Avrupa Birliği, Çin'e hibrit otomobil ihracatını gönüllü olarak sınırlama çağrısı yaptı. Brüksel, Pekin yönetiminden Çin yapımı hibrit araçların Avrupa Birliği pazarındaki payını yaklaşık %15 seviyesine çekmesini talep ediyor. Konuya yakın kaynaklara göre bu talep, Avrupa Komisyonu ile Çin Ticaret Bakanlığı arasında süren teknik görüşmelerde dile getirildi. AB, Çin'in elektrikli ve hibrit araç ihracatına yönelik mevcut anti-sübvansiyon soruşturması kapsamında kalıcı vergiler uygulamaya hazırlanırken, gönüllü sınırlama formülü ticaret savaşını önleme çabası olarak öne çıkıyor.
Gelişmenin arka planı
Avrupa Birliği, Ekim 2023'te Çin'den gelen elektrikli araçlara yönelik sübvansiyon soruşturması başlatmıştı. Temmuz 2024'te geçici vergiler yürürlüğe girmiş, Ekim 2024'te ise Çinli üreticilere yönelik kalıcı anti-sübvansiyon vergileri onaylanmıştı. Vergi oranları şirketlere göre değişmekle birlikte %7,8 ile %35,3 arasında uygulanıyor. Çin, bu adımlara karşı Dünya Ticaret Örgütü'ne başvurmuş ve Avrupa'dan ithal edilen konyak gibi ürünlere yönelik geçici anti-damping vergileri getirmişti.
Şimdi AB, hibrit araçları da kapsayacak şekilde baskıyı genişletmeyi değerlendiriyor. Çin menşeli hibrit otomobillerin AB pazarındaki payı son iki yılda hızla arttı. Sektör verilerine göre 2024'te bu oran %10'un üzerine çıktı. Brüksel, 2025 sonunda %15'i aşması durumunda pazar bozulmasının derinleşeceğini savunuyor. Çinli üreticiler arasında BYD, SAIC, Geely ve Great Wall Motors gibi markalar Avrupa'da agresif büyüme stratejisi izliyor. Özellikle plug-in hibrit (PHEV) segmentinde fiyat avantajı dikkat çekiyor.
AB yetkilileri, gönüllü ihracat sınırlamasının Dünya Ticaret Örgütü kurallarına uygun bir geçici çözüm olabileceğini düşünüyor. Ancak Çin tarafı, söz konusu talebi henüz resmi olarak kabul etmiş değil. Pekin, ihracat kısıtlamalarının serbest ticarete aykırı olduğunu ve müzakerelerde eşitlik ilkesine bağlı kalınması gerektiğini vurguluyor. Çin Ticaret Bakanlığı Sözcüsü, geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamada, "AB'nin korumacı adımlarının küresel otomotiv tedarik zincirine zarar vereceğini" ifade etti. Görüşmelerin yıl sonuna kadar sonuçlanması bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
AB'nin hamlesi, küresel otomotiv sektöründe dengeleri değiştirebilir. Çin, dünyanın en büyük otomobil pazarı olmasının yanı sıra son yıllarda en büyük otomobil ihracatçısı konumuna yükseldi. Avrupa, Çin için kritik bir pazar. 2023'te Çin'den AB'ye yapılan elektrikli araç ihracatı 10 milyar avroyu aştı. Hibrit araçların da eklenmesiyle bu rakamın 2025'te 15 milyar avroya ulaşması bekleniyor.
Öte yandan ABD, Çin'e yönelik elektrikli araç vergilerini %100'e çıkarmış durumda. Kanada da benzer bir adım attı. Bu tablo, Çin'in ihracat pazarlarını çeşitlendirme arayışını hızlandırıyor. Çinli üreticiler, Avrupa'da fabrika kurma yoluyla vergilerden kaçınma stratejisi izliyor. BYD, Macaristan'da; Chery, İspanya'da; Leapmotor ise Polonya'da üretim tesisleri kurma planlarını açıkladı. Ancak bu yatırımların tamamlanması zaman alacak.
AB içinde de görüş ayrılıkları mevcut. Almanya, Çin ile ticaret savaşının kendi otomotiv devlerine zarar vereceğini savunurken, Fransa ve İtalya daha sert önlemlerden yana. Almanya Başbakanı Olaf Scholz, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada, "Çin ile diyalog kanallarının açık tutulması gerektiğini" söyledi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise "adil rekabet koşullarının sağlanması" konusunda kararlı olduklarını yineledi.
Uzmanlar, gönüllü sınırlama modelinin geçmişte Japonya ile ABD arasında yaşanan otomobil ticaret anlaşmazlıklarında da kullanıldığını hatırlatıyor. 1980'lerde Japonya, ABD'nin baskısıyla otomobil ihracatını gönüllü olarak sınırlamıştı. Ancak o dönemdeki koşullar ile bugünkü küresel tedarik zinciri yapısı farklı. Çin'in devlet destekli sanayi politikası ve ölçek ekonomisi, benzer bir modelin etkinliğini tartışmalı hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin Çin'e yönelik otomobil ihracat sınırlaması, Türkiye için iki açıdan önem taşıyor. Birincisi, Türkiye'de üretim yapan Avrupalı ve Türk markaları, Çin'den gelecek olası yatırımlardan etkilenebilir. İkincisi, AB pazarında Çin araçlarına uygulanacak kısıtlamalar, Türkiye'den yapılan otomotiv ihracatına dolaylı olarak rekabet avantajı sağlayabilir. Öte yandan Çin, Türkiye'ye yönelik otomobil ihracatını artırarak buradan Avrupa'ya geçiş yapmayı deneyebilir. Türkiye'nin Gümrük Birliği çerçevesindeki yükümlülükleri, kendi ticaret politikasını belirlemede belirleyici olacak. Ayrıca Çinli üreticilerin Türkiye'de fabrika kurma girişimleri, yerli otomotiv sanayisi için fırsat ve tehdit dengesi oluşturuyor.