Avrupa Birliği, iklim değişikliğiyle mücadelede en önemli araçlarından biri olan Emisyon Ticareti Sistemi'nde (ETS) köklü bir değişikliğe gitmeye hazırlanıyor. Avrupa Komisyonu'nun 2025 başında açıkladığı yeni plana göre, AB karbon piyasasında emisyon üst sınırının düşürülme hızı 2031 yılından itibaren yavaşlatılacak. Bu hamle, özellikle enerji yoğun sektörler ve imalat sanayisi için nefes aldırıcı bir adım olarak değerlendirilirken, çevre örgütleri tarafından iklim hedeflerine ihanet olarak yorumlanıyor.
Gelişmenin arka planı: AB ETS ve yeni düzenleme
Avrupa Birliği Emisyon Ticareti Sistemi (AB ETS), 2005 yılında kurulan ve dünyanın en büyük karbon piyasası olma özelliğini taşıyor. Sistem, enerji üretimi, demir-çelik, rafineri, çimento, kimya gibi sektörlerden kaynaklanan karbondioksit emisyonlarına bir üst sınır getiriyor ve bu sınır içinde karbon izinlerinin alınıp satılmasına olanak tanıyor. 2021 yılında kabul edilen 'Fit for 55' paketi kapsamında, AB'nin 2030 yılına kadar emisyonlarını 1990 seviyelerine kıyasla en az %55 oranında azaltma hedefi doğrultusunda ETS'nin daha sıkı hale getirilmesi planlanmıştı.
Komisyon'un yeni değerlendirme raporu, mevcut düzenlemelerin beklendiği gibi işlediğini ancak bazı sektörlerin dönüşüm maliyetlerinin beklenenden yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle enerji yoğun sanayiler, AB içinde üretim yapmanın giderek zorlaştığını ve karbon kaçağı (üretimin AB dışına kayması) riskinin arttığını savunuyor. Bu eleştirileri dikkate alan Komisyon, 2031-2040 döneminde emisyon azaltım hızını yıllık %4,3'ten %3,6'ya düşürmeyi teklif ediyor. Bu değişiklik, teoride toplam emisyon azaltım hedefini etkilemezken, zamanlamayı uzatarak sanayiye uyum süresi tanımayı amaçlıyor.
Ancak çevre grupları, bu ertelemenin AB'nin 2050 yılına kadar karbon nötr olma taahhüdüyle çeliştiğini belirtiyor. Carbon Market Watch gibi sivil toplum kuruluşları, yavaşlatmanın 2040'a kadar atmosfere 200 milyon ton fazladan karbon salımına neden olabileceğini hesaplıyor. Ayrıca, karbon fiyatlarının düşmesiyle yenilenebilir enerji yatırımlarının caydırılabileceği uyarısı yapılıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Rekabet gücü mü iklim mi?
AB ETS reformu, sadece Avrupa'nın iç meselesi değil; küresel iklim politikalarının seyri açısından da belirleyici. AB, karbon fiyatlandırması konusunda dünyaya öncülük ederken, Çin, Güney Kore ve Brezilya gibi ülkeler de kendi emisyon ticaret sistemlerini kuruyor. AB'nin karbon piyasasındaki olası bir gevşeme, bu ülkelerin de karbon fiyatlandırması konusunda daha az iddialı olmasına yol açabilir.
Öte yandan, AB'nin karbon sınır düzenleme mekanizması (CBAM) ile ithalata karbon vergisi getirmesi, Türkiye gibi ticaret ortaklarını doğrudan etkiliyor. AB, 2026'dan itibaren çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre ve elektrik gibi sektörlerde ithal ürünlerden karbon fiyatı talep edecek. Eğer AB kendi ETS'sini yumuşatırsa, bu mekanizmanın etkinliği azalabilir ve Türkiye gibi ihracatçı ülkeler üzerindeki baskı bir ölçüde hafifleyebilir.
Fakat iklim aktivistleri, bu reformun Yeşil Mutabakat'ın güvenilirliğini zedelediğini savunuyor. AB'nin 2040 için belirlediği %90 emisyon azaltım hedefine ulaşabilmesi için daha hızlı adımlar atması gerektiği hatırlatılıyor. Enerji krizi ve Ukrayna savaşı sonrası artan enerji fiyatları, AB üye ülkeleri arasında karbon fiyatlandırması konusunda giderek daha fazla çatışma yaratıyor. Polonya gibi kömüre bağımlı ülkeler, yeşil dönüşümün sosyal maliyetlerini öne sürerek daha yavaş bir geçiş talep ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve iklim politikalarında uyum sürecinde kritik bir dönemeçte. AB'nin karbon piyasasını yavaşlatması, Türkiye'nin ihracatını doğrudan etkileyen CBAM uygulamasının sertliğini bir nebze hafifletebilir. Ancak orta ve uzun vadede, Türkiye'nin kendi Emisyon Ticareti Sistemi'ni kurma ve yeşil dönüşümü hızlandırma zorunluluğu devam ediyor. İklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası normlara uyum sağlayamayan ülkeler, ticarette rekabet avantajını kaybetme riskiyle karşı karşıya. Türkiye'nin, AB'nin bu reformunu fırsata çevirerek karbon fiyatlandırmasında kendi modelini oluşturması ve sanayisini dönüşüme hazırlaması gerekiyor.