Avrupa Birliği (AB), stratejik sektörlerde Çin’e olan kritik bağımlılığını azaltmak için tedarik zincirlerinde köklü bir dönüşümü hedefleyen yeni bir düzenleme üzerinde çalışıyor. AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, Cuma günü yaptığı açıklamada, Avrupa Komisyonu’nun hassas sektörlerde faaliyet gösteren şirketleri tek bir tedarikçiye –özellikle Çin’e– bağımlılıklarını azaltmaya ve en az üç farklı kaynağa yönelmeye zorlayabilecek bir yasa taslağını değerlendirdiğini duyurdu. Brüksel’deki basın toplantısında konuşan Šefčovič, “Tedarik zincirlerimizin dayanıklılığını artırmak ve jeopolitik risklere karşı kırılganlığımızı azaltmak zorundayız. Çin’e olan aşırı bağımlılık hem ekonomik hem de güvenlik açısından ciddi bir risk oluşturuyor” ifadelerini kullandı.
Gelişmenin arka planı
AB, son yıllarda özellikle pandemi ve Ukrayna savaşı gibi krizlerle tedarik zincirlerindeki kırılganlıkların farkına vardı. Kritik hammaddelerden yarı iletkenlere, ilaç etken maddelerinden batarya bileşenlerine kadar pek çok alanda Çin’e olan bağımlılık, AB’nin stratejik özerklik hedefini tehdit ediyor. Šefčovič, yeni düzenlemenin “açık stratejik özerklik” anlayışı çerçevesinde şekillendiğini belirterek, “Amacımız ticareti durdurmak değil, riskleri dağıtmak ve çeşitlendirmek. Tek bir ülkeye veya şirkete aşırı bağımlı olmak, o ülke veya şirket bir krizle karşılaştığında tüm ekonomimizi felç edebilir” dedi.
Brüksel’in üzerinde çalıştığı yasa taslağı, enerji, sağlık, dijital teknolojiler ve savunma gibi hassas sektörlerdeki şirketlere, tedarikçi çeşitlendirme planları sunma zorunluluğu getirecek. Şirketler, belirli bir ürün veya hammadde için tek bir kaynağa yüzde 50’nin üzerinde bağımlıysa, iki yıl içinde en az iki alternatif kaynak geliştirmekle yükümlü olacak. Uyum sağlamayan şirketlere ise cironun yüzde 2’sine varan idari para cezaları uygulanması planlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu girişim, AB’nin Çin karşısında “risk azaltma” (de-risking) stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Washington ile benzer adımlar atan Brüksel, özellikle yarı iletkenlerde Tayvan’a ve nadir toprak elementlerinde Çin’e olan bağımlılığı kırmayı hedefliyor. Ancak uzmanlar, kısa vadede alternatif tedarikçi bulmanın zor olduğuna dikkat çekiyor. Çin, dünya nadir toprak elementleri üretiminin yüzde 60’ından fazlasını elinde bulundururken, batarya üretiminde de küresel kapasitenin yüzde 70’ine sahip. AB’nin bu alanlarda alternatif kaynaklar geliştirmesi için yıllar alabilecek yatırımlar gerekiyor.
Düzenleme, AB içinde de tartışma yaratmış durumda. Almanya gibi ihracata dayalı ekonomiler, Çin’le ticari ilişkilerin daha da gerilmesinden endişe ederken, Fransa ve Doğu Avrupa ülkeleri daha sıkı önlemlerden yana. Avrupa İş Dünyası Konfederasyonu (BUSINESSEUROPE), yeni yükümlülüklerin şirketler üzerinde ek maliyet yaratacağını, ancak uzun vadede dayanıklılık açısından faydalı olabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB’nin tedarik zincirlerini çeşitlendirme girişimi, Türkiye için hem fırsat hem de riskler barındırıyor. Türkiye, coğrafi konumu ve gelişmiş sanayi altyapısıyla AB’nin Çin’e alternatif arayışında potansiyel bir tedarik merkezi haline gelebilir. Özellikle otomotiv, tekstil ve beyaz eşya gibi sektörlerde AB şirketleri Türkiye’ye yönelebilir. Ancak Türkiye’nin kendisinin de kritik hammaddelerde Çin’e bağımlı olması, bu fırsatı sınırlayabilir. Ayrıca AB’nin yeni düzenlemeleri, Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği’nin güncellenmesi müzakerelerinde yeni bir tartışma konusu yaratabilir. Ankara’nın, bu gelişmeyi kendi sanayi politikalarıyla uyumlu hale getirerek AB tedarik zincirlerinde daha fazla yer kapması stratejik bir öncelik olmalıdır.