Avrupa Birliği ticaret müzakerecileri, Çin'in hibrit elektrikli araç ihracatını sınırlamak ve Pekin'in günlük 1 milyar sterlinlik rekor ticaret fazlasını dengelemek amacıyla iki günlük kritik görüşmeler için Çin'e gidiyor. AB üyesi ülkelerin Çin menşeli ithalata karşı koruma taleplerini sertleştirmesiyle ticaret müzakerelerindeki atmosferin değiştiği belirtiliyor. Görüşmeler, Brüksel'in geçen yıl Çin yapımı elektrikli araçlara uyguladığı anti-sübvansiyon vergilerinin ardından hibrit modelleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi baskısı altında gerçekleşiyor.
Ticaret açığı ve hibrit araçlar: Brüksel'in yeni cephesi
Avrupa Komisyonu, Çin'in elektrikli araçlara yönelik devlet desteklerini inceleyen soruşturmasını tamamlayarak Ekim 2024'te Çin yapımı bataryalı elektrikli araçlara ek gümrük vergileri getirmişti. Ancak AB'li yetkililer, Çinli üreticilerin bu kez hibrit elektrikli araç (HEV) ve plug-in hibrit (PHEV) segmentine yönelerek vergi rejimini delmeye çalıştığı görüşünde. Zira mevcut önlemler yalnızca tam elektrikli modelleri kapsıyor; hibrit araçlar ise Avrupa pazarına nispeten düşük vergilerle girmeye devam ediyor. Bu durum, AB'nin otomotiv sektöründe rekabet gücünü koruma çabalarını baltalıyor.
Çin'in Avrupa'ya yönelik ticaret fazlası günlük 1 milyar sterlin seviyesine ulaşmış durumda. Bu rakam, AB'nin ticaret açığının yapısal hale geldiğini ve Pekin'in ihracat odaklı büyüme modelinin Avrupa sanayisi üzerindeki baskısını artırdığını gösteriyor. Özellikle Almanya, Fransa ve İtalya gibi otomotiv üretiminde güçlü ekonomiler, Çin menşeli hibrit araç akışının sınırlandırılması konusunda ortak hareket edilmesi gerektiğini savunuyor.
AB ticaret müzakerecilerinin Pekin ziyaretinde öncelikli hedefi, hibrit araçlara yönelik yeni bir anti-sübvansiyon soruşturması başlatmadan önce Çin tarafıyla bir "fiyat taahhüdü" mekanizması üzerinde anlaşmak. Bu mekanizma, Çinli üreticilerin Avrupa'da belirli bir minimum fiyatın altında satış yapmamasını öngörüyor. Brüksel, benzer bir yaklaşımı güneş paneli ve rüzgar türbini sektörlerinde de gündeme getirmişti. Çin'in ise DTÖ kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle bu tür taahhütlere sıcak bakmadığı biliniyor.
Küresel ticaret savaşlarının gölgesinde kritik temaslar
AB-Çin görüşmeleri, ABD'nin Çin'e yönelik agresif tarife politikalarının küresel ticaret düzenini sarstığı bir döneme denk geliyor. Washington yönetiminin elektrikli araçlar, bataryalar ve yarı iletkenlerde uyguladığı ek gümrük vergileri, Pekin'in ihracat pazarlarını çeşitlendirme arayışını hızlandırdı. Avrupa, bu süreçte hem kendi sanayisini korumak hem de Çin ile diyalog kanallarını açık tutmak arasında denge kurmaya çalışıyor.
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in Avrupa'ya yönelik son ziyaretlerinde dile getirdiği "işbirliği" mesajları, somut ticaret adımlarına dönüşmüş değil. AB yetkilileri, Pekin'in pazar erişimi konusunda taviz vermediğini ve Avrupa şirketlerinin Çin'de karşılaştığı rekabet engellerini sürdürdüğünü vurguluyor. Özellikle kamu ihaleleri, fikri mülkiyet hakları ve veri yerelleştirme alanlarındaki asimetrik uygulamalar, Avrupalı iş dünyasının şikayetleri arasında.
Müzakerelerin bir diğer ayağını da kritik hammaddeler oluşturuyor. Çin, nadir toprak elementleri ve lityum işleme kapasitesinin büyük bölümünü elinde bulundurarak küresel yeşil dönüşümün tedarik zincirinde kilit rol oynuyor. AB, Çin'e bağımlılığı azaltmak için "kritik hammadde yasası" kapsamında adımlar atsa da kısa vadede Pekin'in pazar gücünü dengelemek zor görünüyor. Hibrit araç görüşmeleri, bu geniş çaplı tedarik güvenliği tartışmasının bir parçası olarak okunmalı.
AB içinde bazı üye ülkeler, Çin ile ticaret savaşının tırmanmasının Avrupa'nın ihracat pazarlarını da olumsuz etkileyeceği endişesini taşıyor. Özellikle lüks otomotiv, makine ve kimya sektörlerinde Çin, AB için hayati bir pazar. Bu nedenle Brüksel, sert önlemler yerine müzakere yoluyla çözüm arayışını önceliyor. Ancak Avrupa Parlamentosu'ndaki bazı gruplar, Çin'in taahhütlerini yerine getirmemesi durumunda daha radikal adımların gerekli olacağını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin Çin yapımı hibrit araçlara yönelik ticaret önlemleri, Türkiye'nin otomotiv ihracatı ve dış ticaret dengesi açısından doğrudan sonuçlar doğurabilir. Türkiye, AB'nin gümrük birliği üyesi olarak Çin menşeli araçların Avrupa pazarına girişinde transit ülke konumunda; aynı zamanda kendi pazarında da Çin yapımı elektrikli ve hibrit araç satışları hızla artıyor. Brüksel'in korumacı adımları, Türk otomotiv sanayisinin AB pazarındaki rekabet gücünü korumasına yardımcı olabilir. Ancak Çin'in misilleme olarak Türk ürünlerine yönelik kısıtlamalar getirmesi riski de göz ardı edilmemeli. Ankara'nın, hem AB hem de Çin ile dengeli bir ticaret diplomasisi yürütmesi kritik önemde.