Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Güney Kafkasya'ya yönelik diplomatik turuna Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de başladı. Von der Leyen, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile bir araya gelerek bölgesel istikrar, enerji iş birliği ve ulaştırma bağlantısallığı konularını ele aldı. AB'nin son dönemde Güney Kafkasya'ya artan ilgisi, bölgenin jeopolitik önemini ve Avrupa'nın enerji arz güvenliği açısından taşıdığı kritik rolü ortaya koyuyor. Görüşmede, özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrası AB'nin enerji kaynaklarını çeşitlendirme çabaları kapsamında Azerbaycan'dan doğal gaz ithalatının artırılması masaya yatırıldı.
Gelişmenin arka planı: AB'nin Güney Kafkasya'ya stratejik yönelimi
Von der Leyen'in Bakü ziyareti, AB'nin Güney Kafkasya'ya yönelik kapsamlı bir stratejinin parçası olarak değerlendiriliyor. Brüksel, bölgede Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki normalleşme sürecini desteklerken, aynı zamanda Gürcistan'ın AB üyelik perspektifini de canlı tutmaya çalışıyor. Azerbaycan, AB için sadece bir enerji tedarikçisi değil, aynı zamanda Orta Asya'ya açılan bir koridor olarak da önem taşıyor. Orta Koridor olarak adlandırılan Trans-Hazar Ulaştırma Rotası, AB'nin Çin'e alternatif ticaret yolları arayışında kilit bir unsur haline geldi. Von der Leyen'in ziyareti sırasında, Azerbaycan üzerinden geçen bu koridorun geliştirilmesi için somut adımlar atılması konusunda mutabakata varıldığı bildiriliyor.
AB, 2022'den bu yana Azerbaycan'dan doğal gaz alımını önemli ölçüde artırdı. Güney Gaz Koridoru sayesinde Azerbaycan gazı, Avrupa pazarına doğrudan ulaşabiliyor. Von der Leyen, Bakü'de yaptığı açıklamada, "Azerbaycan, enerji arz güvenliğimiz için güvenilir bir ortaktır. Gelecek yıllarda iş birliğimizi daha da derinleştirmeyi hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Görüşmede ayrıca, yenilenebilir enerji alanında ortak projeler ve yeşil hidrojen üretimi gibi konular da ele alındı. AB'nin Azerbaycan'la enerji ilişkisi, Moskova'ya olan bağımlılığı azaltma stratejisinin temel taşlarından birini oluşturuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Kafkasya'da denklemler
Von der Leyen'in Güney Kafkasya turu, AB'nin bölgede Rusya ve Çin'in etkisine karşı kendi nüfuzunu artırma çabası olarak da yorumlanıyor. Rusya, Ukrayna savaşı nedeniyle bölgedeki askeri ve diplomatik varlığını kısmen azaltmak zorunda kalırken, AB bu boşluğu doldurmaya çalışıyor. Ermenistan'ın Rusya liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü'nden (KGAÖ) uzaklaşması ve Batı ile yakınlaşması, AB'nin bölgede daha aktif rol oynamasının önünü açıyor. Von der Leyen, Azerbaycan'ın ardından Ermenistan'ı da ziyaret ederek Başbakan Paşinyan ile görüşecek. Bu ziyaret, AB'nin Ermenistan'ın toprak bütünlüğüne verdiği desteği teyit ederken, aynı zamanda Bakü ile Erivan arasında imzalanması beklenen barış anlaşmasına arabuluculuk yapma niyetini de yansıtıyor.
AB'nin bir diğer önceliği ise Gürcistan'ın Avrupa entegrasyonu. Tiflis'in AB üyelik süreci, ülkede yaşanan siyasi krizler ve yargı bağımsızlığı konusundaki endişeler nedeniyle yavaşlasa da Brüksel, Gürcistan'ı reformlara devam etmesi için teşvik ediyor. Von der Leyen'in turne programında Gürcistan da yer alıyor. AB, tüm bu girişimlerle Güney Kafkasya'da istikrarlı, birbirine bağlı ve refah bir bölge yaratmayı hedefliyor. Ancak, bölgesel dinamiklerin karmaşıklığı ve Rusya'nın askeri varlığı, AB'nin planlarının önünde ciddi engeller olarak duruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin Güney Kafkasya'ya yönelik artan ilgisi, Türkiye'nin bölgedeki stratejik konumunu ve arabuluculuk rolünü daha da önemli hale getirmektedir. Ankara, Azerbaycan'la olan tarihi ve kültürel bağlarının yanı sıra, Ermenistan'la normalleşme sürecinde oynadığı aktif rolle AB'nin bölgesel istikrar hedeflerine katkıda bulunabilir. Ayrıca, Orta Koridor'un geliştirilmesi, Türkiye'yi doğu-batı ticaretinde kritik bir geçiş ülkesi haline getirecektir. Enerji alanında ise, Azerbaycan gazının Avrupa'ya ulaştırılmasında Türkiye'nin oynadığı transit rol, yeni bir enerji merkezi olma hedefleriyle örtüşmektedir. Bu gelişmeler, Türkiye-AB ilişkilerine olumlu yansıyabilecek fırsatlar sunarken, aynı zamanda bölgedeki Rusya ve İran faktörlerinin de dikkatle yönetilmesini gerektirmektedir.