Avrupa Parlamentosu üyeleri, Avrupa Birliği'nin ABD'nin Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) yönelik yaptırımlarını otomatik olarak uygulamaması gerektiğini belirterek Avrupa Komisyonu'na çağrıda bulundu. Hollandalı milletvekili Dirk Gotink, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, bu tür yaptırımların otomatik olarak uygulanmasının "Amerikalıların hâlâ dostumuz olduğunu düşündüğümüz dönemden kalma" bir yaklaşım olduğunu söyledi. Gotink'in sözleri, Avrupa'nın Washington ile ilişkilerinde yaşanan derin güven erozyonunu gözler önüne seriyor.
Yaptırımların Arka Planı ve UCM'nin Durumu
ABD'nin UCM'ye yönelik yaptırım tehdidi yeni değil. Özellikle Mahkeme'nin Afganistan ve Filistin topraklarında işlenen olası savaş suçlarına ilişkin soruşturmaları, Washington'ın sert tepkisine yol açtı. 2020 yılında dönemin ABD Başkanı Donald Trump, UCM yetkililerine yaptırım uygulanmasını öngören bir kararname imzalamıştı. Joe Biden yönetimi bu kararnameyi 2021'de iptal etmiş olsa da, Kongre'deki bazı çevreler ve özellikle İsrail'in UCM soruşturmalarına karşı ABD'nin yeni yaptırım adımları atabileceği konuşuluyor.
Avrupa Birliği, UCM'nin kurucu destekçileri arasında yer alıyor. Roma Statüsü'nü imzalayan 123 ülke arasında tüm AB üyeleri bulunuyor. Ancak ABD, İsrail ve bazı diğer ülkeler Mahkeme'ye taraf değil. UCM, bireysel cezai sorumluluğu esas alarak soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçlarını yargılama yetkisine sahip. Mahkeme'nin bağımsızlığı, uluslararası hukukun temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor.
Avrupa Parlamentosu'ndaki tartışmalar, AB'nin stratejik özerklik arayışının bir yansıması. Milletvekilleri, ABD'nin yaptırımlarının AB hukukuyla çelişebileceğini ve Birlik'nin kendi dış politikasını belirleme hakkını gasp edebileceğini savunuyor. Gotink gibi isimler, AB'nin artık koşulsuz olarak ABD'nin politikalarını takip etmemesi gerektiğini vurguluyor.
Transatlantik İlişkilerde Yeni Dönem
ABD'nin UCM'ye yönelik olası yaptırımları, transatlantik ilişkilerde bir başka çatlak yaratabilir. Avrupa, son yıllarda savunma, ticaret ve teknoloji alanlarında ABD'den bağımsız hareket etme eğilimini güçlendiriyor. Özellikle 2021'de AUKUS krizi, Afganistan'dan çekilme sürecindeki koordinasyonsuzluk ve İran nükleer anlaşması gibi konularda yaşanan anlaşmazlıklar, Avrupa başkentlerinde Washington'a yönelik güveni sarstı.
UCM konusu, bu güven erozyonunun sembolik bir cephesi haline gelmiş durumda. ABD'nin yaptırım uygulaması halinde, AB ülkeleri kendi topraklarında bulunan UCM yetkililerini ve varlıklarını korumakta zorlanabilir. Bu durum, AB'nin hukuki ve siyasi egemenliği açısından ciddi bir sınav olacak. Avrupa Komisyonu'nun nasıl bir tutum izleyeceği ise merakla bekleniyor.
Milletvekillerinin çağrısı, AB'nin yaptırımlara karşı ortak bir mekanizma geliştirmesi gerektiğini gösteriyor. Otomatik uygulama yerine, her yaptırım kararının AB'nin kendi çıkarları doğrultusunda değerlendirilmesi isteniyor. Bu talep, AB'nin küresel aktör olma iddiasını da güçlendirebilir. Zira AB, son dönemde kendi yaptırım rejimini (Magnitsky Yasası benzeri) oluşturmuş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin UCM'ye yönelik yaptırımları ve AB'nin bu konudaki tutumu, Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Türkiye, UCM'ye taraf olmasa da, uluslararası hukuk ve adalet mekanizmalarına verdiği önemle biliniyor. AB'nin ABD yaptırımlarına karşı direnç göstermesi, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde yeni bir denge unsuru yaratabilir. Ayrıca, ABD'nin tek taraflı yaptırımlarına karşı AB'nin stratejik özerklik arayışı, Türkiye'nin de uzun süredir dile getirdiği "daha adil bir dünya düzeni" çağrılarıyla örtüşüyor. Bu gelişme, Türkiye'nin AB ile diyalogunu güçlendirebileceği gibi, ABD ile yaşanan gerilimlerde Ankara'nın elini rahatlatabilir.