Avrupa Birliği ile Birleşik Krallık arasında planlanan 'sıfırlama' zirvesi, 'Made in Europe' (Avrupa'da Üretilmiştir) kuralları etrafındaki anlaşmazlık nedeniyle bir kez daha ertelendi. Zirvenin kasım ayı sonuna ertelendiği ve İngiliz sanayisinin karşı karşıya olduğu zorlukların bu kararda etkili olduğu bildirildi. İngiltere Başbakanı Keir Starmer ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen arasında yapılması planlanan görüşme, tarafların karşılıklı taleplerini netleştirememesi üzerine rafa kaldırıldı.
Gelişmenin Arka Planı
İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden ayrılmasının ardından ilişkileri yeniden düzenlemek için yapılan müzakereler, özellikle ticaret ve sanayi alanında derin anlaşmazlıklarla sürüyor. AB'nin hazırladığı 'Made in Europe' düzenlemesi, elektrikli araçlardan yenilenebilir enerji ekipmanlarına kadar birçok sektörde Avrupa'da üretilmiş parçaların oranını artırmayı hedefliyor. Bu kurallar, İngiliz şirketlerinin AB pazarına erişimini zorlaştırabileceği gibi, İngiltere'nin kendi sanayi politikasıyla da çelişiyor. İngiliz hükümeti, söz konusu düzenlemelerin ayrımcı olduğunu ve Dünya Ticaret Örgütü kurallarına aykırı olabileceğini savunuyor. AB tarafı ise yeşil dönüşüm ve stratejik özerklik hedefleri doğrultusunda bu kuralların gerekli olduğunda ısrar ediyor.
Zirvenin ertelenmesi, İngiltere'nin AB ile ilişkilerini 'sıfırlama' stratejisi açısından bir darbe olarak yorumlanıyor. Starmer hükümeti, iktidara geldiğinden bu yana Brüksel ile daha yapıcı bir diyalog kurmayı vaat etmişti. Ancak 'Made in Europe' krizi, taraflar arasındaki güven eksikliğini ve ekonomik çıkar çatışmalarını gözler önüne seriyor. İngiliz sanayi kuruluşları, belirsizliğin yatırım kararlarını olumsuz etkilediğini ve acil bir çözüm bulunması gerektiğini belirtiyor. Özellikle otomotiv, havacılık ve ilaç sektörleri, AB pazarına erişimde yaşanacak sıkıntıların milyarlarca sterlinlik kayba yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Zirvenin kasım sonuna ertelenmesi, taraflara ek müzakere süresi tanırken, aynı zamanda İngiliz iş dünyası için belirsizliği artırıyor. AB yetkilileri, ertelemenin 'teknik nedenler' ve 'takvim uyumsuzlukları' kaynaklandığını öne sürse de, diplomatik kaynaklar asıl sorunun 'Made in Europe' kurallarındaki anlaşmazlık olduğunu belirtiyor. İngiltere'nin AB'den kopuş sonrası ticaret anlaşmasının gözden geçirilmesi sürecinde bu tür gerilimlerin yaşanması sürpriz değil. Ancak zirvenin tekrar ertelenmesi, ilişkilerin normalleşmesinin sanıldığı kadar kolay olmayacağını gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB-İngiltere ilişkilerindeki bu tıkanıklık, küresel ticaret ve jeopolitik dengeler açısından da önemli sonuçlar doğurabilir. İngiltere, Brexit sonrası dönemde AB ile ticaretini kolaylaştıracak adımlar atmaya çalışırken, aynı zamanda ABD ve Asya-Pasifik ülkeleriyle de yeni ticaret anlaşmaları peşinde. Ancak AB ile yaşanan sorunlar, İngiltere'nin 'Küresel Britanya' vizyonunu zayıflatıyor. Öte yandan AB, 'Made in Europe' kurallarıyla yeşil teknolojilerde Çin'e olan bağımlılığını azaltmayı ve kendi sanayisini güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu kurallar, AB'nin iklim hedefleri ve stratejik özerklik politikasıyla uyumlu görünse de, İngiltere gibi yakın müttefiklerle ticaret savaşlarına yol açabilir. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde, AB ile İngiltere arasındaki bu anlaşmazlık, Batı bloğu içindeki ekonomik uyumu da test ediyor.
İngiliz sanayisinin karşı karşıya olduğu zorluklar sadece AB kurallarıyla sınırlı değil. Yüksek enerji maliyetleri, nitelikli iş gücü sıkıntısı ve Brexit sonrası artan bürokrasi, İngiliz üreticilerin rekabet gücünü azaltıyor. 'Made in Europe' kuralları ise bu sorunlara bir yenisini ekleyebilir. İngiltere'nin AB ile bir ticaret anlaşmasına varamaması durumunda, birçok şirketin üretimini AB içine taşıma ihtimali bulunuyor. Bu da İngiltere'de iş kayıplarına ve sanayi üretiminin düşmesine neden olabilir. AB tarafında ise bazı üye ülkeler, İngiltere'ye taviz verilmesine karşı çıkarak 'Made in Europe' kurallarının sulandırılmasını istemiyor. Özellikle Fransa ve Almanya, AB'nin stratejik özerkliğinin korunması gerektiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB ile İngiltere arasındaki 'Made in Europe' gerilimi, Türkiye'nin AB ile olan Gümrük Birliği ilişkisi ve dış ticareti açısından önemli ipuçları veriyor. Benzer şekilde Türkiye de AB'nin yeşil dönüşüm ve sınırda karbon düzenlemesi gibi politikalarından etkileniyor. Eğer AB, 'Made in Europe' kurallarını sertleştirirse, Türk ihracatçıları da Avrupa pazarına erişimde zorluk yaşayabilir. Öte yandan İngiltere ile AB arasındaki ticaret anlaşmazlığı, Türkiye'nin her iki tarafla olan ekonomik ilişkilerini dengeleme ihtiyacını artırıyor. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği'ni güncelleme ve İngiltere ile serbest ticaret anlaşmasını genişletme çabalarını sürdürürken, bu tür gelişmeler Ankara'nın manevra alanını kısıtlayabilir. Ayrıca, Batı bloğu içindeki ticaret gerilimleri, Türkiye'nin jeopolitik konumunu güçlendirebilir; ancak ekonomik belirsizlikler risk unsuru olarak öne çıkıyor.