Avrupa Birliği liderleri, 2028-2034 dönemini kapsayan yaklaşık 2 trilyon euroluk bütçe üzerinde anlaşmaya varmak için perşembe günü bir araya geliyor. Zirve öncesinde harcama kalemleri konusunda derin görüş ayrılıkları bulunuyor. Liderler, özellikle Fransa'da yaklaşan seçimlerin euroskeptik güçleri güçlendirebileceği ve müzakereleri rayından çıkarabileceği endişesini taşıyor. AB, bütçe konusunda uzlaşmaya varamazsa, bir sonraki çok yıllı mali çerçeve (MFF) üzerinde anlaşma sağlanamadan yeni döneme girme riskiyle karşı karşıya.
Bütçe Görüşmelerinde Derin Ayrılıklar
AB bütçesi, üye ülkelerin katkıları ve AB'nin kendi kaynaklarından oluşuyor. 2028-2034 dönemi için önerilen bütçe, tarım, bölgesel kalkınma, iklim, dijitalleşme ve dış politika gibi alanlara ayrılacak. Ancak üye ülkeler arasında bu fonların dağılımı konusunda ciddi anlaşmazlıklar var. Net katkı sağlayan ülkeler, bütçenin küçültülmesini ve harcamaların daha verimli kullanılmasını isterken, yeni üyeler ve göçmen kriziyle mücadele eden ülkeler daha fazla destek talep ediyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, AB bütçesinin savunma ve stratejik özerklik gibi alanlara daha fazla kaynak ayırmasını istiyor. Ancak bu talepler, bütçe disiplini konusunda hassas olan ülkeler tarafından soğuk karşılanıyor. Almanya, Hollanda ve İsveç gibi ülkeler, AB'nin borçlanma yetkisinin artırılmasına karşı çıkıyor. Öte yandan, Polonya ve Macaristan gibi ülkeler, hukuk devleti mekanizması nedeniyle fonlarının kesilmesinden şikayetçi.
Zirve öncesinde yapılan teknik görüşmelerde henüz bir uzlaşı sağlanamadı. AB Konseyi Başkanı Charles Michel, liderlere hitaben yaptığı açıklamada, "Bu bütçe, Birliğin geleceği için kritik öneme sahip. Ancak farklı önceliklerimiz var ve bunları uzlaştırmamız gerekiyor" dedi. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise, bütçenin yeşil ve dijital dönüşümü desteklemesi gerektiğini vurguladı.
Seçim Endişeleri ve Euroskeptik Tehdit
Liderlerin bir an önce anlaşmaya varma telaşının arkasında, özellikle Fransa'da yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Anketler, aşırı sağcı Ulusal Birlik (Rassemblement National) lideri Marine Le Pen'in güçlü olduğunu gösteriyor. Le Pen, AB karşıtı söylemleriyle biliniyor ve seçilmesi halinde AB bütçesi ve politikalarında ciddi değişiklikler yapabileceği endişesi hakim. Benzer şekilde, İtalya, Macaristan ve Polonya gibi ülkelerde de euroskeptik eğilimler güçleniyor.
Bu nedenle, mevcut liderler, seçimlerden önce bütçeyi onaylayarak, popülist dalgaya karşı bir başarı hikayesi yazmak istiyor. Ancak, bütçe görüşmelerinin uzaması, AB'nin karar alma mekanizmasının tıkanmasına ve krizin derinleşmesine yol açabilir. Fransa'da seçimlerin Nisan 2027'de yapılması planlanıyor, ancak siyasi belirsizlik nedeniyle erken seçim ihtimali de göz ardı edilmiyor.
Uzmanlar, AB bütçesinin onaylanmaması durumunda, 2028'den itibaren geçici bütçelerle yönetilebileceğini, ancak bu durumun uzun vadeli projeler ve yatırımlar üzerinde olumsuz etki yaratacağını belirtiyor. Özellikle iklim değişikliğiyle mücadele ve dijital dönüşüm gibi alanlarda planlanan fonların aksaması, AB'nin küresel rekabet gücünü zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin çok yıllı bütçesi, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren unsurlar içeriyor. Özellikle Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) fonları, Türkiye'nin AB'ye uyum sürecinde önemli bir mali kaynak. Bütçe görüşmelerinde IPA fonlarının miktarı ve kullanım koşulları belirlenecek. Ayrıca, AB'nin dış politika ve savunma harcamalarındaki artış, Türkiye'nin NATO müttefiki olarak savunma sanayii iş birliklerini etkileyebilir. Fransa'daki seçim sonuçları, AB-Türkiye ilişkilerinin geleceği açısından da belirleyici olacak. Euroskeptik bir yönetimin güçlenmesi, Türkiye'nin AB üyelik sürecini daha da zorlaştırabilir veya yeni iş birlikleri kapılarını aralayabilir. Bu nedenle, AB bütçe krizi, Türkiye'nin ekonomik ve stratejik çıkarlarını yakından ilgilendiriyor.