Avrupa Birliği'nin önde gelen beş ülkesinin liderleri, Birliğin bir sonraki uzun vadeli bütçesinin Komisyon'un önerdiği şekliyle kabul edilmemesi gerektiğini belirterek, yüz milyarlarca euroluk kesinti yapılması ve harcamaların güvenlik, savunma ve rekabet gücüne yönlendirilmesi çağrısında bulundu. Liderler, ortak bir açıklamada, "Daha fazla harcamak yerine daha iyi harcamalıyız" mesajını verdi.
Bütçe tartışmasının arka planı
Avrupa Birliği, 2028-2034 dönemini kapsayacak yeni Çok Yıllı Mali Çerçeve (MFF) üzerinde çalışıyor. Avrupa Komisyonu, geçtiğimiz aylarda hazırladığı taslakta, üye ülkelerden gelen katkıları artırmayı ve toplam bütçeyi genişletmeyi öngörüyordu. Ancak bu öneri, özellikle net katkı sağlayıcı ülkelerden sert eleştiriler aldı. Almanya, Fransa, Hollanda, İsveç ve Avusturya gibi ülkeler, artan bütçe yerine mevcut kaynakların daha verimli kullanılması gerektiğini savunuyor. Liderlerin son açıklaması, bu tartışmada önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Beş liderin ortak metninde, "Komisyon'un önerisi, mevcut ihtiyaçlarımızla uyumlu değil. Yüz milyarlarca euroluk bir kesinti yapılmalı ve bu kaynak, savunma, güvenlik ve rekabetçilik gibi öncelikli alanlara kaydırılmalı" ifadeleri yer aldı. Liderler ayrıca, yeni bütçenin jeopolitik gerçekleri yansıtması gerektiğini vurguladı. Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik savaşı, Orta Doğu'daki istikrarsızlık ve Çin ile artan teknoloji rekabeti, AB'nin savunma ve güvenlik harcamalarını artırmasını zorunlu kılıyor. Ancak bu harcamaların, mevcut bütçe kalemlerinden yapılacak kesintilerle finanse edilmesi planlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Avrupa Birliği'nin bütçesi, tarım sübvansiyonlarından bölgesel kalkınmaya, araştırmadan dış yardımlara kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Liderlerin önerdiği kesintilerin özellikle Ortak Tarım Politikası (CAP) ve uyum fonlarında yapılması bekleniyor. Bu durum, özellikle tarımsal üretimi yoğun olan ülkelerde (Fransa, İspanya, Polonya) ciddi tartışmalara yol açabilir. Öte yandan, savunma ve güvenlik harcamalarının artırılması, AB'nin stratejik özerkliğini güçlendirmeyi amaçlıyor. Avrupa Savunma Fonu ve askeri hareketlilik projeleri için ayrılan kaynakların artırılması bekleniyor.
Küresel ölçekte ise AB'nin bütçe önceliklerindeki bu değişim, transatlantik ilişkileri de etkileyebilir. ABD, Avrupa'nın savunma harcamalarını artırması konusunda uzun süredir baskı yapıyor. NATO çerçevesinde savunma harcamalarının GSYİH'nın %2'sine çıkarılması taahhüdü bulunuyor. AB'nin yeni bütçesi, bu hedefe ulaşmada kritik bir araç olarak görülüyor. Ayrıca, AB'nin yeşil dönüşüm ve dijitalleşme hedefleri için ayrılan fonların korunması gerekiyor; ancak liderler, bu alanlarda da verimlilik artışı sağlanabileceğini savunuyor.
Uzmanlar, bu çağrının AB içinde yeni bir güç mücadelesini başlatabileceğini belirtiyor. Net katkı sağlayıcı ülkeler ile fon alan ülkeler arasındaki denge, müzakerelerin seyrini belirleyecek. Avrupa Parlamentosu'nun da bütçe üzerinde onay yetkisi bulunuyor ve Parlamento'nun, sosyal ve bölgesel kesintilere karşı çıkması muhtemel. Komisyon'un ise geri adım atıp atmayacağı belirsiz. Önümüzdeki aylarda yapılacak zirvelerde bu konu masaya yatırılacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin bütçe önceliklerini savunma ve güvenliğe kaydırması, Türkiye açısından hem fırsat hem de risk barındırıyor. Türkiye, AB'nin savunma ve güvenlik projelerine katılım konusunda istekli; ancak AB üyesi olmadığı için bu fonlardan doğrudan yararlanamıyor. Yeni bütçede savunma harcamalarının artması, NATO çerçevesinde Türkiye ile AB arasında işbirliği imkânlarını gündeme getirebilir. Öte yandan, AB'nin uyum fonlarında yapacağı kesintiler, Türkiye'ye yönelik katılım öncesi mali yardımları da dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, AB'nin rekabetçilik odaklı harcamaları, Türkiye'nin AB pazarına erişimini ve ticaretini etkileyebilir. Türkiye, AB bütçe müzakerelerini yakından takip ederek, kendi stratejik çıkarlarını korumalı.