Avrupa Birliği, Kanada Başbakanı Mark Carney'in ABD ve Çin'e karşı 'orta güçler' arasında kurulmasını önerdiği 'özel ittifak' fikrine mesafeli yaklaşıyor. Brüksel'den yapılan açıklamalarda, mevcut uluslararası ittifak yapılarının ve ticaret mekanizmalarının bu tür bir yeni oluşuma ihtiyaç bırakmadığı vurgulanıyor. Carney'in çağrısı, özellikle ihracata bağımlı orta büyüklükteki ekonomilerde yankı bulsa da, AB'nin önde gelen üyeleri öneriye temkinli yaklaşıyor.
Carney'in önerisi ne anlama geliyor?
Kanada Başbakanı Mark Carney, son dönemde yaptığı açıklamalarda, ABD'nin korumacı ticaret politikaları ve Çin'in ekonomik yayılmacılığı karşısında 'orta güçler' olarak tanımladığı ülkelerin ortak bir platform oluşturması gerektiğini savunmuştu. Bu ülkeler arasında Kanada, Avustralya, Japonya, Güney Kore, bazı AB üyeleri ve Brezilya gibi ekonomiler yer alıyor. Carney'e göre bu ülkeler, ne ABD'nin ne de Çin'in yörüngesine girmeden kendi ekonomik ve güvenlik çıkarlarını koruyabilir.
Ancak AB diplomatik kaynakları, böyle bir ittifakın mevcut NATO, G7 ve Dünya Ticaret Örgütü gibi yapıları zayıflatabileceği endişesini taşıyor. Özellikle Almanya ve Fransa, transatlantik bağları zedeleyecek herhangi bir girişimin Avrupa'nın güvenlik mimarisine zarar vereceği görüşünde. AB Komisyonu sözcüleri, 'Avrupa'nın önceliğinin mevcut ittifakları güçlendirmek olduğunu' belirtti.
Küresel ekonomide dengeler değişiyor
Carney'in çağrısı, küresel ticaret savaşlarının yeniden alevlendiği bir dönemde geldi. ABD'nin Çin'e yönelik ek gümrük vergileri ve teknoloji ihracat kısıtlamaları, birçok ülkeyi yeni ticaret ortaklıkları arayışına itiyor. Çin ise Kuşak ve Yol Girişimi ve BRICS+ platformu üzerinden etkisini genişletmeye çalışıyor. Bu ortamda orta güçlerin bağımsız hareket etme kapasitesi sorgulanıyor.
Ekonomistler, Carney'in önerisinin pratikte hayata geçmesinin zor olduğunu belirtiyor. Zira bu ülkelerin ekonomik yapıları ve dış politika öncelikleri birbirinden farklı. Örneğin Avustralya, ABD ile güçlü bir güvenlik ittifakına (AUKUS) sahipken, Brezilya Çin ile ticari bağlarını derinleştiriyor. Ayrıca AB içindeki bazı ülkeler, Çin ile ekonomik ilişkilerini sürdürmekte kararlı.
AB'nin stratejik özerklik arayışı
Avrupa Birliği, son yıllarda 'stratejik özerklik' kavramı çerçevesinde kendi savunma ve teknoloji kapasitesini güçlendirmeye odaklanmış durumda. Ancak bu yaklaşım, ABD'den tamamen kopmak anlamına gelmiyor. Aksine, NATO içinde daha güçlü bir Avrupa sütunu hedefleniyor. Carney'in önerisi, bu hassas dengeyi bozabileceği için Brüksel'de temkinli karşılanıyor.
Öte yandan, AB'nin genişleme perspektifi ve komşuluk politikaları da göz önüne alındığında, yeni bir 'orta güçler kulübü' oluşturmak yerine mevcut yapıları reforme etmek daha akılcı görünüyor. AB Dış İlişkiler Servisi (EEAS) yetkilileri, 'ortak hedefler doğrultusunda esnek iş birliklerinin' daha uygun olacağını ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Carney'in önerdiği 'orta güçler' tanımına giren ülkeler arasında yer alıyor. Ancak Ankara, Batı ile ilişkilerinde yaşadığı sorunlar ve Rusya ile geliştirdiği pragmatik iş birliği nedeniyle böyle bir ittifakta nasıl konumlanacağı konusunda belirsizlik yaşıyor. AB'nin öneriye mesafeli durması, Türkiye'nin de temkinli olmasına yol açabilir. Öte yandan, ABD ve Çin arasındaki rekabette denge politikası izleyen Türkiye için alternatif platformlar cazip olabilir. Ancak mevcut ekonomik kırılganlıklar ve Batı ile savunma iş birliği bağımlılığı, bağımsız bir 'orta güç' hareketini zorlaştırıyor.