Avrupa Birliği, Çin'in devlet destekli ihracatının Avrupa'nın temel sanayi sektörleri üzerinde yarattığı baskıya yanıt olarak Pekin'e üst düzey bir elçi gönderiyor. 27 ülkeden oluşan bloğun siyasetçileri ve ekonomistleri, Çin'in muazzam sübvansiyonlarını ve ihracatını Avrupa'nın sanayi tabanı için büyük bir tehdit olarak değerlendiriyor. Bu ziyaret, AB'nin ticaret politikasında daha sert bir tutum benimsemeye yöneldiği bir dönemde gerçekleşiyor.
Arka Plan: AB'nin Çin ile Ticaret Gerilimi
Avrupa Birliği, uzun süredir Çin ile ticaret ilişkilerinde bir denge arayışı içinde. Ancak son dönemde Çin'in yeşil enerji, otomotiv ve yüksek teknoloji gibi stratejik sektörlerde uyguladığı sübvansiyonlar, AB içinde ciddi rahatsızlık yaratıyor. Avrupa Komisyonu, Çin menşeli elektrikli araçlara yönelik antidamping soruşturması başlatmış ve olası ek gümrük vergileri üzerinde çalışıyor. Bu gelişmeler, AB'nin Çin'e yönelik stratejik yaklaşımını gözden geçirdiğini gösteriyor.
AB'nin Pekin'e gönderdiği elçinin kimliği ve ziyaretin tam takvimi henüz netleşmedi, ancak diplomatik kaynaklar, görüşmelerin ticaret dengesizlikleri, piyasa erişimi ve sübvansiyonlar gibi konuları kapsayacağını belirtiyor. AB yetkilileri, Çin'in Dünya Ticaret Örgütü (WTO) kurallarına uygun hareket etmesi çağrısında bulunuyor. Öte yandan Çin, sübvansiyonlarının şeffaf olduğunu ve küresel yeşil dönüşüme katkı sağladığını savunuyor.
Avrupa'daki iş dünyası temsilcileri, Çin'in artan ihracatının Avrupa'daki üretim kapasitesini ve istihdamı olumsuz etkilediğini dile getiriyor. Özellikle Almanya, Fransa ve İtalya gibi ülkelerde sanayi kuruluşları, Çinli rakiplerinin devlet destekli fiyat avantajı nedeniyle zorlandıklarını belirtiyor. Ekonomistler, AB'nin bu konuda somut adımlar atmaması halinde sanayi tabanının daha da zayıflayacağı uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB-Çin ticaret gerilimi, küresel ekonominin geleceği açısından da kritik bir eşikte. Çin, pandemi sonrası toparlanma sürecinde ihracatını artırarak büyümesini sürdürmeye çalışıyor. Ancak bu durum, ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının yeniden alevlenme riskini de beraberinde getiriyor. ABD, Çin'in sübvansiyonlarına karşı daha önce ek gümrük vergileri uygulamıştı. AB'nin benzer adımlar atması, küresel ticarette korumacılık eğilimlerini güçlendirebilir.
Uzmanlar, AB'nin Çin'e karşı ortak bir cephe oluşturma çabasının, ABD ile transatlantik işbirliğini de güçlendirebileceğini söylüyor. Ancak bazı AB ülkeleri, Çin ile ekonomik ilişkilerini tamamen koparmaktan çekiniyor. Özellikle Almanya, otomotiv sektörü için Çin pazarının hayati önem taşıdığını vurguluyor. Bu nedenle AB içinde farklı sesler yükseliyor: Bir yanda sert önlemler alınmasını isteyenler, diğer yanda diyaloğu sürdürmeyi savunanlar var.
Çin ise AB'nin adımlarını 'haksız rekabet' olarak nitelendiriyor ve karşı önlemler alabileceği sinyalini veriyor. Geçmişte Çin, Avrupa'dan ithal edilen bazı ürünlere yönelik antidamping soruşturmaları başlatmıştı. Bu durum, ticaret savaşının karşılıklı olarak tırmanma riskini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB-Çin ticaret gerilimi, Türkiye'yi doğrudan ve dolaylı yollardan etkiliyor. Türkiye, Gümrük Birliği anlaşması çerçevesinde AB ile entegre bir ekonomiye sahip. AB'nin Çin'e karşı korumacı önlemler alması, Türk sanayicisi için bazı fırsatlar yaratabilir; zira Avrupa pazarında Çin ürünlerine uygulanacak ek vergiler, Türk ürünlerinin rekabet gücünü artırabilir. Öte yandan, Türkiye'nin Çin ile ticaret açığı büyük boyutlarda ve Çin'in sübvansiyonlu ihracatı Türk sanayisini de tehdit ediyor. Ankara, hem AB hem de Çin ile dengeli bir ilişki yürütmek zorunda. AB'nin sertleşen tutumu, Türkiye'nin de benzer önlemler alması için baskı oluşturabilir. Ayrıca, küresel ticarette artan korumacılık, Türkiye'nin ihracat pazarlarını çeşitlendirme çabalarını da etkileyebilir.