Avrupa Birliği, Rusya'nın artan hibrit saldırılarına karşı NATO'nun 5. maddesine benzer bir kolektif savunma mekanizması oluşturmayı tartışıyor. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell'in girişimiyle başlatılan tartışmalar, özellikle Baltık ülkeleri ve Polonya'nın yoğun baskısıyla şekilleniyor. Hibrit saldırılar; siber saldırılar, dezenformasyon kampanyaları, seçim müdahaleleri ve kritik altyapıya yönelik sabotajları kapsıyor. AB'nin mevcut savunma araçları yetersiz kalırken, üye ülkeler arasında ortak bir tehdit algısı ve yanıt mekanizması ihtiyacı her geçen gün artıyor.
Hibrit Tehditler ve AB'nin Mevcut Kapasitesi
Rusya'nın 2014'te Kırım'ı ilhakından bu yana hibrit savaş taktikleri uluslararası güvenlik gündeminde üst sıralara yerleşti. AB, 2016'da Hibrit Tehditlere Karşı Mükemmeliyet Merkezi'ni kurmuş olsa da, bu merkez yalnızca istihbarat paylaşımı ve analiz yapmakla sınırlı. Üye ülkelerin savunma kapasiteleri arasındaki farklılıklar, ortak bir yanıtın önündeki en büyük engel. Baltık ülkeleri, Rusya'nın sınır bölgelerinde düzenlediği tatbikatları ve enerji altyapısına yönelik saldırıları gerekçe göstererek acil eylem çağrısı yapıyor. Almanya ve Fransa ise NATO ile çift başlılık yaratmamak konusunda temkinli. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, "NATO ve AB'nin savunma politikaları birbirini tamamlamalı, rekabet etmemeli" diyerek denge mesajı verdi.
AB'nin elindeki en önemli araçlardan biri, 2022'de kabul edilen Stratejik Pusula belgesi. Bu belge, hibrit tehditlere karşı "hızlı ve koordineli yanıt" mekanizmaları öngörüyor ancak bağlayıcılığı yok. Ayrıca AB, 2023'te siber savunma için 1,5 milyar euroluk bir fon oluşturdu. Ancak uzmanlara göre, bu fonlar Rusya'nın saldırı kapasitesinin gerisinde. Estonya Başbakanı Kaja Kallas, "Hibrit saldırılar artık savaş ilanı sayılmalı ve kolektif yanıt gerektirmeli" diyerek NATO 5. maddesinin AB versiyonunu savunuyor. Ancak bu tür bir madde, üye ülkelerin egemenlik haklarını devretmesi anlamına geleceği için hukuki ve siyasi engeller barındırıyor.
Avrupa Güvenlik Mimarisi ve Gelecek Perspektifi
AB'nin NATO'dan bağımsız bir savunma mekanizması kurma çabası, transatlantik ilişkilerde yeni bir denge arayışının parçası. ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığını sorgulayan seslerin yükseldiği bir dönemde, Avrupa'nın kendi güvenliğini sağlama iradesi güçleniyor. Ancak NATO'nun 5. maddesi, AB üyelerinin çoğu için hâlâ en güçlü güvence. AB'nin kendi kolektif savunma maddesini oluşturması, NATO'nun işlevsizleşmesine yol açabilir. Bu nedenle Brüksel, NATO ile eşgüdüm içinde çalışacak bir "hibrit savunma mekanizması" üzerinde duruyor. Öte yandan Rusya, AB'nin bu tartışmalarını "askeri yığınak" olarak nitelendiriyor ve misilleme tehdidinde bulunuyor. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, "AB'nin hibrit saldırı iddiaları asılsızdır ve Batı'nın Rusya'yı çevreleme politikasının bir parçasıdır" dedi. Çin ise gelişmeleri sessizlikle izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin Rusya'ya karşı NATO tarzı bir kolektif savunma mekanizması kurma tartışması, Türkiye için kritik bir denge sınavı. Türkiye, NATO üyesi olarak ittifakın 5. maddesine bağlı; ancak AB üyesi olmadığı için yeni oluşturulacak AB mekanizmasının dışında kalabilir. Bu durum, Türkiye'nin Avrupa güvenlik mimarisindeki konumunu zayıflatabilir. Öte yandan Ankara, Rusya ile enerji, ticaret ve savunma alanlarında derin ilişkilere sahip. AB'nin Rusya'ya yönelik sert önlemleri, Türkiye'nin ekonomik çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, hem NATO içindeki yükümlülüklerini hem de Rusya ile ilişkilerini dengelemek zorunda. Ayrıca, Türkiye'nin kendi hibrit tehditlerle mücadele kapasitesi güçlendirilmeli. AB'nin olası yeni mekanizması, Türkiye'yi Avrupa güvenlik konseptinin dışında bırakırsa, bu durum Ankara'nın stratejik özerkliğini artırma yönünde adımlar atmasına neden olabilir.