Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından, iki taraf arasında kapsamlı bir ticaret anlaşması üzerinde prensipte uzlaşma sağlandığını duyurdu. Görüşme, AB ile Filipinler arasında yıllardır süren müzakerelerde kritik bir aşamayı işaret ediyor. Von der Leyen, anlaşmanın temel çerçevesinin oluştuğunu belirtirken, bazı detayların hâlâ netleşmediğini ve teknik müzakerelerin devam edeceğini ifade etti.
Ticaret Anlaşmasının Arka Planı ve Müzakereler
AB ile Filipinler arasındaki ticaret ilişkileri uzun bir geçmişe dayanıyor. 2015 yılında başlatılan Serbest Ticaret Anlaşması (STA) müzakereleri, insan hakları ve demokratik standartlar konusundaki endişeler nedeniyle zaman zaman askıya alınmıştı. Ancak 2022'de Marcos Jr.'ın göreve gelmesiyle birlikte ilişkilerde yeni bir sayfa açıldı. AB, Filipinler'in GSP+ (Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi) kapsamındaki avantajlarını sürdürmesi için insan hakları ve iyi yönetişim kriterlerine uyumunu yakından takip ediyor. Son dönemde iki taraf arasında üst düzey ziyaretler ve diyalog mekanizmaları hız kazandı. Von der Leyen'in açıklaması, müzakerelerin artık son aşamaya geldiğini gösteriyor.
Anlaşmanın kapsamı, mal ve hizmet ticareti, yatırım, fikri mülkiyet hakları, kamu alımları ve sürdürülebilir kalkınma gibi geniş bir yelpazeyi içeriyor. AB tarafı, özellikle tarife engellerinin kaldırılması ve yatırım ortamının iyileştirilmesi konusunda istekli. Filipinler ise tarım ürünleri, tekstil ve elektronik ürünlerinde AB pazarına daha kolay erişim hedefliyor. Ancak hassas sektörlerde (örneğin AB'nin tarımsal sübvansiyonları ve Filipinler'in yerli sanayii koruma talepleri) bazı pürüzlerin devam ettiği belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB, son yıllarda Hint-Pasifik bölgesine yönelik stratejik ilgisini artırmış durumda. Çin'in bölgedeki ekonomik ve askeri etkisini dengelemek isteyen Brüksel, ASEAN ülkeleriyle ticaret ve yatırım anlaşmalarına hız verdi. Filipinler, Güneydoğu Asya'da stratejik konumu ve ABD ile ittifakı nedeniyle AB için önemli bir ortak. Anlaşma, sadece ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir hamle olarak da değerlendiriliyor. AB'nin Çin'e bağımlılığı azaltma çabaları kapsamında, tedarik zincirlerini çeşitlendirme stratejisi Filipinler gibi ülkelerle işbirliğini güçlendiriyor.
Öte yandan, anlaşmanın çevre ve işgücü standartlarına uyum konusunda Filipinler'e önemli yükümlülükler getirmesi bekleniyor. AB, Paris Anlaşması taahhütleri ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmelerine uyumu anlaşmanın ayrılmaz parçası olarak görüyor. Filipinler'in bu kriterleri karşılaması, ülkedeki yasal düzenlemeler ve uygulamalar açısından zorlu bir süreç olabilir. Ayrıca, anlaşmanın onaylanması için AB tarafında Avrupa Parlamentosu ve üye ülkelerin onayı gerekiyor; bu da sürecin birkaç yıl daha uzayabileceği anlamına geliyor.
Uzmanlar, anlaşmanın hayata geçmesi halinde AB'nin Filipinler'e yaptığı yatırımların artacağını, özellikle yenilenebilir enerji, dijital ekonomi ve altyapı alanlarında yeni iş fırsatları doğacağını öngörüyor. Filipinler ise AB'nin yeşil dönüşüm ve dijitalleşme hedeflerine uyum sağlayarak modern ekonomilere entegre olmayı amaçlıyor. Ancak sivil toplum kuruluşları, anlaşmanın insan hakları ve çevre koruma konusunda bağlayıcı mekanizmalar içermediği yönünde eleştiriler getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin Filipinler ile ticaret anlaşması, Türkiye'nin AB ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve STA müzakereleri açısından dolaylı ama önemli bir gösterge. Brüksel'in Hint-Pasifik'e yönelik ticari açılımı, Türkiye'nin AB pazarındaki rekabet gücünü etkileyebilir; özellikle tekstil ve otomotiv gibi sektörlerde Filipinler'in avantajlı konuma geçmesi riski var. Ayrıca, AB'nin insan hakları ve sürdürülebilirlik kriterlerini ticaret anlaşmalarına entegre etmesi, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde benzer taleplerle karşılaşabileceğini gösteriyor. Türkiye, Asya-Pasifik bölgesiyle kendi ticaret ve yatırım anlaşmalarını çeşitlendirerek denge kurmaya çalışmalı.