Avrupa Birliği (AB) liderleri, perşembe günü Brüksel'de yapacakları zirvede, Çin'in artan ihracat akınına karşı bloğun daha güçlü ticaret savunmalarına ihtiyaç duyup duymadığını tartışacak. Brüksel, Çin'in özellikle yeşil teknoloji, çelik ve elektrikli araçlar gibi sektörlerdeki aşırı üretim kapasitesinin Avrupa sanayisini ve istihdamını tehdit ettiğini görüyor. Zirvede, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in öne sürdüğü yeni gümrük tarifeleri, antidamping önlemleri ve sübvansiyon karşıtı tedbirler masaya yatırılacak. Fransa ve Almanya başta olmak üzere bazı üye ülkeler, Çin mallarına karşı daha sert önlemler alınmasını savunurken, Macaristan ve İtalya gibi ülkeler ise ticaret savaşının küresel ekonomiye zarar vereceği uyarısında bulunuyor.
Çin'in ihracat hamlesinin arka planı
Çin, son yıllarda özellikle güneş panelleri, lityum iyon piller ve elektrikli araçlar gibi yeşil teknoloji ürünlerinde üretim kapasitesini önemli ölçüde artırdı. Beijing'in bu sektörlere sağladığı yoğun devlet sübvansiyonları, Çinli üreticilerin Avrupa pazarında çok düşük fiyatlarla rekabet etmesine olanak tanıyor. Avrupa Çelik Birliği (EUROFER) verilerine göre, Çin'in küresel çelik üretimindeki payı yüzde 50'yi aşarken, AB'ye yapılan çelik ithalatı son beş yılda yüzde 40 arttı. Benzer şekilde, Avrupa Güneş Enerjisi Endüstrisi Birliği (SolarPower Europe), 2023'te AB'ye ithal edilen güneş panellerinin yüzde 90'ından fazlasının Çin'den geldiğini raporladı. Uzmanlar, eğer mevcut eğilim devam ederse, Avrupalı üreticilerin yeşil dönüşümde kritik rol oynayan bu sektörlerde tamamen devre dışı kalabileceği uyarısında bulunuyor.
AB Komisyonu, Çin'in ticaret uygulamalarına karşı kapsamlı bir soruşturma başlattı. Geçtiğimiz ay, Çin'in elektrikli araç aküsü üreticilerine verdiği sübvansiyonlar hakkında bir inceleme açıklayan Brüksel, bu ürünlerin AB'de dampingli fiyatlarla satılıp satılmadığını araştırıyor. Ayrıca, AB'nin ticaret savunma araçlarını modernize etmek için yeni bir yasal düzenleme üzerinde çalıştığı belirtiliyor. Bu düzenleme, AB'nin Çin gibi devlet kontrollü ekonomilere karşı daha hızlı ve etkili önlemler almasını sağlayacak.
Bölgesel ve küresel boyut
AB'nin Çin'e karşı daha güçlü ticaret savunmaları benimsemesi, küresel ticaret dengelerini önemli ölçüde etkileyebilir. ABD, kısa bir süre önce Çin'den ithal edilen elektrikli araçlara yüzde 100 gümrük vergisi getirirken, elektrikli araç bataryaları ve güneş panellerine de yeni tarifeler uygulamıştı. Brüksel'in de benzer adımlar atması, Batı ile Çin arasındaki ticari gerilimi daha da tırmandırabilir. Öte yandan, Çin'in Moskova'ya askeri destek sağladığı gerekçesiyle AB tarafından uygulanan yeni yaptırımlar da bu gündemi şekillendiriyor. Pekin'in Kiev savaşında Rusya'ya yardım ettiği iddiaları, ticaret savunmalarının ötesinde siyasi bir boyut kazandırıyor.
Ancak AB içinde ticaret savunmalarına yönelik görüş birliği sağlanmış değil. Almanya, Çin'in en büyük ticaret ortağı olması nedeniyle iki ülke arasındaki ticari bağların kopmasından endişe ediyor. Özellikle Alman otomotiv endüstrisi, Çin'in şirketlere uygulayacağı olası misillemelerden korkuyor. Diğer yandan, Macaristan ve İtalya'nın popülist hükümetleri, Çin'le daha yakın ticari ilişkiler kurmayı tercih ediyor. Bu ülkeler, AB'nin ticaret savaşına girmesi yerine diplomatik yollarla Çin'i daha adil ticaret uygulamalarına ikna etmesini öneriyor. Zirvenin gergin geçmesi beklenirken, uzlaşmanın ise haftalar alabileceği tahmin ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in AB'ye yönelik ihracat artışı, Türkiye'yi de doğrudan etkileyebilir. Çin ürünlerinin Avrupa'da daha düşük fiyatlarla satılması, Türk ihracatçılarının AB pazarındaki rekabet gücünü azaltabilir. Özellikle tekstil, beyaz eşya ve otomotiv yan sanayiinde, Çin'in Avrupa'daki varlığını artırması, Türkiye'nin bu sektörlerdeki ihracat hedeflerini zora sokabilir. Öte yandan, AB'nin Çin'e karşı daha korumacı önlemler alması, Türkiye'nin Çin'den ithal ettiği ara malların fiyatını da etkileyebilir. Türkiye ve AB arasında Gümrük Birliği'nin güncellenmesi müzakereleri sürerken, Brüksel'in ticaret politikalarındaki bu yönelim, Türkiye'nin de kendi ticaret stratejilerini revize etmesini gerektirebilir. Ekonomik ve dış politika dengesini korumak isteyen Ankara, bu süreçte hem AB hem de Çin ile ilişkilerini dikkatli bir şekilde yönetmek zorunda.