya'nın desteklediği reform, Polonya ve Macaristan gibi göç karşıtı ülkelerin itirazlarına rağmen çoğunluk oyuyla kabul edildi.
İnsan hakları örgütleri, reformun özellikle kadın ve çocuk sığınmacılar üzerinde olumsuz etkiler yaratacağını belirtiyor. Uluslararası Af Örgütü, “Sığınmacıları sınır bölgelerinde alıkoyarak başvurularını hızlıca sonuçlandırmak, adil yargılanma hakkını ihlal ediyor” açıklamasını yaptı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ise reformun uluslararası hukukla uyumlu olmadığı uyarısında bulundu. Buna karşın AB İçişleri Komiseri Ylva Johansson, yeni düzenlemenin “daha adil ve etkili bir sistem” oluşturacağını savundu.
Bölgesel ve küresel boyut
AB'nin bu reformu, küresel ölçekte göç politikalarında bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Özellikle Afrika ve Orta Doğu'dan gelen düzensiz göçmenlerin rotası üzerinde bulunan Akdeniz ülkeleri, yeni kuralların sınır yükünü daha da artıracağı endişesini taşıyor. İtalya ve Yunanistan gibi ön cephe ülkeleri, reformu memnuniyetle karşılarken, sivil toplum kuruluşları Akdeniz'deki arama kurtarma faaliyetlerinin engellenebileceğine dikkat çekiyor. Reformun, AB'nin komşu bölgelerle ilişkilerini de etkilemesi bekleniyor; örneğin Türkiye, Kuzey Afrika ve Batı Balkanlar üzerinden gelen göçmenlerin yönetiminde yeni angajman kuralları devreye girecek.
AB, reformla birlikte geri kabul anlaşmalarını da güçlendirmeyi hedefliyor. Ancak göçmenlerin kaynak ülkelere dönüşü konusunda yaşanan zorluklar, reformun uygulanabilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Uzmanlar, AB ülkelerinin sınır dışı kararlarını uygulamada yetersiz kaldığını ve yeni kuralların bu sorunu çözemeyebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin sığınmacı politikalarını sertleştirmesi, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, 2016 AB-Türkiye Göç Mutabakatı kapsamında AB'ye geçişleri durdurma ve sığınmacıları kabul etme yükümlülüğü altında. Yeni AB reformu, Türkiye’nin üzerindeki göç baskısını artırabilir; zira AB, sınır prosedürlerini sıkılaştırarak Türkiye üzerinden gelen düzensiz göçmenleri daha hızlı geri göndermeyi hedefliyor. Türk dış politikası açısından bu durum, AB ile ilişkilerde yeni bir müzakere konusu oluşturabilir. Ayrıca, Suriye ve Irak’taki istikrarsızlık nedeniyle Türkiye’de bulunan milyonlarca sığınmacının AB’ye yönelmesi halinde, Ankara’nın elini güçlendirecek diplomatik araçlar da doğabilir. Ancak reformun hayata geçirilmesi, Ankara’nın AB ile göç konusundaki iş birliğinin yeniden şekillenmesini gerektirebilir.