Avrupa Birliği’nin, Çin’e karşı hazırladığı ve Avrupa sanayisini korumayı amaçlayan “Made in Europe” yasaları, İngiltere ile Brüksel arasında planlanan ilişkileri sıfırlama zirvesini tehdit ediyor. Hükümet kaynaklarına göre, bu düzenlemeler İngiliz şirketlerini AB iç pazarından dışlayabilir ve Londra’nın stratejik öncelikleriyle çelişiyor. Konu, iki taraf arasındaki ticaret ve işbirliği görüşmelerinde kilit bir sorun haline gelmiş durumda.
Yasaların Kapsamı ve İngiltere’ye Etkisi
Avrupa Komisyonu’nun önerdiği “Net Sıfır Sanayi Yasası” ve “Kritik Hammaddeler Yasası” gibi düzenlemeler, yeşil teknoloji, batarya, güneş paneli ve kritik hammadde tedarik zincirlerinde Avrupa içi üretimi teşvik etmeyi hedefliyor. Ancak bu yasalar, üçüncü ülkelere ait şirketlere pazar erişiminde kısıtlamalar getirebilir. İngiltere, Brexit sonrası AB ile imzaladığı Ticaret ve İşbirliği Anlaşması (TCA) kapsamında ayrıcalıklı bir konuma sahip olsa da, bu yeni düzenlemeler TCA’nın kapsamı dışında kalabilir ve İngiliz firmaları AB devlet destekli projelerden men edilebilir.
Bir hükümet yetkilisi, “Bu yasalar, İngiliz iş dünyası için ciddi bir risk oluşturuyor. Eğer çözüm bulunamazsa, planlanan reset zirvesi anlamsız kalır,” dedi. İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, geçtiğimiz aylarda AB ile ilişkileri “yeni bir sayfa” açma niyetini açıklamış ve 2024 sonbaharında bir zirve düzenlemeyi planladığını duyurmuştu. Ancak AB’nin sanayi politikası, bu hedefi gölgeleyebilir.
Brüksel’in Tutumu ve Müzakereler
AB yetkilileri, yasaların Dünya Ticaret Örgütü kurallarına uygun olduğunu savunuyor ve İngiltere’ye özel bir muafiyet tanınmasının söz konusu olmadığını belirtiyor. Ancak İngiltere, Kuzey İrlanda Protokolü’nde olduğu gibi, kendi çıkarlarını koruyacak istisnalar talep ediyor. Müzakereler şu anda teknik düzeyde devam ediyor; fakat siyasi irade eksikliği nedeniyle ilerleme yavaş.
Uzmanlara göre, AB’nin Çin’e karşı ekonomik güvenlik stratejisi, İngiltere’yi istemeden de olsa hedef alabilir. İngiltere, AB’nin kritik teknolojilerde Çin’e bağımlılığını azaltma çabalarını desteklese de, kendi şirketlerinin dışlanmasına karşı çıkıyor. Bu ikilem, Londra’nın hem ABD hem de AB ile dengeli bir ilişki kurma çabasını zorlaştırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB’nin “Made in Europe” politikası, küresel ticaret dengelerini de etkiliyor. ABD’nin Enflasyon Azaltma Yasası’na (IRA) benzer şekilde, yeşil dönüşümü finanse etmek için yerli üretimi teşvik ediyor. Ancak bu tür politikalar, ticaret ortakları arasında gerilime yol açabilir. İngiltere, AB’nin bu yasalarıyla kendi yeşil sanayi stratejisini uyumlu hale getirmekte zorlanıyor; zira AB iç pazarına erişim olmadan ölçek ekonomisi yakalamak güç.
Öte yandan, Çin’in misilleme olasılığı da göz ardı edilmemeli. Pekin, Avrupa’nın yeşil teknoloji ürünlerine yönelik kısıtlamalarına karşı DTÖ’ye şikayette bulunabilir veya kendi pazarında Avrupa şirketlerine yönelik baskıları artırabilir. Bu durum, küresel tedarik zincirlerinde yeni kırılmalara yol açabilir. İngiltere, bu karmaşık denklemde kendi sanayi çıkarlarını korumak için AB ile yakın diyalog kurmak zorunda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB’nin “Made in Europe” yasaları, Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği ilişkisi ve yeşil mutabakat süreci açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye, AB’nin kritik hammadde ve yeşil teknoloji tedarik zincirlerinde önemli bir tedarikçi konumunda. Ancak bu yasalar, AB içi üretimi önceleyerek Türk ihracatçılarını dezavantajlı duruma düşürebilir. Ayrıca İngiltere’nin AB ile yaşadığı benzer sorunlar, Türkiye’nin Gümrük Birliği’nin güncellenmesi taleplerinde emsal teşkil edebilir. Ankara, Brüksel’in sanayi politikalarını yakından izlemeli ve olası bir dışlanmaya karşı önlem almalı.