Avrupa Birliği ülkeleri, Pazartesi günü Rus milyarderler Alisher Usmanov ve Mikhail Fridman'ın AB yaptırım listesinden çıkarılmasını öngören nihai anlaşmaya varamadı. Diplomatların Salı günü müzakerelere devam etmesi bekleniyor. Konuya yakın kaynaklara göre, üye ülkeler arasında bu iki ismin listeden çıkarılması konusunda görüş ayrılıkları sürüyor.
Yaptırımların Arka Planı ve Hukuki Süreç
Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından AB, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e yakın birçok iş insanını yaptırım listesine eklemişti. Alisher Usmanov ve Mikhail Fridman da bu kapsamda mal varlıkları dondurulan ve seyahat yasağı getirilen isimler arasında yer alıyor. Ancak her iki oligark da AB'nin yaptırım kararlarını Avrupa Birliği Adalet Divanı'nda (ABAD) temyiz etmiş ve davalarını kazanma yolunda önemli adımlar atmıştı. ABAD, geçtiğimiz aylarda her iki ismin de yaptırım listesinde kalmasını sağlayan gerekçelerin yeterince sağlam olmadığına hükmetmişti. Bu kararlar, AB'nin yaptırım rejiminin hukuki dayanağını sorgulatırken, üye ülkeleri de zor durumda bıraktı.
Diplomatik kaynaklar, bazı üye ülkelerin oligarkların listeden çıkarılmasına sıcak baktığını, ancak özellikle Doğu Avrupa ve Baltık ülkelerinin bu adıma şiddetle karşı çıktığını belirtiyor. Bu ülkeler, yaptırımların Rusya'ya karşı ortak duruşun bir parçası olduğunu ve taviz verilmesinin Moskova'ya yanlış mesaj göndereceğini savunuyor. Diğer yandan, bazı Batı Avrupa ülkeleri ise hukuki riskler nedeniyle bu isimlerin listeden çıkarılmasının kaçınılmaz olduğunu düşünüyor.
AB İçinde Artan Görüş Ayrılıkları
Bu gelişme, AB'nin Rusya'ya yönelik yaptırım politikasında iç çekişmelerin arttığını gösteriyor. Savaşın başlangıcından bu yana AB, Rusya'ya karşı benzeri görülmemiş yaptırımlar uyguladı; ancak zamanla bu yaptırımların hukuki dayanıklılığı ve etkinliği sorgulanmaya başlandı. Özellikle Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın verdiği iptal kararları, yaptırım listelerinin gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor. AB Konseyi, yaptırım kararlarını oybirliğiyle alıyor; bu nedenle herhangi bir üye ülkenin vetosu süreci kilitleyebiliyor. Usmanov ve Fridman dosyasında da benzer bir kilitlenme yaşanıyor.
Alisher Usmanov, metal ve telekomünikasyon sektörlerinde faaliyet gösteren holdinglere sahip. Mikhail Fridman ise Alfa Bank ve LetterOne gibi büyük finans ve enerji yatırımlarıyla biliniyor. Her iki isim de Avrupa'da geniş iş ağlarına sahip. Yaptırımların kaldırılması hâlinde, bu isimlerin Avrupa'daki mal varlıkları üzerindeki dondurma kararları da ortadan kalkacak. Ancak bu durum, AB'nin Rusya'ya karşı yaptırım cephesinde bir çatlak olarak yorumlanabilir.
Küresel ve Bölgesel Etkiler
AB'nin yaptırım listesinden isim çıkarması, Rusya'nın yaptırımları delme çabalarına ivme kazandırabilir. Moskova, Batı'nın yaptırım birliğini bozmak için uzun süredir lobi faaliyetleri yürütüyor. Ayrıca, ABD ve İngiltere gibi diğer Batılı ülkeler de kendi yaptırım listelerini gözden geçirmek zorunda kalabilir. Öte yandan, Ukrayna ve müttefikleri, bu tür tavizlerin Rusya'nın işgaline karşı caydırıcılığı zayıflatacağı endişesini taşıyor. AB'nin imajı açısından da olumsuz bir algı oluşabilir; zira Birlik, hukukun üstünlüğüne bağlılığını vurgularken, yaptırım kararlarının mahkemelerce iptal edilmesi itibar kaybına yol açıyor.
Uzmanlar, AB'nin önümüzdeki günlerde bir uzlaşı arayışını sürdüreceğini, ancak anlaşma sağlanamazsa yaptırımların otomatik olarak uzatılamayacağını ve bu isimlerin listeden düşeceğini belirtiyor. Diplomatlar, Salı günkü toplantıda bir çözüm bulunmasını umut ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin Rus oligarklara yönelik yaptırımlarındaki bu anlaşmazlık, Türkiye için birkaç açıdan önem taşıyor. Öncelikle Türkiye, Rusya ile ekonomik ve ticari ilişkilerini sürdürürken Batı'nın yaptırımlarına katılmıyor. AB'nin yaptırım listesindeki olası bir gevşeme, Türkiye'nin pozisyonunu daha da meşrulaştırabilir ve Rus sermayesinin Türkiye üzerinden Avrupa'ya akışını kolaylaştırabilir. Ayrıca, yaptırımların hukuki dayanağının zayıflaması, Türkiye'nin kendi yaptırım politikasını gözden geçirmesine gerek olmadığı yönünde bir argüman olarak kullanılabilir. Ancak bu durum, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde yeni gerilimlere de yol açabilir. Sonuç olarak, AB içindeki bu çatlak, küresel yaptırım rejiminin etkinliğini azaltarak Türkiye'nin manevra alanını genişletebilir.