Avrupa Birliği ve Kanada, küresel ticaret gerilimleri ve artan jeopolitik belirsizlik ortamında, çok taraflı dünya düzenini yeniden canlandırmak amacıyla daha sıkı bağlar kurma arayışında. İki taraf, kapsamlı ekonomik ve ticari işbirliği anlaşmasının (CETA) uygulanmasını derinleştirmeyi ve Dünya Ticaret Örgütü (WTO) reformu gibi alanlarda ortak hareket etmeyi planlıyor. Bu gelişme, AB'nin Kanada ile stratejik ortaklığını güçlendirirken, ABD ve Çin arasındaki rekabetin gölgesinde alternatif işbirlikleri arayışının bir parçası olarak öne çıkıyor. Ayrıca bültenin dikkat çeken bir diğer başlığı, Rus oligarklara yönelik yaptırımların uygulanmasındaki gecikmeler oldu.
Gelişmenin Arka Planı
Avrupa Birliği ile Kanada arasındaki ilişkiler, 2017'de yürürlüğe giren Kapsamlı Ekonomik ve Ticaret Anlaşması (CETA) ile önemli bir ivme kazanmıştı. Anlaşma, gümrük vergilerinin büyük bölümünü kaldırarak iki taraf arasındaki ticareti artırdı. Ancak son yıllarda ABD'nin korumacı politikaları, Çin'in yükselen ekonomik etkisi ve Rusya-Ukrayna savaşı sonrası oluşan yeni jeopolitik hatlar, AB ve Kanada'yı daha koordineli bir dış politika izlemeye itti. Özellikle 2021'de kurulan AB-Kanada Ticaret ve Teknoloji Konseyi, dijital ekonomi, yeşil dönüşüm ve tedarik zinciri güvenliği gibi alanlarda işbirliğini güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu hafta yapılan üst düzey görüşmelerde, her iki taraf da çok taraflı kurumların reforme edilmesi gerektiğini vurguladı. AB yetkilileri, Kanada ile birlikte "kurallara dayalı uluslararası düzeni" savunmaya devam edeceklerini belirtti. Ayrıca, kritik mineraller, yapay zeka ve temiz enerji gibi stratejik sektörlerde ortak projeler geliştirilmesi planlanıyor.
Öte yandan, haber bülteninde yer alan bir diğer önemli konu, Rus oligarklara yönelik yaptırımların uygulanmasındaki gecikmeler oldu. AB'nin Rusya'ya karşı yaptırım paketleri kapsamında mal varlıkları dondurulan oligarkların listesi sürekli genişlese de, bazı üye ülkelerin hukuki ve bürokratik engelleri nedeniyle yaptırımların etkin uygulanması gecikebiliyor. Bu durum, AB'nin yaptırım rejiminin etkinliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Kanada ise Rusya'ya karşı yaptırımlarda AB ile benzer bir çizgide yer alıyor ve oligarkların mal varlıklarının dondurulması konusunda daha hızlı hareket edebiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB ve Kanada'nın yakınlaşması, küresel ticaretin yeniden şekillendiği bir dönemde stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor. ABD-Çin rekabeti, Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ve Orta Doğu'daki istikrarsızlık, Batılı ülkeleri yeni ittifaklar ve işbirlikleri arayışına yönlendirdi. AB, Kanada ile olan bağlarını güçlendirerek, Kuzey Amerika'da güvenilir bir ortak edinmeyi ve transatlantik ilişkilerde denge unsuru oluşturmayı hedefliyor. Kanada ise AB pazarına erişimini genişletmek ve çok taraflı sistemde daha etkin bir rol oynamak istiyor. İki tarafın ortak açıklamalarında, iklim değişikliğiyle mücadele, dijital dönüşüm ve kadın-erkek eşitliği gibi küresel sorunlarda işbirliği vurgusu öne çıktı. Ayrıca, WTO'nun reforme edilmesi ve uluslararası ticaret kurallarının güncellenmesi konusunda ortak bir irade sergilendi. Bu gelişme, AB'nin "açık stratejik özerklik" doktrini ile de uyumlu. AB, hem ABD'ye hem de Çin'e olan bağımlılığını azaltarak, kendi ekonomik ve siyasi çıkarlarını korumayı amaçlıyor.
Rus oligark yaptırımlarındaki gecikme ise Batı'nın Rusya'ya karşı birliğinde çatlak sinyali olarak yorumlanabilir. AB üyesi ülkeler arasında yaptırımların uygulanması konusunda farklı hukuki yaklaşımlar ve ekonomik çıkarlar, etkinliği zayıflatıyor. Bazı ülkeler, oligarkların avukatları aracılığıyla açtığı davalar nedeniyle yaptırım kararlarını uygulamakta zorlanıyor. Bu durum, AB'nin Rusya'ya karşı baskı politikasının tutarlılığını sorgulatıyor. Kanada'nın ise daha merkezi ve hızlı bir yaptırım mekanizmasına sahip olması, iki taraf arasında bir fark yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB-Kanada yakınlaşması ve Rus oligark yaptırımlarındaki gecikmeler, Türkiye'nin dış politika ve ekonomik dengeleri açısından dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, hem AB hem de Kanada ile ticari ilişkilerini derinleştirmeye çalışırken, Batı'nın Rusya'ya karşı yaptırım rejiminde temkinli bir pozisyon izliyor. AB'nin çok taraflılık vurgusu, Türkiye'nin de desteklediği bir ilke olsa da, AB'nin stratejik özerklik arayışı Türkiye'nin AB üyelik sürecini gölgeleyebilir. Rus oligark yaptırımlarındaki gecikmeler ise Türkiye'nin Rusya ile olan ekonomik ilişkilerini gözden geçirmesine neden olabilir; zira Türkiye, Batı yaptırımlarına katılmadığı için Rus sermayesi için bir sığınak haline geldi. Ancak bu durum, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde ekstra bir gerilim unsuru oluşturabilir. Öte yandan, Kanada ile AB arasındaki CETA benzeri bir anlaşmanın Türkiye ile de gündeme gelmesi, Türkiye'nin ihracatı için yeni kapılar açabilir. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği'ni güncelleme sürecinde Kanada ile de serbest ticaret anlaşması müzakerelerini sürdürüyor; bu gelişmeler Türkiye'nin ticaret diplomasisini etkileyebilir.