Avrupa Birliği'nin siber güvenlik ajansı ENISA ve Avrupa Komisyonu bünyesindeki Ortak Araştırma Merkezi (JRC), ilk kez Çin menşeli açık kaynaklı yapay zekâ modellerini test ettiklerini resmen açıkladı. Brüksel merkezli kurumlar, testlerin siber güvenlik açıkları, veri koruma ve olası kötüye kullanım senaryolarına odaklandığını belirtti. Bu adım, AB'nin yapay zekâ düzenlemeleri kapsamında Çin teknolojilerine yönelik artan temkinli yaklaşımının somut bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Testlerin arka planı ve kapsamı
ENISA ve JRC'nin yürüttüğü testler, Çinli şirketler tarafından geliştirilen ve açık kaynak lisansıyla sunulan büyük dil modellerini (LLM) kapsıyor. Özellikle DeepSeek, Qwen ve Yi gibi modellerin incelendiği, ancak hangi modellerin test edildiğine dair resmi bir liste paylaşılmadığı öğrenildi. Testlerin amacı, bu modellerin Avrupa altyapılarında kullanılması durumunda ortaya çıkabilecek siber güvenlik risklerini, arka kapı ihtimallerini, veri sızıntısı potansiyelini ve model davranışlarının öngörülebilirliğini değerlendirmek.
AB yetkilileri, testlerin henüz erken aşamada olduğunu ve sonuçların kamuoyuyla paylaşılmayacağını, ancak politika yapıcılara rapor edileceğini belirtti. Bu hamle, AB'nin 2023'te kabul ettiği Yapay Zekâ Yasası (AI Act) çerçevesinde yüksek riskli sistemlere yönelik denetimlerin bir parçası. Yasa, AB pazarına giren tüm yapay zekâ sistemlerinin şeffaflık, veri yönetişimi ve güvenlik standartlarına uymasını zorunlu kılıyor.
Küresel ve bölgesel boyut
Çin yapay zekâ modellerinin açık kaynak olarak sunulması, son yıllarda küresel ölçekte hızlı bir benimsenme sağladı. Özellikle DeepSeek'in düşük maliyetli ve yüksek performanslı modeli, Batılı teknoloji devlerine alternatif olarak görülüyor. Ancak bu modellerin arkasındaki veri toplama pratikleri, algoritmik şeffaflık eksikliği ve potansiyel devlet gözetimi endişeleri, Avrupa'da ve ABD'de ciddi tartışmalara yol açtı.
ABD'de bazı federal kurumlar ve özel sektör şirketleri, Çin menşeli yapay zekâ modellerinin kullanımını yasaklamış veya kısıtlamış durumda. Avrupa'da ise henüz bağlayıcı bir yasak yok; ancak ENISA'nın testleri, ileride düzenleyici adımların habercisi olabilir. Uzmanlar, AB'nin Çin teknolojilerine karşı "risk temelli" bir yaklaşım benimsediğini, tamamen yasaklamak yerine güvenlik açıklarını tespit edip yönetmeye çalıştığını vurguluyor.
Testlerin bir diğer boyutu da transatlantik işbirliği. AB'nin bu adımı, ABD ile yapay zekâ güvenliği konusundaki ortak çalışmaların bir parçası olarak görülüyor. Geçtiğimiz aylarda ABD ve AB, yapay zekâ standartları ve risk değerlendirmesi konusunda bir çalışma grubu kurmuştu. Çin modellerinin test edilmesi, bu işbirliğinin somut bir çıktısı olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem AB ile Gümrük Birliği ilişkisi hem de kendi yapay zekâ stratejisi nedeniyle bu gelişmeden doğrudan etkilenebilir. AB'nin Çin modellerine yönelik testleri, Türkiye'nin kendi kamu kurumlarında ve özel sektöründe kullanılan yapay zekâ araçlarının güvenlik denetimini gündeme getirebilir. Ayrıca Türkiye'nin yerli ve açık kaynak yapay zekâ modelleri geliştirme çabaları, Batı ile Çin arasındaki teknoloji rekabetinde denge politikası izlemesini gerektirebilir. Olası bir AB kısıtlaması, Türkiye üzerinden Çin modellerine erişim gibi gri alanlar yaratabilir; bu da Ankara'nın dijital egemenlik ve veri güvenliği politikalarını daha da önemli kılıyor.