Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Kanada'nın Avrupa Birliği'ne 'ortak üye' olabileceği fikrini ortaya attı. Ancak konuşmasında bu önerinin ne anlama geldiğine dair somut bir açıklama yapmadı. Öneri, Avrupa basınında şüpheyle karşılandı; birçok yorumcu, planın belirsizliğine ve uygulanabilirliğine dikkat çekti. Von der Leyen'in açıklaması, 17 Eylül Perşembe günü basın taramasında geniş yankı buldu.
Önerinin arka planı ve basının tepkisi
Von der Leyen, konuşmasında Kanada'nın AB ile ilişkilerini derinleştirmek için 'ortak üyelik' gibi bir statünün düşünülebileceğini belirtti. Ancak bu statünün hukuki çerçevesi, hak ve yükümlülükleri, hangi alanlarda işbirliği sağlanacağı gibi konularda hiçbir ayrıntı verilmedi. Avrupa basını, öneriyi 'muğlak' ve 'gerçekçi olmayan' olarak nitelendirdi. Le Monde gazetesi, konuya ilişkin haberinde, göçmenlik ve vatandaşlık konularında yaşanan sorunlara da değindi; 8.000 kişiden bazılarının profillerini yayımladı. Basın, AB'nin genişleme sürecinin zaten karmaşık olduğu bir dönemde, Kanada gibi uzak bir ülkeye böyle bir statü verilmesinin pratikte nasıl işleyeceğini sorguluyor.
Kanada-AB ilişkileri ve olası etkiler
Kanada ile AB arasında 2017'de imzalanan Kapsamlı Ekonomik ve Ticaret Anlaşması (CETA) zaten mevcut. Bu anlaşma, ticari ilişkileri güçlendirmişti. Ancak 'ortak üyelik' önerisi, CETA'nın ötesinde siyasi ve kurumsal bir bağlantıyı ima ediyor. Uzmanlar, böyle bir statünün AB'nin kurumsal yapısını zorlayabileceğini, karar alma mekanizmalarında sorunlar yaratabileceğini belirtiyor. Öte yandan, Kanada'nın AB'ye yakınlaşması, ABD ile ilişkilerinde de dengeleri değiştirebilir. Avrupa basını, önerinin AB içinde de farklı tepkilere yol açtığını, bazı üye ülkelerin genişleme yorgunluğu yaşadığını hatırlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin Kanada'ya 'ortak üyelik' gibi bir statü önermesi, Türkiye'nin AB üyelik sürecini dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, on yıllardır AB'ye tam üyelik için müzakere yürütüyor ancak süreç fiilen durmuş durumda. AB'nin, üyelik perspektifi olmayan ülkelere 'ortak üyelik' gibi alternatif modeller sunması, Türkiye'ye yönelik benzer bir yaklaşımın sinyali olarak yorumlanabilir. Bu durum, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde yeni bir denge arayışını gündeme getirebilir. Ayrıca, Kanada gibi uzak bir ülkeye tanınan ayrıcalıklar, Türkiye'nin uzun süredir beklediği haklar açısından adaletsizlik algısı yaratabilir. Ekonomik açıdan ise CETA benzeri anlaşmaların genişlemesi, Türkiye'nin ihracat pazarlarını dolaylı yönden etkileyebilir.