Avrupa Sayıştayı, Avrupa Birliği'nin gelecek dönem bütçesinin yeni yapısı nedeniyle kamu fonlarının izlenmesinde ciddi zorluklarla karşılaşabileceği uyarısında bulundu. Lüksemburg merkezli kurum, özellikle yeni bütçe mimarisinin şeffaflığı azaltabileceğini ve usulsüzlüklerin tespitini güçleştirebileceğini belirtiyor. Bu gelişme, AB'nin yıllık yaklaşık 150 milyar euroyu aşan harcamalarının denetiminde önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor.
Yeni bütçe yapısı ve denetim zorlukları
Avrupa Birliği, 2021-2027 dönemi için yaklaşık 1,8 trilyon euroluk bütçe ve kurtarma paketini (NextGenerationEU) uygulamaya koymuştu. Ancak 2028 sonrası için planlanan yeni bütçe yapısı, fonların daha fazla üye ülke yönetimine devredilmesini ve çeşitli mali araçlarla birleştirilmesini öngörüyor. Avrupa Sayıştayı, bu değişikliğin denetim yetkisini sınırlayabileceğini ve fon akışlarının karmaşıklaşması nedeniyle yolsuzluk risklerinin artabileceğini vurguluyor.
Sayıştay yetkilileri, mevcut sistemde doğrudan merkezi yönetim altında olan fonların, yeni yapıda ulusal ve bölgesel kurumlara dağıtılmasının, izlenebilirliği azaltacağını ifade ediyor. Özellikle tarım fonları, yapısal fonlar ve yeni oluşturulacak iklim fonları gibi alanlarda, fonların nihai alıcıya ulaşana kadar birden fazla aracıdan geçmesi, denetim sürecini zorlaştıracak. Ayrıca, bazı üye ülkelerin denetim kapasitelerinin yetersiz olması, AB genelinde tutarsız bir denetim tablosu ortaya çıkarabilir.
Bölgesel ve küresel etkiler
AB bütçesi, dünyanın en büyük kalkınma yardımı kaynaklarından biri olması nedeniyle küresel öneme sahip. Sayıştay'ın uyarıları, sadece AB içinde değil, aynı zamanda AB'nin dış yardım programları ve komşuluk politikaları aracılığıyla üçüncü ülkelere aktarılan fonlarda da denetim sorunları yaşanabileceğine işaret ediyor. Özellikle Batı Balkanlar, Doğu Ortaklığı ülkeleri ve Afrika'ya yönelik fonlarda şeffaflık azalırsa, bu durum AB'nin uluslararası alandaki güvenilirliğini sarsabilir.
Uzmanlar, yeni bütçe yapısının onaylanması sürecinde Avrupa Parlamentosu ve üye ülkelerin, Sayıştay'ın denetim yetkilerini güçlendirecek düzenlemeler yapması gerektiğini belirtiyor. Aksi halde, AB'nin yolsuzlukla mücadelede son yıllarda kaydettiği ilerlemenin geri dönebileceği endişesi var.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin denetim kapasitesindeki olası zayıflama, Türkiye'yi doğrudan etkilemez; ancak AB'nin genişleme politikası ve mali yardım araçları (IPA fonları gibi) aracılığıyla dolaylı yansımaları olabilir. Türkiye, AB'den sağlanan fonlardan yararlanan bir ülke olarak, bu fonların denetiminin etkinliği konusunda hassasiyet göstermektedir. Ayrıca, AB'nin kendi içinde şeffaflık standartlarının zayıflaması, Birliğin dış politikada normatif gücünü azaltabilir ve Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde müzakere süreçlerinde güven unsurunu sarsabilir. Yine de, AB bütçesinin geleceği konusundaki tartışmalar, Türkiye'nin AB üyeliği perspektifini doğrudan belirlemez; ancak mali işbirliği ve reform süreçlerinde dolaylı etkiler yaratabilir.