Avrupa Birliği'nin dış politika mekanizması olan Avrupa Dış İlişkiler Servisi (EEAS), bütçe kesintileri, yetersiz araçlar ve Avrupa Komisyonu ile yaşadığı yetki çatışması nedeniyle varlığını sürdürme mücadelesi veriyor. POLITICO’nun bir hafta boyunca yayımladığı geniş kapsamlı analiz dizisinde, EEAS’ın kuruluşundan bu yana karşılaştığı yapısal sorunlar ve bunların AB’nin küresel bir aktör olma hedefini nasıl tehlikeye attığı ele alındı. 2010 yılında Lizbon Antlaşması ile kurulan EEAS, AB adına ortak bir dış politika yürütmek üzere tasarlanmıştı. Ancak 15 yıl sonra, servis hem iç hem de dış baskılarla karşı karşıya.
Bütçe Kısıtlamaları ve Yetki Savaşı
EEAS, kurulduğu günden bu yana sürekli bütçe kesintileriyle boğuşuyor. AB'nin 2021-2027 çok yıllı mali çerçevesinde EEAS'ın bütçesi yaklaşık yüzde 10 oranında azaltıldı. Bu durum, servisin yeni diplomatik misyonlar açmasını ve mevcut operasyonlarını sürdürmesini zorlaştırıyor. Öte yandan, Avrupa Komisyonu'nun genişleme, komşuluk politikası ve kalkınma yardımı gibi alanlardaki artan rolü, EEAS ile yetki çatışmasına yol açıyor. Komisyon, özellikle Batı Balkanlar ve Doğu Avrupa ülkelerine yönelik politikalarında EEAS'ı devre dışı bırakma eğiliminde. Bu durum, AB'nin dış politikasında tutarlılık sorununa neden oluyor. Ayrıca, üye ülkelerin kendi ulusal çıkarlarını ön planda tutması, EEAS'ın ortak bir ses oluşturmasını engelliyor. Fransa ve Almanya gibi büyük ülkeler, kendi dış politika hedeflerini EEAS aracılığıyla gerçekleştirmeye çalışırken, küçük üye devletler servisin daha güçlü olmasını savunuyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
EEAS'ın zayıflaması, AB'nin jeopolitik bir aktör olarak etkisini azaltıyor. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'daki krizler karşısında AB'nin tek bir sesle konuşamaması, servisin iç çekişmelerinin bir yansıması olarak görülüyor. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, EEAS'ın reforme edilmesi gerektiğini sık sık dile getiriyor. Borrell, servisin daha hızlı karar alabilmesi ve daha etkin araçlara sahip olması için üye ülkelerden daha fazla yetki devri talep ediyor. Ancak bu talep, özellikle egemenlik hassasiyeti yüksek ülkeler tarafından dirençle karşılanıyor. Uzmanlar, EEAS'ın önümüzdeki yıllarda ya reform yaparak güçleneceğini ya da mevcut haliyle işlevsizleşerek AB dış politikasının başarısızlığına yol açacağını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
EEAS'ın zayıflaması, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde belirsizlik yaratabilir. AB adına Türkiye ile müzakereleri yürüten başlıca birim olan EEAS, özellikle Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestisi gibi konularda kilit rol oynuyor. Ancak servisin iç çekişmeleri, bu müzakerelerin yavaşlamasına veya sonuçsuz kalmasına neden olabilir. Öte yandan, AB'nin Doğu Akdeniz ve enerji politikalarında EEAS'ın etkisiz kalması, Türkiye'nin bölgesel bir aktör olarak elini güçlendirebilir. Ankara, EEAS'ın zayıflığından istifade ederek kendi çıkarlarına uygun ikili anlaşmalar yapmayı tercih edebilir. Ancak uzun vadede, işlevsiz bir AB dış politikası, Türkiye'nin Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası'na (AGSP) katılımını da olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye'nin, EEAS reformu sürecine dahil olması ve çıkarlarını koruyacak bir AB dış politikası yapısını desteklemesi stratejik önem taşıyor.